Renault Clio I 1.4 RT

Mt.Akina

Reis
Beta Programı
18 Ocak 2017
5,579
1
22,226
5,670
Ankara
Marka
Ford
Hayirli uğurlu olsun, kazasız belasız kullan inşallah :).
Teşekkürler @gtepro daha iyisi sana olur inşallah.:)

Motorun içinide yıkat. Yani şu devir daim ile motor içindeki yilanmiş pislikleri çikardikları sürekli su bastıkları olay..
Sanayiye gittik, ustamız aracın soğutma problemi olmadığı Clio1'lerin orijinal olarak fanlarının açtığı yeri 4 çizgili dilimden 3/4 olarak söyledi ve endişelenmemiz gereken asıl yerin 3/4 değil de 4/4 olduğunu söyledi.o_OEn ufak bir durumda tekrardan getirin bakayım diye de ekledi.

Son durum olarak aileyle kavga dövüş bir şekilde karambolle Atiker LPG dönüşümü yapıldı:(o_O, tamponda boyanacak yerler boyandı eksikleri tamamlandı geriye sadece LPG ayarları kaldı.İlginize teşekkür ederim.
 

İstanbullu

Panpa
8 Eyl 2016
7,345
10,782
4,770
İstanbul
Marka
Hyundai
Teşekkürler @gtepro daha iyisi sana olur inşallah.:)


Sanayiye gittik, ustamız aracın soğutma problemi olmadığı Clio1'lerin orijinal olarak fanlarının açtığı yeri 4 çizgili dilimden 3/4 olarak söyledi ve endişelenmemiz gereken asıl yerin 3/4 değil de 4/4 olduğunu söyledi.o_OEn ufak bir durumda tekrardan getirin bakayım diye de ekledi.

Son durum olarak aileyle kavga dövüş bir şekilde karambolle Atiker LPG dönüşümü yapıldı:(o_O, tamponda boyanacak yerler boyandı eksikleri tamamlandı geriye sadece LPG ayarları kaldı.İlginize teşekkür ederim.

Sen yineden soğutma suyu temizlettirseydin yaw.
 

LvntDmr67

Levo
Panpa
Beta Programı
27 Eki 2016
1,693
5,498
4,070
38
Ankara
Marka
Peugeot
Maşallah maşallah araba hoş duruyor. Hayirli uğurlu olsun,kazasiz belasız sürüşler dilerim
 
  • Beğeni
Tepkiler: Mt.Akina

Mt.Akina

Reis
Beta Programı
18 Ocak 2017
5,579
1
22,226
5,670
Ankara
Marka
Ford
Clio 1.4 RT-Test Yazısı Denemesi
Merhaba otopark.com ailesi uzun zamandır, Clio 1'i merak edenler için test yazısı yazayım, yazayım diyorum bir türlü cesaret edemiyordum, nasip bugüneymiş.Öncelikle bir-iki sene önceki aracım olan Renault 9'u sattıktan sonra yazdığım test yazısından farklı olarak bu sefer aracımı babama verdikten sonra test yazısı yazmak istedim.Umarım keyifle okursunuz, diğer yazımda olduğu gibi(https://www.otopark.com/forum/threads/renault-9-spring-al-fadime.4733/ ) uzun uzun anlatmayı seviyorum, umarım sıkılmazsınız.:)

Aslında Renault serisinin rakamlı serilerinden(5-9-11-21-25)-(Clio-Megane-Laguna) gibi isimli serilere geçisin ilk aşaması Clio, bu anlamda devrimsel bir otomobil olmaya çalışmış ve döneminde olmayan modern seviyeye donanımları ve tasarımıyla ulaşmaya çalışmış. Rakamlı serilerin, yani dünyada çok da başarılı olmayan modellerinin izlenimi kırma görevini bu küçük gövdesiyle üstlenmek zorunda kalmış, nitekim cüretkar bir takım hamleler meyvesini vermiş ve Britanya’da daha sonra çıkacak olan Clio 3’ten daha fazla satış yaparak rekor kırmış. Bunu aslında önemli bir başarı olarak görmekteyim özellikle de Clio 3 döneminde halkın otomobil talebinin ve fabrikanın üretim kapasitesinin arttığı düşünülürse çok daha rahat anlaşılabilir. Tabii o dönemde Britanya’da halkı TV reklamlarına hipnoz etmiş, Nicole and Papa reklam serisinin de pazarlamada etkili olduğu yadsınamaz.

Clio 1 hakkında spesifik olarak bilgi vermek gerekirse araç 1990-1997 yılları arasında bantta kalmış ve 2 makyaj hamlesi ile birlikte 3 ayrı kasa tipi bulunuyor. Makyajlarda aracın kozmetik aksamlarına(direksiyon,far, stop ve üçüncü stop, teknolojik oyuncaklar) dokunulmuş buna ek olarak motor seçenekleri kümülatif olarak arttırılmış.Her geçen makyaj hamlesinde araç 80’lerin sert çizgilerinden kurtulmak istemiş ve bunu ancak son yıllardaki far hamlesiyle yarım yamalak başarabildiğini düşünüyorum.
5849526RENAULTClio-5doors--1935_1.jpg

renault-clio_2117_1.jpg


Öncelikli olarak aracı dışarıdan gördüğümüzü varsayalım, ilk olarak gözümüze çarpan aracın şeker mi şeker kutu yapılı R5/PUG 205 gibi yapısı ile yuvarlatılmış yumuşak hatlara 206/Clio 2 arasında kalmış bir tasarım görebilirsiniz. O yıllarda 106/Saxo gibi Fransız hatchbacklerinin de arada kaldığı ve benzer tasarımı olduğu düşünülürse, dönemine göre tipik bir 90’lar tasarımı. Arka stop grubu, diğer Fransız hatchbacklerine benzeşse de ön tarafında kendine özgü şapşal bakışı mevcut.
01.jpg

MG_4.jpeg


İçeriye girdiğimizde ise bizim hiç de alışık olmadığımız 2 parçalı bir göğüs ve bize her haliyle değişik ve fransız görünen bir kokpit tasarımı mevcut öncelikle, tipik eski Renault’larda olan vitesin arkasında ki teybin konumu hem sürücü için hem de yolcu için kanal değiştirmek de zor anlar yaşatıyor.Eğer sürücü vitesi 1-3-5 gibi konumlara atmak isterse yolcusuna kibarca kanalı çabuk değiştir vites değiştireceğim demeyip, yandaki kişi kanal ayarlayana kadar 2.viteste kalabilir yada gayet sert bir tavırla yolcusunun eline doğru sertçe bir vites hamlesi yapıp burası benim alanım çek git oynama şu teyple sözünü demeden ima edebilir.Bence Fransızların bunu yapmasındaki amaç partner oturması durumunda yanlışlıkla el çarpmasının aslında romantik bir hamle görevini görmesini istemiş olabilirler tabii yanınızda Faruk Dayı’nın oturacağını hesap etmemişler.
IMG_1670.jpg

(NOT:Aracın asıl fotoğrafları ilk sayfadadır, buradakiler temsilidir.)

İçerideki gariplikler bununla da sınırlı değil, özellikle cam açma tuşunun kapı kollarının en aşağısında konumlandırılması aslında kişiye arabanın serzenişini ifade ediyor, ‘’ben öyle bildiğiniz arabalardan değilim mösyö, kolay kolay ‘’cam’’ açmam, önce beni sevdiğini hissettirmeniz lazım’’ triplerini duyabilirsiniz.Bittiğini zannediyorsanız yanılıyorsunuz aracın iç kısmının bu kadar renkli olduğunu görmek bizi heyecanlandırıyor, özellikle torpidonun üstten açılması,Fransızların kokpit tasarımında özgün olmaya çalıştıklarını gösteriyor ve bu özgünlüğe sahip olmanın bedeli olarak ufak tefek ergonomi ödün vermeniz gerekiyor fakat kapı kollarında geniş saklama alanları ve göğüsteki düz zeminler hatta kapaklı gözler sayesinde pratikliğinden kesinlikle ödün vermiyor.Bol bol saklama alanları mevcut, hatta bozuk paralar için dahi içerisi yalıtımlı malzeme ile kaplanmış plastik bir kapakçık mevcut.Bozuk paramızı koyacağımız yerimiz, anahtarlarımızı cüzdanımızı telefonumuzu koyacağımız gözler mevcut, her ne kadar bazıları güncel tablet telefonlara göre küçük kalsa da kapı kollarındaki gözler, bu saydığım malzemelerin hepsinin üstüne de bir de su şişesini rahatlıkla alır.

Aslında iç kısımda dolanırken koltukların çok pofidik ve içe göçen tarzda olduğunu fark ediyorsunuz, yılların verdiği yıpranmışlıktan olacak herhalde ki artık kumaşın dikişlerinin üzerinde oturup, kumaşı esnettiğinizi fark eder fark etmez, üzerine babaannenizin diktiği bir takım minderlerle hem oturma pozisyonunuzu düzeltiyorsunuz hem de koltuklarınızın kumaşını korumuş oluyorsunuz, aksi takdirde yırtılıp kötü gözükmesi muhtemel.Gel gelelim bizim gibi otomobil tutkunlarının iç mekandaki püf noktasına yani sürüş pozisyonuna, sürüş pozisyonu konusunda bu otomobili sevmediğimi itiraf etmeliyim.Bunu dememin sebebi otomobilinin göğsü çok alçak konumlandırılmış, buna karşın direksiyonu göğse oranla bir hayli yukarıda, ve koltuklarda direksiyona göre çok alçak kalıyor.Bu garip düzen doğal olarak ellerinizin 9-15 bir biçimde rahat olarak direksiyonu kavraması için, direksiyona çok fazla yaklaşmanız gerektiğini işaret ediyor, eğer benim gibi kısa biriyseniz(1.74) kafanız tavana değmiyor ya da dışarıdan yeni şoför gibi görünmüyorsunuz ancak dizleriniz alçak göğse çok yaklaşıyor ve olası kaza durumunda dizden ölümcül darbeler almanıza neden olabilecek konuma sokuyor.Koltuk yükseklik ayarı, koltuk pozisyon ayarı yok mu?Dediğinizi duyar gibiyim, ancak bunlarda sizi mümkün mertebe pozisyona sokuyor yani ayarlanabilir direksiyon olmadan çok rahat bir şekilde kullanamazsınız, o da maalesef bu araçlarda mevcut değil.Fakat, herkesin kol bacak ve vücut oranı bir olmadığı gibi benim rahat etmediğim yerde sizler rahat edebilirsiniz, ben kendi adıma ideal sürüş pozisyonunu bulmadıkça rahat süremiyorum, fakat zamanla bu duruma alışıyorsunuz ve sizin için çok büyük problemler teşkil etmiyor.Hep aklınızın ucunda kaldığını es geçemem yalnız.

İç mekanda bu kadar gezindikten sonra donanımlardan bahsetmeden geçmek olmaz, bu araçta aslında diğer rakiplerinde göremeyeceğiniz, bir çok iddialı donanım mevcut, örneğin, elektrikli ön camlar, manuel bel destek ayarı, koltuk yükseklik ayarı, bozuk para haznesi, kapaklı gizli teyp ve saklama gözü, analog saat, orijinal uzaktan kumanda, merkezi kilit, alarm,ayarlanabilen gösterge ışık seviyesi, fıskiyeli arka cam sileceği, ön/arka sis farları ve bu araçta olmasa da bazı modellerinde kliması mevcut. Bu aracın 1990-1997 yılları arasında çıktığı hatırlanırsa ve B segmenti bir Renault olduğu düşünülürse, aslında o dönemin araçlarına göre daha donanımlı olduğunu görebilirsiniz.Hatta ülkemizde olmasa da bazı modellerinde direksiyondan kumanda ses açma kapama, deri koltuk, maun kaplama trim kaplamalar olduğunu da görebilirsiniz.

Fakat sürüş pozisyonu ve ergonomi problemlerine ek olarak bir paragraf ayıracak kadar en büyük eksi ise, aracın içindeki malzemelerin kalitesi ve işçiliği olarak görüyorum.Gözümüzün görmediği göğüsün kapıyla birleştiği yerlerde 1 işaret parmağı kadar açıklık görülüyor ve ara sıra parçaların birleştiği yerlerde çok rahatlıkla görülebilecek boşluklar mevcut bu denli üretim hatası, aslında Fransızların içerideki romantiklikten, parçaları işlemeyi unutmuş olabileceklerini akla getiriyor.Bir diğer husus ise onların kalitesi hani dedik ya bozuk para için yalıtılmış bölme var diye, o bölme her an elinizde kalıp size şaka yapabilir ya da iş bilmez kankanız sağı soluyla oynarken tırnağını kırıp hiçbir şey olmamış gibi çaktırmayabilir.Sizde bu durumda ya burası ne zaman kırıldı, tüh be deyip içerlenebilirsiniz.
Angry-Birds-Car-Meme.jpg


Dış tasarım ve sonrasında içeride bu kadar vakit kaybettikten sonra elimizde geriye aracın mekaniği kalıyor.Clio 1’lerde efsanevi Williams 2.0 16v 150 ps motordan, 1.2 50-60 küsür bg’lere kadar motor seçimi mevcut.Bu araçta ise mütevazi E7J kodlu 1.4 75 ps Renault Energy motoru mevcut, bu motor ilk çıktığında R19 üzerinde az yakma konusunda uzmanlığını yapmış olsa da Clio’da tam anlamıyla doktorasını yapmış olduğunu söyleyebilirim.900 küsür kiloluk kasasında araç yüksüz bir halde iken 0-100 e 11.5-12.5 sn yakın bir sürede çıkmakta ve şehir içi süratlerinde çok seri davranmakta.

Olay az yakmaya geldiği zamanda da gayet başarılı, Renault az yakar klişelerinin bu araç için de bayağı geçerli öyle ki şehir içinde 7-8.5 100km/L arasında benzin tüketebilir eğer ülkemizdeki 7 tl lik benzin almak istemeyip LPG takarsanız da 100km/L 8-9 litre arasında LPG ile rahat rahat dolaşabilirsiniz.Benim rekorum tam şehir içi sayılmasa da 100km/L 6.4 litre LPG yaktığını not ettiğim oldu.

Araçta yüksüz bir durumda yeterli performansı da mevcut öyle ki sigara içmediğim halde sigarasına ışıklarda kalktığım Apaçi Beyazı 1.6 Şahin’i bozduğumda arabanın direksiyonunu öpesim geldiğini itiraf edebilirim.Ama eğer araç ile 4 yetişkin dolu bir halde yola çıkacak iseniz bu dediğim ve saydığım performans övgülerini tamamen unutmanızı ve kendinize bir sağ şerit yoldaşı seçtiğinizi belirtmek isterim öyle ki araç 4 yetişkini aldığı zaman tamamen hantallaşıp çok ayrı bir çekilmezlik ve gitmezlik boyutuna bürünüyor, bu da uzun yokuşlarda aracınızın hararetinin dolayısıyla sizin hararetinizin artacağına delalet ediyor.Size tavsiyem eğer soğutma sistemine güvenmiyorsanız ilk önce o kısmı geliştirmeye/tamire/bakıma çalışınız aksi takdirde daha büyük arızalara sebebiyet verebilirsiniz, ya da o dolulukta yolculuğa çıktığınızda, İbrahim Tatlıses’ten ‘’Yol Ver Dağlar’’ türküsünü açıp daha sakin sakin yokuşları atlatabilirsiniz.
1420739912_tuned_smart_vs_shelby_mustand_drag_race.gif


Olurda o yokuştan inecek olursanız kesinlikle beni çağırmanızı istiyorum, çünkü bu aracın yol tutuşu, benim en çok hoşuma giden taraflarından birisi.Önde McPherson tipi bağımsız süspansiyonu aracın kafasının çoğunlukla yolda kalmasını ve sıkı sıkı tutunmasını sağlıyor.Bu araçla çok absürt bir hızla viraja girmedikçe kafadan kayıp kaza yapmanız pek muhtemel değil ayrıca motorda çok fazla güç olmadığı için viraj çıkışı gaza oturduğunuzda önden kaymak da çok çok zor bir hareket.Fakat viraj da iken eğer aracın dinamiklerine çok fazla aşina değilseniz aracın arka tarafından korkabilir, her an arkasını getirip size kaza yaptıracak gibi hissedebilirsiniz özellikle viraj ortasında zorlanan arka süspansiyon ani hamlelerde dahi cevap verip, sizi hoşunuza gitmeyecek derece de aracı yatırarak kopmakta olduğunu haber veriyor.Özellikle eğer acemi iseniz araç sizi bu noktada uyarıp, kaza yapmanızı gayet organik/elektroniksiz bir yolla sinyalini veriyor, fakat benim gibi o noktada dahi aracı zorlamayı seviyorsanız ya da canınızı sokakta bulmuş gibi davranmak istiyorsanız, araç size kontrollü bir şekilde kayarak cevap veriyor, bu kayma beklemediğiniz bir anda gerçekleşmesi çok muhtemel değil.Beklemediğiniz anda gerçekleştiği zamanlarda dahi araç size manevra yapacak kadar tolere sağlıyor ve aracı düzeltip bu olayı ucuz atlattığınızı ya da benim deyişimle vaayy be süper oldu hadi bir daha kine bir daha yapalım diyorsunuz.Tabii bunda o yıllardaki hidrolik direksiyonların hisli oluşunun payı çok büyük.Aracın yol tutuşunun bu kadar iyi olması her ne kadar beni şaşkınlıkla karışık sevindirse de frenlerinin dayanıksızlığı ve azıcık zorlama ile içinin geçmesi(yumuşaması) ve zayıflaması beni korkutuyor, özellikle yüksek süratlerde yavaşladıktan ya da dik yokuşlar indikten sonra balata kokusu, fren telinin gevşemesi sizi her zaman aslında tipik bir Fransız hatchback’inde olduğunuzu yüzünüze yüzünüze vuruyor.Ama her şeye rağmen bazı otomobiller, fabrikadan çıktıklarından itibaren daha fazla gücü hak ederler bence bu Clio’da daha fazla gücü hak eden araçlardan birisi diye düşünüyorum.Yol tutuşu bu kadar övdük eksisi yok mu derseniz tabii ki mevcut özellikle aracın arka tarafında bu oynak yol tutuş karakteristiği herkesi memnun etmeyebilir, ayrıca aracın 180 km/h kadar çıkabildiğini de söylemem gerekiyor bu noktada fakat araç 140/150 km/h sonrasında yerden yüksekliğinden olsa gerek yerle bağlantısı zayıflıyor gibi hissediyorsunuz ve daha fazla zorlamak istemiyorsunuz.Çünkü düşük süratlerdeki virajlarda keskin olan direksiyon bir anda patates tarlasında imiş gibi boşluklar yapıyor ve sizi yavaşlamanız için uyarıyor.
alp_9441.jpg


Aracın şanzımanı ise 5. Viteste 3000 devirde 105-110km/h arası gösteriyor.Aslında uzun yol için rakiplerine göre gayet ideal bir sürate ulaşıyor fakat aracın yalıtımının çok kuvvetli olmamasından mütevelli yüksek süratlerde yol sesi alıyor, bu sebepten dolayı motor sesi rahatsız etmese de diğer faktörler sizi uzun yolda ortalama 100 km/h’nin ideal olduğunu belirtiyor.Yalıtımın çok kuvvetli değil dedim fakat, yine döneminin, B segmenti araçlarına göre ortalama bir yalıtım seviyesi mevcut yani yerli Renault’lardaki alt takımın Allah Allah nidaları size çok fazla eşlik etmiyor.Dolayısıyla nispeten konforlu bir sürüş sunuyor, aracın ön süspansiyonları çukurları büyük bir medeniyetle karşılarken, yalıtımı biraz da olsa konforundan ele veriyor, fakat arka tarafındaki torsiyon sistemi yine bütün gürültüsü kabin içine veriyor ve ön tarafta medeni şekilde şeker-çikolata ikram edilen çukuru arka bahçede yaka paça gözaltına alıyor.
img_58d6da6b42b92_1490475627.jpg


Buraya kadar okuyanlarınız ve kalemime dayanabilenleriniz varsa umarım beğenmişsinizdir. Başka merak ettikleriniz(kronik problem vs vs) varsa seve seve cevaplarım .

Saygılar…
 
Son düzenleme:

mustafa.e

Panpa
Beta Programı
8 Eyl 2016
2,884
8,361
4,570
25
İstanbul
Marka
Volkswagen
Clio 1.4 RT-Test Yazısı Denemesi
Merhaba otopark.com ailesi uzun zamandır, Clio 1'i merak edenler için test yazısı yazayım, yazayım diyorum bir türlü cesaret edemiyordum, nasip bugüneymiş.Öncelikle bir-iki sene önceki aracım olan Renault 9'u sattıktan sonra yazdığım test yazısından farklı olarak bu sefer aracımı babama verdikten sonra test yazısı yazmak istedim.Umarım keyifle okursunuz, diğer yazımda olduğu gibi(https://www.otopark.com/forum/threads/renault-9-spring-al-fadime.4733/ ) uzun uzun anlatmayı seviyorum, umarım sıkılmazsınız.:)

Aslında Renault serisinin rakamlı serilerinden(5-9-11-21-25)-(Clio-Megane-Laguna) gibi isimli serilere geçisin ilk aşaması Clio, bu anlamda devrimsel bir otomobil olmaya çalışmış ve döneminde olmayan modern seviyeye donanımları ve tasarımıyla ulaşmaya çalışmış. Rakamlı serilerin, yani dünyada çok da başarılı olmayan modellerinin izlenimi kırma görevini bu küçük gövdesiyle üstlenmek zorunda kalmış, nitekim cüretkar bir takım hamleler meyvesini vermiş ve Britanya’da daha sonra çıkacak olan Clio 3’ten daha fazla satış yaparak rekor kırmış. Bunu aslında önemli bir başarı olarak görmekteyim özellikle de Clio 3 döneminde halkın otomobil talebinin ve fabrikanın üretim kapasitesinin arttığı düşünülürse çok daha rahat anlaşılabilir. Tabii o dönemde Britanya’da halkı TV reklamlarına hipnoz etmiş, Nicole and Papa reklam serisinin de pazarlamada etkili olduğu yadsınamaz.

Clio 1 hakkında spesifik olarak bilgi vermek gerekirse araç 1990-1997 yılları arasında bantta kalmış ve 2 makyaj hamlesi ile birlikte 3 ayrı kasa tipi bulunuyor. Makyajlarda aracın kozmetik aksamlarına(direksiyon,far, stop ve üçüncü stop, teknolojik oyuncaklar) dokunulmuş buna ek olarak motor seçenekleri kümülatif olarak arttırılmış.Her geçen makyaj hamlesinde araç 80’lerin sert çizgilerinden kurtulmak istemiş ve bunu ancak son yıllardaki far hamlesiyle yarım yamalak başarabildiğini düşünüyorum.
5849526RENAULTClio-5doors--1935_1.jpg

renault-clio_2117_1.jpg


Öncelikli olarak aracı dışarıdan gördüğümüzü varsayalım, ilk olarak gözümüze çarpan aracın şeker mi şeker kutu yapılı R5/PUG 205 gibi yapısı ile yuvarlatılmış yumuşak hatlara 206/Clio 2 arasında kalmış bir tasarım görebilirsiniz. O yıllarda 106/Saxo gibi Fransız hatchbacklerinin de arada kaldığı ve benzer tasarımı olduğu düşünülürse, dönemine göre tipik bir 90’lar tasarımı. Arka stop grubu, diğer Fransız hatchbacklerine benzeşse de ön tarafında kendine özgü şapşal bakışı mevcut.
01.jpg

MG_4.jpeg


İçeriye girdiğimizde ise bizim hiç de alışık olmadığımız 2 parçalı bir göğüs ve bize her haliyle değişik ve fransız görünen bir kokpit tasarımı mevcut öncelikle, tipik eski Renault’larda olan vitesin arkasında ki teybin konumu hem sürücü için hem de yolcu için kanal değiştirmek de zor anlar yaşatıyor.Eğer sürücü vitesi 1-3-5 gibi konumlara atmak isterse yolcusuna kibarca kanalı çabuk değiştir vites değiştireceğim demeyip, yandaki kişi kanal ayarlayana kadar 2.viteste kalabilir yada gayet sert bir tavırla yolcusunun eline doğru sertçe bir vites hamlesi yapıp burası benim alanım çek git oynama şu teyple sözünü demeden ima edebilir.Bence Fransızların bunu yapmasındaki amaç partner oturması durumunda yanlışlıkla el çarpmasının aslında romantik bir hamle görevini görmesini istemiş olabilirler tabii yanınızda Faruk Dayı’nın oturacağını hesap etmemişler.
IMG_1670.jpg

(NOT:Aracın asıl fotoğrafları ilk sayfadadır, buradakiler temsilidir.)

İçerideki gariplikler bununla da sınırlı değil, özellikle cam açma tuşunun kapı kollarının en aşağısında konumlandırılması aslında kişiye arabanın serzenişini ifade ediyor, ‘’ben öyle bildiğiniz arabalardan değilim mösyö, kolay kolay ‘’cam’’ açmam, önce beni sevdiğini hissettirmeniz lazım’’ triplerini duyabilirsiniz.Bittiğini zannediyorsanız yanılıyorsunuz aracın iç kısmının bu kadar renkli olduğunu görmek bizi heyecanlandırıyor, özellikle torpidonun üstten açılması,Fransızların kokpit tasarımında özgün olmaya çalıştıklarını gösteriyor ve bu özgünlüğe sahip olmanın bedeli olarak ufak tefek ergonomi ödün vermeniz gerekiyor fakat kapı kollarında geniş saklama alanları ve göğüsteki düz zeminler hatta kapaklı gözler sayesinde pratikliğinden kesinlikle ödün vermiyor.Bol bol saklama alanları mevcut, hatta bozuk paralar için dahi içerisi yalıtımlı malzeme ile kaplanmış plastik bir kapakçık mevcut.Bozuk paramızı koyacağımız yerimiz, anahtarlarımızı cüzdanımızı telefonumuzu koyacağımız gözler mevcut, her ne kadar bazıları güncel tablet telefonlara göre küçük kalsa da kapı kollarındaki gözler, bu saydığım malzemelerin hepsinin üstüne de bir de su şişesini rahatlıkla alır.

Aslında iç kısımda dolanırken koltukların çok pofidik ve içe göçen tarzda olduğunu fark ediyorsunuz, yılların verdiği yıpranmışlıktan olacak herhalde ki artık kumaşın dikişlerinin üzerinde oturup, kumaşı esnettiğinizi fark eder fark etmez, üzerine babaannenizin diktiği bir takım minderlerle hem oturma pozisyonunuzu düzeltiyorsunuz hem de koltuklarınızın kumaşını korumuş oluyorsunuz, aksi takdirde yırtılıp kötü gözükmesi muhtemel.Gel gelelim bizim gibi otomobil tutkunlarının iç mekandaki püf noktasına yani sürüş pozisyonuna, sürüş pozisyonu konusunda bu otomobili sevmediğimi itiraf etmeliyim.Bunu dememin sebebi otomobilinin göğsü çok alçak konumlandırılmış, buna karşın direksiyonu göğse oranla bir hayli yukarıda, ve koltuklarda direksiyona göre çok alçak kalıyor.Bu garip düzen doğal olarak ellerinizin 9-15 bir biçimde rahat olarak direksiyonu kavraması için, direksiyona çok fazla yaklaşmanız gerektiğini işaret ediyor, eğer benim gibi kısa biriyseniz(1.74) kafanız tavana değmiyor ya da dışarıdan yeni şoför gibi görünmüyorsunuz ancak dizleriniz alçak göğse çok yaklaşıyor ve olası kaza durumunda dizden ölümcül darbeler almanıza neden olabilecek konuma sokuyor.Koltuk yükseklik ayarı, koltuk pozisyon ayarı yok mu?Dediğinizi duyar gibiyim, ancak bunlarda sizi mümkün mertebe pozisyona sokuyor yani ayarlanabilir direksiyon olmadan çok rahat bir şekilde kullanamazsınız, o da maalesef bu araçlarda mevcut değil.Fakat, herkesin kol bacak ve vücut oranı bir olmadığı gibi benim rahat etmediğim yerde sizler rahat edebilirsiniz, ben kendi adıma ideal sürüş pozisyonunu bulmadıkça rahat süremiyorum, fakat zamanla bu duruma alışıyorsunuz ve sizin için çok büyük problemler teşkil etmiyor.Hep aklınızın ucunda kaldığını es geçemem yalnız.

İç mekanda bu kadar gezindikten sonra donanımlardan bahsetmeden geçmek olmaz, bu araçta aslında diğer rakiplerinde göremeyeceğiniz, bir çok iddialı donanım mevcut, örneğin, elektrikli ön camlar, manuel bel destek ayarı, koltuk yükseklik ayarı, bozuk para haznesi, kapaklı gizli teyp ve saklama gözü, analog saat, orijinal uzaktan kumanda, merkezi kilit, alarm,ayarlanabilen gösterge ışık seviyesi, fıskiyeli arka cam sileceği, ön/arka sis farları ve bu araçta olmasa da bazı modellerinde kliması mevcut. Bu aracın 1990-1997 yılları arasında çıktığı hatırlanırsa ve B segmenti bir Renault olduğu düşünülürse, aslında o dönemin araçlarına göre daha donanımlı olduğunu görebilirsiniz.Hatta ülkemizde olmasa da bazı modellerinde direksiyondan kumanda ses açma kapama, deri koltuk, maun kaplama trim kaplamalar olduğunu da görebilirsiniz.

Fakat sürüş pozisyonu ve ergonomi problemlerine ek olarak bir paragraf ayıracak kadar en büyük eksi ise, aracın içindeki malzemelerin kalitesi ve işçiliği olarak görüyorum.Gözümüzün görmediği göğüsün kapıyla birleştiği yerlerde 1 işaret parmağı kadar açıklık görülüyor ve ara sıra parçaların birleştiği yerlerde çok rahatlıkla görülebilecek boşluklar mevcut bu denli üretim hatası, aslında Fransızların içerideki romantiklikten, parçaları işlemeyi unutmuş olabileceklerini akla getiriyor.Bir diğer husus ise onların kalitesi hani dedik ya bozuk para için yalıtılmış bölme var diye, o bölme her an elinizde kalıp size şaka yapabilir ya da iş bilmez kankanız sağı soluyla oynarken tırnağını kırıp hiçbir şey olmamış gibi çaktırmayabilir.Sizde bu durumda ya burası ne zaman kırıldı, tüh be deyip içerlenebilirsiniz.
Angry-Birds-Car-Meme.jpg


Dış tasarım ve sonrasında içeride bu kadar vakit kaybettikten sonra elimizde geriye aracın mekaniği kalıyor.Clio 1’lerde efsanevi Williams 2.0 16v 150 ps motordan, 1.2 50-60 küsür bg’lere kadar motor seçimi mevcut.Bu araçta ise mütevazi E7J kodlu 1.4 75 ps Renault Energy motoru mevcut, bu motor ilk çıktığında R19 üzerinde az yakma konusunda uzmanlığını yapmış olsa da Clio’da tam anlamıyla doktorasını yapmış olduğunu söyleyebilirim.900 küsür kiloluk kasasında araç yüksüz bir halde iken 0-100 e 11.5-12.5 sn yakın bir sürede çıkmakta ve şehir içi süratlerinde çok seri davranmakta.

Olay az yakmaya geldiği zamanda da gayet başarılı, Renault az yakar klişelerinin bu araç için de bayağı geçerli öyle ki şehir içinde 7-8.5 100km/L arasında benzin tüketebilir eğer ülkemizdeki 7 tl lik benzin almak istemeyip LPG takarsanız da 100km/L 8-9 litre arasında LPG ile rahat rahat dolaşabilirsiniz.Benim rekorum tam şehir içi sayılmasa da 100km/L 6.4 litre LPG yaktığını not ettiğim oldu.

Araçta yüksüz bir durumda yeterli performansı da mevcut öyle ki sigara içmediğim halde sigarasına ışıklarda kalktığım Apaçi Beyazı 1.6 Şahin’i bozduğumda arabanın direksiyonunu öpesim geldiğini itiraf edebilirim.Ama eğer araç ile 4 yetişkin dolu bir halde yola çıkacak iseniz bu dediğim ve saydığım performans övgülerini tamamen unutmanızı ve kendinize bir sağ şerit yoldaşı seçtiğinizi belirtmek isterim öyle ki araç 4 yetişkini aldığı zaman tamamen hantallaşıp çok ayrı bir çekilmezlik ve gitmezlik boyutuna bürünüyor, bu da uzun yokuşlarda aracınızın hararetinin dolayısıyla sizin hararetinizin artacağına delalet ediyor.Size tavsiyem eğer soğutma sistemine güvenmiyorsanız ilk önce o kısmı geliştirmeye/tamire/bakıma çalışınız aksi takdirde daha büyük arızalara sebebiyet verebilirsiniz, ya da o dolulukta yolculuğa çıktığınızda, İbrahim Tatlıses’ten ‘’Yol Ver Dağlar’’ türküsünü açıp daha sakin sakin yokuşları atlatabilirsiniz.
1420739912_tuned_smart_vs_shelby_mustand_drag_race.gif


Olurda o yokuştan inecek olursanız kesinlikle beni çağırmanızı istiyorum, çünkü bu aracın yol tutuşu, benim en çok hoşuma giden taraflarından birisi.Önde McPherson tipi bağımsız süspansiyonu aracın kafasının çoğunlukla yolda kalmasını ve sıkı sıkı tutunmasını sağlıyor.Bu araçla çok absürt bir hızla viraja girmedikçe kafadan kayıp kaza yapmanız pek muhtemel değil ayrıca motorda çok fazla güç olmadığı için viraj çıkışı gaza oturduğunuzda önden kaymak da çok çok zor bir hareket.Fakat viraj da iken eğer aracın dinamiklerine çok fazla aşina değilseniz aracın arka tarafından korkabilir, her an arkasını getirip size kaza yaptıracak gibi hissedebilirsiniz özellikle viraj ortasında zorlanan arka süspansiyon ani hamlelerde dahi cevap verip, sizi hoşunuza gitmeyecek derece de aracı yatırarak kopmakta olduğunu haber veriyor.Özellikle eğer acemi iseniz araç sizi bu noktada uyarıp, kaza yapmanızı gayet organik/elektroniksiz bir yolla sinyalini veriyor, fakat benim gibi o noktada dahi aracı zorlamayı seviyorsanız ya da canınızı sokakta bulmuş gibi davranmak istiyorsanız, araç size kontrollü bir şekilde kayarak cevap veriyor, bu kayma beklemediğiniz bir anda gerçekleşmesi çok muhtemel değil.Beklemediğiniz anda gerçekleştiği zamanlarda dahi araç size manevra yapacak kadar tolere sağlıyor ve aracı düzeltip bu olayı ucuz atlattığınızı ya da benim deyişimle vaayy be süper oldu hadi bir daha kine bir daha yapalım diyorsunuz.Tabii bunda o yıllardaki hidrolik direksiyonların hisli oluşunun payı çok büyük.Aracın yol tutuşunun bu kadar iyi olması her ne kadar beni şaşkınlıkla karışık sevindirse de frenlerinin dayanıksızlığı ve azıcık zorlama ile içinin geçmesi(yumuşaması) ve zayıflaması beni korkutuyor, özellikle yüksek süratlerde yavaşladıktan ya da dik yokuşlar indikten sonra balata kokusu, fren telinin gevşemesi sizi her zaman aslında tipik bir Fransız hatchback’inde olduğunuzu yüzünüze yüzünüze vuruyor.Ama her şeye rağmen bazı otomobiller, fabrikadan çıktıklarından itibaren daha fazla gücü hak ederler bence bu Clio’da daha fazla gücü hak eden araçlardan birisi diye düşünüyorum.Yol tutuşu bu kadar övdük eksisi yok mu derseniz tabii ki mevcut özellikle aracın arka tarafında bu oynak yol tutuş karakteristiği herkesi memnun etmeyebilir, ayrıca aracın 180 km/h kadar çıkabildiğini de söylemem gerekiyor bu noktada fakat araç 140/150 km/h sonrasında yerden yüksekliğinden olsa gerek yerle bağlantısı zayıflıyor gibi hissediyorsunuz ve daha fazla zorlamak istemiyorsunuz.Çünkü düşük süratlerdeki virajlarda keskin olan direksiyon bir anda patates tarlasında imiş gibi boşluklar yapıyor ve sizi yavaşlamanız için uyarıyor.
alp_9441.jpg


Aracın şanzımanı ise 5. Viteste 3000 devirde 105-110km/h arası gösteriyor.Aslında uzun yol için rakiplerine göre gayet ideal bir sürate ulaşıyor fakat aracın yalıtımının çok kuvvetli olmamasından mütevelli yüksek süratlerde yol sesi alıyor, bu sebepten dolayı motor sesi rahatsız etmese de diğer faktörler sizi uzun yolda ortalama 100 km/h’nin ideal olduğunu belirtiyor.Yalıtımın çok kuvvetli değil dedim fakat, yine döneminin, B segmenti araçlarına göre ortalama bir yalıtım seviyesi mevcut yani yerli Renault’lardaki alt takımın Allah Allah nidaları size çok fazla eşlik etmiyor.Dolayısıyla nispeten konforlu bir sürüş sunuyor, aracın ön süspansiyonları çukurları büyük bir medeniyetle karşılarken, yalıtımı biraz da olsa konforundan ele veriyor, fakat arka tarafındaki torsiyon sistemi yine bütün gürültüsü kabin içine veriyor ve ön tarafta medeni şekilde şeker-çikolata ikram edilen çukuru arka bahçede yaka paça gözaltına alıyor.
img_58d6da6b42b92_1490475627.jpg


Buraya kadar okuyanlarınız ve kalemime dayanabilenleriniz varsa umarım beğenmişsinizdir. Başka merak ettikleriniz(kronik problem vs vs) varsa seve seve cevaplarım .

Saygılar…
Eline sağlık çok güzel test yazısı olmuş baya bilgilendirici :) alırken nelerine dikkat etmek lazım? Ne masraflar çıkarabilir? Sen aldıktan sonra neler yaptırdın sana sıkıntı çıkardı mı?
 
  • Beğeni
Tepkiler: Mt.Akina

Mt.Akina

Reis
Beta Programı
18 Ocak 2017
5,579
1
22,226
5,670
Ankara
Marka
Ford
Eline sağlık çok güzel test yazısı olmuş baya bilgilendirici :) alırken nelerine dikkat etmek lazım? Ne masraflar çıkarabilir? Sen aldıktan sonra neler yaptırdın sana sıkıntı çıkardı mı?
Evet bu noktaya çok fazla değinmemişim, ben aldıktan sonra çok fazla masraf yaptım, hatta bu masraflardan dolayı bayağı canım sıkıldı.

Yaptığım masraflar:
Baskı-balata değişimi
Fren balatalarının değişimi ve fren tesisatının elden geçmesi
Aracın tamponundaki ufak tefek çatlak ve çiziklerin giderilmesi
10 bin bakım(Yağ, yağ filtresi, hava filtresi vs...)
Egzoz delindiği için ve kaynak kurtarmadığı için komple egzoz sisteminin yaptırılması
Soğutma sistemindeki radyatörün temizlenmesi
LPG takılması-montajı derken bayağı bayağı bir masraf ettik, tabii ki aracı aldığımız kişinin aracı iyi koruması fakat bakımsızca binmesi bunda bayağı etkili.
Şu an yapılması gerekenler:
Detaylı bir temizlik
Radyatörün değişmesi ya da tamir edilmesi
Fanın büyütülmesi ya da fan müşürünün değişmesi
Termostata da bir bakılması gerek

Bu arabaları alırken, özellikle sahibinden.com'dan dolaşırken dikkat edilmesi gereken bir kaç püf noktaları mevcut, örneğin ilanların bir çoğunda

Aracın içindeki plastikler kalitesiz ve yıpranmış olduğu için, iç aksamında bir çok aksesuar'ın tırnakları kırılmış ve doğru çalışmama ihtimalleri mevcut, ayrıca kalitesiz plastikten ötürü bazı ilanlarda torpido'nun olmadığını göreceksiniz, onun sebebi önceki sahipleri tarafından kırılmış olması.

Arabanın soğutma sisteminin gözden geçmesi gerek, özellikle uzun yıllar bakımı aksatılmış bir soğutma sistemi başınıza bela açabilir, çok kolaylıkla radyatörden su kaçırabilir ya da zayıf soğutabilirler.

Pas gibi kronik bir sorunun iyice kontrol edilmesi gerek, özellikle yağmurda yaşta kalmış korunmamış otomobillerde bazılarında pas gözüküyor.

Bu aracın koltukları çok çabuk diriliğini kaybediyor ve bundan dolayı kumaşı dikiş yerlerinden yırtılıyor, eğer dikkatlice gözlemlerseniz ilanlardan çoğunun koltuklarının elden geçtiğini görebilirsiniz.

Not:Aldığımız araç nispeten temiz olduğu için saydığım kronik sıkıntılarla karşılaşmadık(radyatör hariç), bu sebepten dolayı eğer temiz bir örneğini bulursanız kaçırmayınız, size yerli otomobil fiyatına, medeni ve rafine bir sürüş sağlarlar.:)
 
Son düzenleme:

mustafa.e

Panpa
Beta Programı
8 Eyl 2016
2,884
8,361
4,570
25
İstanbul
Marka
Volkswagen
Evet bu noktaya çok fazla değinmemişim, ben aldıktan sonra çok fazla masraf yaptım, hatta bu masraflardan dolayı bayağı canım sıkıldı.

Yaptığım masraflar:
Baskı-balata değişimi
Fren balatalarının değişimi ve fren tesisatının elden geçmesi
Aracın tamponundaki ufak tefek çatlak ve çiziklerin giderilmesi
10 bin bakım(Yağ, yağ filtresi, hava filtresi vs...)
Egzoz delindiği için ve kaynak kurtarmadığı için komple egzoz sisteminin yaptırılması
Soğutma sistemindeki radyatörün temizlenmesi
LPG takılması-montajı derken bayağı bayağı bir masraf ettik, tabii ki aracı aldığımız kişinin aracı iyi koruması fakat bakımsızca binmesi bunda bayağı etkili.
Şu an yapılması gerekenler:
Detaylı bir temizlik
Radyatörün değişmesi ya da tamir edilmesi
Fanın büyütülmesi ya da fan müşürünün değişmesi
Termostata da bir bakılması gerek

Bu arabaları alırken, özellikle sahibinden.com'dan dolaşırken dikkat edilmesi gereken bir kaç püf noktaları mevcut, örneğin ilanların bir çoğunda

Aracın içindeki plastikler kalitesiz ve yıpranmış olduğu için, iç aksamında bir çok aksesuar'ın tırnakları kırılmış ve doğru çalışmama ihtimalleri mevcut, ayrıca kalitesiz plastikten ötürü bazı ilanlarda torpido'nun olmadığını göreceksiniz, onun sebebi önceki sahipleri tarafından kırılmış olması.

Arabanın soğutma sisteminin gözden geçmesi gerek, özellikle uzun yıllar bakımı aksatılmış bir soğutma sistemi başınıza bela açabilir, çok kolaylıkla radyatörden su kaçırabilir ya da zayıf soğutabilirler.

Pas gibi kronik bir sorunun iyice kontrol edilmesi gerek, özellikle yağmurda yaşta kalmış korunmamış otomobillerde bazılarında pas gözüküyor.

Bu aracın koltukları çok çabuk diriliğini kaybediyor ve bundan dolayı kumaşı dikiş yerlerinden yırtılıyor, eğer dikkatlice gözlemlerseniz ilanlardan çoğunun koltuklarının elden geçtiğini görebilirsiniz.

Not:Aldığımız araç nispeten temiz olduğu için saydığım kronik sıkıntılarla karşılaşmadık(radyatör hariç), bu sebepten dolayı eğer temiz bir örneğini bulursanız kaçırmayınız, size yerli otomobil fiyatına, medeni ve rafine bir sürüş sağlarlar.:)
Eski arabanin masrafi kacinilmaz oluyor zaten o yuzden 15 liralik araba alirken en az 2-3 liralik da masraf butcesi ayirmak lazim :) senden cok guzel bilgiler edindim araba hakkinda ilerde araba almayi dusunursem aklimda olacak bi model o yuzden sagini solunu ogrenmem iyi oldu :)
 
  • Beğeni
Tepkiler: Mt.Akina

Mt.Akina

Reis
Beta Programı
18 Ocak 2017
5,579
1
22,226
5,670
Ankara
Marka
Ford
Eski arabanin masrafi kacinilmaz oluyor zaten o yuzden 15 liralik araba alirken en az 2-3 liralik da masraf butcesi ayirmak lazim :) senden cok guzel bilgiler edindim araba hakkinda ilerde araba almayi dusunursem aklimda olacak bi model o yuzden sagini solunu ogrenmem iyi oldu :)
:)Ne demek, araç hakkında ne zaman sorun olursa yardımcı olmak isterim, aşağı yukarı 3 senedir piyasayı takip ediyorum, alternatiflerinin(başka marka modellerinin) durumunu da biliyorum olur da araç alacak olursan seve seve yardımcı olurum.:)
 
  • Beğeni
Tepkiler: mustafa.e

mustafa.e

Panpa
Beta Programı
8 Eyl 2016
2,884
8,361
4,570
25
İstanbul
Marka
Volkswagen
:)Ne demek, araç hakkında ne zaman sorun olursa yardımcı olmak isterim, aşağı yukarı 3 senedir piyasayı takip ediyorum, alternatiflerinin(başka marka modellerinin) durumunu da biliyorum olur da araç alacak olursan seve seve yardımcı olurum.:)
Cok tesekkur ederim, eger araba alma durumum olursa zaten ilk danisacagim yer bu forum :D senin de uzmanlik alanin sayilir dusuk butceli arabalar o yuzden kesin sorarim :D
 
  • Beğeni
Tepkiler: Mt.Akina

FurkanKarka

Panpa
Destekçi
2 Haz 2017
910
3,104
3,820
27
İstanbul, Zonguldak
Marka
Renault
"Şimdiye kadar bu konuya neden girmedim?" sorusunu sormama neden oldunuz. Keyifle okudum, objektif yazılarınızdan dolayı da ayrı bir mutluluk hissettim. Kanımca özel bir araçtır, değeri hiç kullanmayan insanlar tarafından bilinmez. Teori ve pratikliğin sentezini yapamayan insanların sevmediği arabalardan biri. Güzel bir konu, inceleme için teşekkür ederim. :)
 
Son düzenleme:
  • Beğeni
Tepkiler: Mt.Akina

Mt.Akina

Reis
Beta Programı
18 Ocak 2017
5,579
1
22,226
5,670
Ankara
Marka
Ford
"Şimdiye kadar bu konuya neden girmedim?" sorusunu sormama neden oldunuz. Keyifle okudum, objektif yazılarınızdan dolayı da ayrı bir mutluluk hissettim. Kanımca özel bir araçtır, değeri hiç kullanmayan insanlar tarafından bilinmez. Teori ve pratikliğin sentezini yapamayan insanların sevmediği arabalardan biri. Güzel bir konu, inceleme için teşekkür ederim. :)
Beğendiğine sevindim, @FurkanKarka , elimden geldiğince ''fanboyluk'' yapmadan yazmaya çalıştım.Araba hakkındaki yegane yorumum ise şöyle, Renault'ların Avrupa piyasası için çıkarılan modelleri gerçekten bir ayrı oluyor ki sende de Megane Sport var bunu sen de iyi biliyorsun.Ülkemizdeki Renault ile mukayese edilip Renault markasına hakaret etmenin hiç bir manası yok.Eğer bakış açımızı değiştirebilirsek, Renault'ların Almanlar'dan daha ruhlu olabileceğini bize hatırlatan modellerden sadece biri Clio 1.
 

FurkanKarka

Panpa
Destekçi
2 Haz 2017
910
3,104
3,820
27
İstanbul, Zonguldak
Marka
Renault
Beğendiğine sevindim, @FurkanKarka , elimden geldiğince ''fanboyluk'' yapmadan yazmaya çalıştım.Araba hakkındaki yegane yorumum ise şöyle, Renault'ların Avrupa piyasası için çıkarılan modelleri gerçekten bir ayrı oluyor ki sende de Megane Sport var bunu sen de iyi biliyorsun.Ülkemizdeki Renault ile mukayese edilip Renault markasına hakaret etmenin hiç bir manası yok.Eğer bakış açımızı değiştirebilirsek, Renault'ların Almanlar'dan daha ruhlu olabileceğini bize hatırlatan modellerden sadece biri Clio 1.

Renault'ların Avrupa piyasasının ciddi manada ayrı olduğunun senin gibi farkındayım, insanların bakış açılarını değiştirebilmek için zaman zaman emek vermeye gayret gösteriyorum. Küçük bir yorumla olsa bile Türkiye'de bulunan Renault ile Avrupa piyasasına sürülen Renault'un farklılığını anlatmaya gayret gösteriyorum senin güzel konunda olduğu gibi. Maalesef ülkemizdeki Renault ile mukayese edilip markaya hakaret edilmesi can sıkıcı olabiliyor. Özellikle son kelimen dikkatimi çekti; "Renault'ların Almanlar'dan daha ruhlu olabileceğini bize hatırlatan modellerden sadece biri Clio 1." umarım bu araçları yanlış bir kılıfa sokabilen-belirli bir kısım- araba sever dostlarımız bir gün Clio 1 gibi bir araçla fikirlerini objektif bir şekilde değiştirebilirler. :)
 

Mt.Akina

Reis
Beta Programı
18 Ocak 2017
5,579
1
22,226
5,670
Ankara
Marka
Ford
Güncel.

Şu ana kadar araçla 2 yılı devirmiş bulunuyoruz, devirmiş diyorum çünkü bizim için bir araca bir yıldan fazla binmek çok nadirdir.Bu iki yıl içerisindeki ilk sene benim açımdan aracı tanıdığım ve sevmeye çalıştığım bir sene iken ikinci sene bitmek tükenmek bilmeyen hayallerimden ötürü aracı hep değiştirmek istediğim bir seneydi, dolayısıyla ikinci sene aracı ihmal ettiğim doğrudur.Artık gerek maddi kaynaklı gerek de manevi açıdan bir zorunluluk durumu oluştuğu için satma düşüncemiz neredeyse yok diyebilirim, en azından kendim adına ayrıca aracın yürütme maliyetinin çok düşük olması sebebiyle kendisini adeta sattırmamak için direniyor.:D

Birinci peki, bu iki senede neler yapıldı?Açıkçası aracın değişmeyen bir motor-şanzıman bir de kaportası kaldı.

-Bolca km.
-Egzoz komple değişti.
-Fren sistemi hortumlar-balatalar değişti(2-3 kez).
-Radyatör, termostat değişti.
-LPG Düz sistem Atiker AKL(galiba) dönüşümü yapıldı.
-Kaportada aldığımızda bulunan bazı çizik-göçük-çürük yerlere müdahale etmemiz gerekti.
-Rutin bakım denilen hava filtresi-yağ-yağ filtresi vs vs değişimleri yapıldı.
-İç gösterge ve aydınlatma lambaları ve birkaç kozmetik problem giderildi.
-Baskı balata, debriyaj teli değişti.
-Rölanti motoru değişti.
-Ufak çapta korkutucu da olsa kaza da yaşadık, neyse ki şanslıydık da ne bize ne de tampon haricinde kaportaya zarar geldi.(Geçen kış yaşandı).
-Kazadan sonra tampon ve marşpiyelin ucu düzeltildi.

İkinci peki, şimdi ne düşünüyorum?Daha önceden de yazdığım gibi onlarca kurduğum farklı araç senaryolarından sonra artık araca binmek hatta belki uzun süreli binmemiz gerekecek dolayısıyla artık aracın yapılması gereken diğer problemlerine eğilinecek.

-Şu sıralar muayenesi gelmiş durumda, ön cam fazlasıyla çatlak onu değiştireceğiz, sonrasında da araçta şu an ruhsatta LPG'li gözükmediği için LPG'yi sökme düşüncemiz var, kendi LPG'cimizle görüşüp durumun mümkün olup olmayacağını soracağız ve fikir alacağız gerekirse sökeceğiz.

Üçüncü peki, bu radikal düşüncenin arkasında ne var?
-Öncelikle artık eski yaptığımız rotalarda değişiklik olacak ve araç daha az sıklıkla kullanılacak.
-Araca uzun süreli binmeyi planladığımızdan ötürü daha da iyi bakmamız gerekiyor.
-Belki inanırsınız, belki inanmaz aracın şehir içi yakıt tüketimi gerçekten çok çok az, yani herhangi güncel 1.0 atmosferik araç şehir içinde 100 km de 6 litre yakıyorsa, Renault bu motorla 7-8 litre arasında geziyor hal böyle iken artık çoğu zaman keşke LPG'ye dönüştürmeseydik dediğimiz çok oldu.
-Şu an performans ihtiyacım var, aracın sunduğundan memnun olup olmamak mesele değil (araç gayet yeterli) sadece yaş dolayısıyla mıdır, nedense hızlı araç hevesinden dolayı aracı değiştiremeyeceğimiz için bari benzine çevireyim düşüncesi mevcut.
- Ayrıca çoğu zaman ailecek bir yere gittiğimizde( 4 yetişkin denilebilir), 260L bagaj hacmi tank ile beraber sıkıntı yaratabiliyor, LPG tankını söktükten sonra biraz rahatlar sanırım.

Yalnız yukarıda da yazdığım gibi şu an plan aşamasında ben bireysel olarak bu konuda hevesliyim ancak araca ailemle bindiğimden dolayı her an konuda değişiklik olabilir.

Kendinize iyi bakınız...
 
Son düzenleme:

bt

Takipçi
Destekçi
Beta Programı
8 Eyl 2016
18,011
7
51,335
6,820
Kocaeli
Marka
Opel
Güncel.

...

-Şu sıralar muayenesi gelmiş durumda, ön cam fazlasıyla çatlak onu değiştireceğiz, sonrasında da araçta şu an ruhsatta LPG'li gözükmediği için LPG'yi sökme düşüncemiz var, kendi LPG'cimizle görüşüp durumun mümkün olup olmayacağını soracağız ve fikir alacağız gerekirse sökeceğiz.

Üçüncü peki, bu radikal düşüncenin arkasında ne var?
-Öncelikle artık eski yaptığımız rotalarda değişiklik olacak ve araç daha az sıklıkla kullanılacak.
-Araca uzun süreli binmeyi planladığımızdan ötürü daha da iyi bakmamız gerekiyor.
-Belki inanırsınız, belki inanmaz aracın şehir içi yakıt tüketimi gerçekten çok çok az, yani herhangi güncel 1.0 atmosferik araç şehir içinde 100 km de 6 litre yakıyorsa, Renault bu motorla 7-8 litre arasında geziyor hal böyle iken artık çoğu zaman keşke LPG'ye dönüştürmeseydik dediğimiz çok oldu.
-Şu an performans ihtiyacım var, aracın sunduğundan memnun olup olmamak mesele değil (araç gayet yeterli) sadece yaş dolayısıyla mıdır, nedense hızlı araç hevesinden dolayı aracı değiştiremeyeceğimiz için bari benzine çevireyim düşüncesi mevcut.
- Ayrıca çoğu zaman ailecek bir yere gittiğimizde( 4 yetişkin denilebilir), 260L bagaj hacmi tank ile beraber sıkıntı yaratabiliyor, LPG tankını söktükten sonra biraz rahatlar sanırım.
...
Biz bunları hep söyledik. lpg gereksiz dedik :) dinletemedik...

Şakası bir yana, ruhsata işletilmemiş lpg nedeniyle bir kazaya karışırsanız hiçbir sigorta, hiçbir kasko zararınızı karşılamaz. Alkollü araç kullanıyormuş gibi zarara uğrarsınız. Aklında bulunsun. Misal, araç bir şekilde sol şeritte giderken aniden stop etti ve arkanızdaki araç size çarptı diyelim. Eksperler stop etmenin sebebi olarak lpg sistemini gösterirlerse geçmiş olsun. Diğer aracın da hasarını cepten karşılarsınız. Araç park halindeyken bir araç şiddetle vurdu, araç da yandı diyelim, eksperler aracı inceleyip başka bir sebep değil de lpg kaynaklı bir olay diye rapor hazırlamışlarsa yine aynı durum, geçmiş olsun. Hatta vuran araç yangından zarar gördüyse, o hasarın tazmini için bile mahkemeye kadar gidebilir.

O yüzden ya lpg'yi tamamen söktürün, ya da sürekli ruhsata işli dursun.
 
AdBlock Tespit Edildi!

OTOPARK.COM Forum'u Adblock ile kullanmanız bizi üzdü

Değerli ziyaretçimiz/üyemiz, OTOPARK.COM Forum ücretsiz bir oluşum olup, maliyetlerin karşılanması için reklamların yayınlanması gerekmektedir. Lütfen Adblock'u OTOPARK.COM'dan hariç tutunuz.

Tamam, AdBlock'u devre dışı bıraktım