Donnie Darko: Honda Civic 1.8 Type-S

137

2011’den beri onlarca araba test ettik ve bunların içinde bir tane bile Honda yoktu, Panpalar‘da sık sık adı geçmesine rağmen. Peki neden?

OTOPARK’ta testini göremediğiniz diğer herhangi bir marka ya da modelin bulunmama sebebi neyse, aynı: Firma temin etmediğinden.

Bir kez daha hatırlatmak istiyorum ki, tüm markalardan aynı ısrarla test aracı talep ediyoruz. Ancak Honda Türkiye her defasında bize önümüzdeki iki ay boyunca programlarının dolu olduğunu ifade edince, rotamızı size çevirdik ve duyurumuzun üstünden daha bir gün geçmeden, Oğuz Yücel adlı takipçimizden mesaj geldi: Türkiye’deki en düşük kilometreli, henüz 19 bindeki 2008 model, fn1 Civic Type-S emrimize amadeydi.

İkinci el Type-S fiyatları 35-45 bin lira bandında. Ancak 1.8 motorlu olduğu için vergi dilimi, 1.6’lık rakiplerinden bir üstte: Bunun gibi 2008 model bir örnek için yıllık 768 TL MTV ödemeniz gerekiyor.

Ben bu satırları yazarken, onunla “işimiz” bitmiş olmasına rağmen, araba halen kapının önünde duruyor. Sırf çekimlerde güzel çıksın diye, aynı gün içinde onu iki kez yıkattık. Ve iki günde iki depo harcadık.

Bir de i-shift olmasaydı…

İç mekan

Alabildiğine göreceli bir konu olduğundan testlerde tasarımdan söz etmiyoruz. Lakin en tutucu markalardan birinin, hem de en çok sattıkları modelde, böylesine cesur bir adım atmış olmasına şapka çıkartıyoruz.

Söz konusu girişimcilik yalnızca otomobilin dışına değil, kabinin de her detayına hükmediyor ve esas başarısı, fabrikadan çıktıktan 7 sene sonra kendini gösteriyor: Kadranın ortasındaki LCD panelin düşük çözünürlüğü haricinde, bugün bu arabanın içinde “eski” hemen hiçbir detay bulamıyorsunuz.

Bugünlerde firmalar ‘yenilikçilik’ namına bazen o kadar kasıyorlar ki, kaş yapayım derken göz çıkarıyorlar. Çoğu denemeleri, arabaların üstünden akıyor. Oysa ki tek yapmaları gereken, buraya şöyle bir göz gezdirmek.

Son yıllarda Peugeot’nun direksiyon üstünden okunabilir kadranları, beraberinde gelen minik direksiyon simidi ve tüm bunların pazarlanmasında gösterilen çaba, hepimizin malumu. 208‘de olmadı, 308‘de oldu; ama Civic’te çoktan olmuştu.

Çapı ideal direksiyon, içinden gördüğünüz cool devir ve hemen üstünden okuduğunuz dijital hız göstergesi öyle güzel konumlandırılmış ki, doğru sürüş pozisyonunu ayarladığınız ilk andan itibaren en ufak bir yabancılık çekmiyorsunuz. Analog/dijital kırması kadran hala nefis görünüyor. Havalandırma ve müzik sisteminin ayarlarını içeren ortadaki üçüncü ekran ise, belki Casio F-91W’den hallice ama, bir şekilde sizi hiç rahatsız etmiyor. Aksine 1) rahat okunması, 2) sinsi parlaklığı ve 3) sanki o bölümün tamamını bir ekranmış gibi göstermesiyle, kabinde en çok hoşuma giden bölümlerden biri oldu. Keşke yerine biraz daha iyi oturtulsaydı – köşeleri dışarı taşarak bütünleşik halini bozuyor.

Geleceğe dönük adımlar, klima kumandalarının yerleşiminde sürüyor. Tamamen sürücüye yönelik tasarlanmış düğmeler alışılmadık bir yerde, 9:15’teyken hemen sağ elinizin altında kalıyor. Asıl çarpıcı olansa, yolcu tarafının sıcaklığını ayarlamaya yarayan butonun yeri: Sağ kapının üstünde, cam kumandasının hemen önünde! Alışılagelenden daha etkili çalışan klimanın fanı sanki konsolun birkaç santim ardına gizlenmiş, tek kademe bile açtığınız anda istediğiniz havayı hemen üflüyor.

Direksiyonun solunda, gene zamanının ötesinde bir düğme var: Engine Start. Bu sınıfta bu çok sonraları kullanılmaya başlandı fakat Civic’te, bugünlerde alıştığımız işlevselliğine sahip değil. Öncelikle kontak anahtarını yerine yerleştirmeniz, ardından iki kademe çevirmeniz gerekiyor. Motoru çalıştırma düğmesi, ancak o zaman işe yarıyor ve görevini yerine getiriyor. Kapatmak için de kullanılamıyor, gene kontak anahtarınız çevirmeniz gerekiyor. Yani bu defa ‘fütüristik’, biraz ‘fuzuli’ye kayıyor.

Aynı yaratıcılık müzik sistemi kumandalarına taşınmamış ve bundan mutluluk duyuyorsunuz. Her test arabasında ilk yaptıklarımızdan biri radyo frekansını manuel olarak değiştirmektir ve hiçbir otomobilde bunu yapmak Civic’teki kadar kolay olmamıştı: Sadece sağdaki butonu çevirin. Keşke direksiyon üstünde ya da buralarda bir ‘sesi kapama tuşu’ olsaydı.

Tizler ve netlik, A sütunundaki tweeter’lar sayesinde orta seviyelere kadar gayet iyi. Ancak bu noktadan itibaren önce baslar geriye çekilmeye başlıyor, ardından ses bütün olarak bozuluyor. Çıkış gücü sınıf standartlarının altında. MP3-CD haricinde herhangi bir medya bağlantı seçeneği de bulunmuyor.

İçerideki butonların ne işleyişinde bir sıkıntı var, ne de işlevlerinin ifadesinde. Japonlar bir yandan zamanı bükmek için ellerinden gelen gayreti gösterirken, bir yandan da geleneksel ‘kocaman düğme üstü yazıları’nı korumuşlar: Her şey net ve anlaşılır.

Anlaşılmaz olan şeyse, Honda’nın göğüs hizası üstünde yaptığı malzeme seçimi ve yer yer düştüğü işçilik hataları. Artık A segmentinde bile konsolun üstünde bu kadar sert plastikle karşılaşmıyoruz. Ticariden hallice kaplamanın bazı birleşim noktaları da özensiz: Müzik sistemiyle klimayı birbirinden ayıran çizgiye her baktığınızda aradaki boşluğa parmağınızı sokasınız geliyor. Aynı şekilde şu ana kadar hiçbir otomobilin camı kapanırken kapının böylesine esnediğine şahit olmamıştık, ya da el freninin bu kadar sallandığına. Kol dayamanın kapağı açıldığında o kadar gevşek duruyor ki kırılacağından korkup hemen geri kapatıyorsunuz. Kapının açılıp kapanma sesi ve hissi de, tüm Japon otomobili klişelerini doğrular bir “tıngırtı” niteliğinde. Kalite babında iç mekanı kurtaran yegane öğe, 220d‘de de görüp bayıldığımız bir detay: Sürücünün sağ dizini dayamasına yarayan delikli deri kaplama.

Çığır açma çabaları arka camın ortasına spoyler yerleştirmeye kadar uzanınca, işin tadı biraz kaçmış. Dikiz aynasından baktığınızda gördükleriniz, C segmenti bir hatchback’ten ziyade ortadan motorlu bir süpersporu andırıyor. Böyle betimleyince kulağa hoş gelse de, zaman zaman gerçekten görmeniz gerekenler bütünüyle perdelendiğinde hiç hoş olmuyor. Yan aynalar da yeterli hakimiyeti sağlamanıza yetmiyor. Arkanızı kolaçan etmek için bu kez başınızı sol-arkaya çeviriyorsunuz ve tek gördüğünüz kalın B sütunu oluyor. Neticede şerit değişimlerinde mütemadiyen huzurunuz kaçıyor.

Alkantara kaplı koltuklar hem çok rahatlar hem de destekleri harika. Bel destek ayarı olmasa da eksikliğini hissetmiyorsunuz. Kafalıkların enseye oturuşu gayet iyi ancak fazla oynuyorlar.

Farlar halojen ve uzunlar çok kuvvetli. Kısalar da ortalamanın üstünde aydınlatma sağlıyor fakat ampulleri aracın sahibi tarafından değiştirilmiş. Silecekler C-Max‘teki gibi farklı boyutlarda ve sürücünün görüş alanının tamamına yakınını temizliyorlar.

Donanım bazında otomatik far ve silecekler ile elektrikli katlanır aynaları görmek mutlu ederken; park sensörü ve otomatik kararan dikiz aynası bulamamak üzüyor.

Kullanışlılık

Coupe gövdesi sebebiyle Type-S’ten büyük beklentiler içine girmezseniz, far kumandalarının altında kapaklı bir göz ya da gözlüklük bulamamak sizi hayal kırıklığına uğratmayabilir. Bir ümitle elinizi koltukların altına atacak olursanız, çekmeceyi bırakın, parmaklarızı sokacak yer dahi olmadığını göreceksiniz. Ne mutlu ki gerisi hep iyi haber.

Yerini değiştirebildiğiniz bardaklığı ve çıkarabildiğiniz küllüğüyle birlikte, ortadaki sürgülü göz; kol dayamanın altındaki kocaman bölme ve vitesin önündeki kapaklı oyuk. Bu üçüne, oldukça derin (ve soğutmalı) torpido ve uzun kapı içi gözleri eşlik ederek Civic’in kullanışlılığını ipten alıyor. Ancak kol dayama sabit, ileri-geri ayarlanmıyor.

Birinin arkaya geçmesi, ilk etapta keyfinizi kaçırıyor çünkü koltuğu öne yatırdıktan sonra, yeniden geri çektiğinizde tüm ayarları bozuluyor. Her defasında minderini ve sırtlığını baştan ayarlamanız gerekiyor. Fakat arkaya oturan arkadaşınız gülüyor.

Diz mesafesi o kadar geniş ki, birazdan açacağınız bagajın 415 litre çıkacağına sizi kimse inandıramaz. Baş konusunda limitse 1.83 civarı. Orta kol dayama yok ama yan kol dayamalarda bardaklık mevcut. Havalandırma kanalı, kapaklı göz yahut 12V soket görmeyi umduğunuz aşağıdaki bölümse bomboş – ön kol dayama altındaki gözün o kadar büyük olmasının nedeni.

Sebep-sonuç ilişkilerinden devam edelim: FN1’in arka süspansiyonları torsiyon. Bu seçimin yol tutuş ve konfor üstündeki etkileri alt paragraflarda yer alsa da, burada sistemin ne kadar az yer kapladığından bahsetmek gerek. ‘Bağımsız’sızlık Honda’nın arka yaşam alanı ve bagaj hacmi konusunda neredeyse bir üst sınıf standartlarını tutturmasını sağlamış. Fakat torsiyon çubuğu kullanmasına rağmen bunları beceremeyen bir sürü rakibi olduğunu da ifade etmek gerek.

Arka koltukların altında gene alışılmadık bir şeyler var; daha doğrusu yok. Evet, ince minderlerin altı boş. Orta büyüklükte çantalarla burayı doldurabilirsiniz. Ancak o boşluğun asıl sebebi, sırtlıkları yatırınca ortaya çıkıyor: Zemin bu şekilde dümdüz oluyor. Çünkü, sırtlıklarla beraber minderler de ileri-aşağı kayarak söz konusu boşluğu dolduruyor. Böylece bagajla aradaki hiza farkı neredeyse kayboluyor.

Akıllıca, hem de çok. Günümüzde çoğu marka bu düzlüğü sağlayabilmek için bagajda ikinci bir zemine başvuruyor. Haliyle hacim küçülüyor ve tüm bagajdan istifade edebilmek için o zeminin altındaki bölmeyi de doldurmanız gerekiyor. Honda’nın çözümüyse ibretlik.

Peki ya ilk kez Golf‘te karşılaşıp öve öve bitiremediğimiz; stepneyi gizleyen zemini kaldırınca tepeye asılmasına ne demeli? Almanlar gibi iki yanda komplike oyuklara başvurmak yerine, basit bir askıyla işi halletmişler. Japonların verdiği dersler bitmek bilmiyor.

Konfor

Samimiyet güzeldir ama buradaki, ilk kez tanıştığınız pala bıyıklı dayının kan dolaşımınızı durduracak şiddetle tokalaşıp sizi sırılsıklam öperek karşılaması gibi. Yani biraz fazla.

Süspansiyonların şeffaflığı Ibiza Cupra düzeyinde kalsaydı, en azından VTEC’le güzel bir uyum sağladığını ve bu birleşimin düzgün yollarda sizi mükafatlandırdığını söyleyebilirdik. Ancak darbeleri olduğu gibi, tüm detaylarıyla içeri aktarma eğilimi, Type-S’te bir hamlık ve kabalıkla birleşerek tahammül sınırlarını zorluyor. Yaklaşık 40 km/s’ye kadar bir biçimde engebelerin üstesinden geliyor, fakat bunun üstünde sanki greve gidiyor. Araba şerit aralarındaki boyalar gibi bazı pürüzlerden bile geçerken öyle tepkiler veriyor ki, amortisörlere yayların eşlik edip etmediğinden şüpheleniyorsunuz. 225/45/17 ebadındaki Michelin Primacy’ler de ne sert, ne de run flat.

Yalıtım

Otobanda işler kayda değer biçimde düzeliyor zira süspansiyon ne kadar zevzekse, izolasyon o kadar ketum. Bu denli şeffaf bir otomobile göre rüzgar ve yol yalıtımı üst düzeyde; 140 km/s’ye kadar rahatsız edici hiçbir ses almıyor. Motor da ancak Panpalar’a bağlarsanız kendini belli ediyor. Altıncı viteste 3000 d/d’de 117 km/s’yle ilerliyor ve bu esnada gıkı çıkmıyor.

Motor

i-VTEC’in başındaki o tek harf, aslında pek çok anlam ifade ediyor. Geleneksel DOHC VTEC’lerin aksine belli bir devirde değil, supap zamanlaması bu motorda sürekli değişiyor. Dolayısıyla Type-S, 5500 civarında çıldıran bir makine değil. Ancak bunun altında ölü de değil.

Yalnızca 6800 çevirmesine karşın, öncelikle hiçbir aralıkta cansız hissettirmiyor. Standart bir kullanıcı 2000 d/d’den itibaren gereken ivmeyi elde edebiliyor. Egzantirik milindeki değişimleri genelde fark edemiyorsunuz ancak sonuçta sistem size daha dolu ve homojen bir devir bandı sunuyor.

Buna karşın motor, üstlerde meşhur VTEC hazzını yaşatmayı beceriyor. 6000 devirden sonra kabini dolduran mekanik senfoni ve her tarafınızı saran titreşimler, daha çok 8000 gibi hissetmenizi sağlıyor. Herhangi bir gencin bu otomobille iki tur gazladıktan sonra sırf motoru için sahibiyle el sıkışması olası.

Tüketim

Kamdaki değişimler belirsiz olsa da, tüketimdeki değişimler aşırı beslemeleri anımsatıyor. Bir atmosferik motor için Civic’in tüketim değerleri oldukça esnek.

Çok sakin kullanımda, şanzımanla inatlaşmadıkça 6 litre civarında tutmak mümkün. Ancak sıkışık trafikte dikkatsiz bir kullanımla 10-11 litreye çıkabiliyor. Gazladığınız vakit 13’lerde geziniyor, fiziksel limitse 18 küsur. İstanbul şartlarında, uzun vadede gerçekçi ortalamayı 8 litre olarak gözlemledik.

Şanzıman

Bu otomobilin bünyesinde barındırdığı tüm çelişkilerin başında i-Shift geliyor.

Tasarım, motor, süspansiyon, şasi: Hemen her şey yol kadar pist kullanımı da göz önünde bulundurularak geliştirilmiş gibi. Ancak bu vites kutusunu bu arabaya koyarken mühendislerin tek düşündükleri, birayla rakıyı neden karıştırdıkları olmalı.

Aklıselim biri bunu yapmayacağı gibi, böylesine dinç bir arabaya böylesine kafası güzel bir şanzımanı reva görmemeliydi. Evet, Fransızlar halen bu sınıfta tek kavramalı otomatikleştirilmiş manuel kullanıyor ama en azından bunu mülayim dizellerde yapıyorlar; damarlarında adrenalin akan, hayat dolu bir hot (warm?) hatch’te değil.

Kaldı ki i-Shift, onlarınkinden bile kötü çalışıyor. Her vites geçişi ms değil saniyelerle ölçülüyor ama asıl trajikomik olan, normal kullanım esnasında şanzımanın aynı ehliyet sınavındaki acemi bir sürücü gibi tereddütte kalıp arabayı zaman zaman titretmesi. Sıkışık trafikte bir süre sonra aşırı ısınıp çalışmaktan vazgeçmesi de, gecenin sonundaki mide boşaltımını simgeliyor. Bu durumlarda onu açık havaya çıkarmalısınız – yani manuel kullanır gibi vitesi N’ye almalısınız. O zaman biraz kendine geliyor.

Bir diğer büyük sıkıntı, hill holder yani yokuş kalkış desteğinin olmaması. Bu yüzden eğimli yollarda sağ eliniz el freninde tetikte beklemeli, aksi takdirde i-shift’in gazabına uğrayabilirsiniz.

Neyse ki ipleri elinize almaya karar verirseniz, manuel kullanım için direksiyon arkasında kulakçıklar mevcut. Ancak topuzdan vites atmak isterseniz, + ve -‘nin yerleşiminin yanlış olduğunu göreceksiniz. Manuele aldığınızda, hız göstergesinin solunda çıkan kavuniçi REV ışıkları hoş bir detay: Devir bandını bitirmek üzereyken teker teker yanıyorlar. Sağdaki yeşil ECO ışıklarıysa, ayağınızı gazdan ne kadar çekerseniz o kadar çok sayıda yanıyor.

Akıcı trafikte ve sakin kullanımda şanzımanı tolere edebiliyorsunuz, ama aceleniz varsa affedemiyorsunuz.

Yol tutuş

Önlerden biri 2013, diğeri 2014; arkalardan biri 2010, diğeri 2008. İkisi Primacy HP, biri Primacy 3, diğeri Pilot Primacy.

Fantastik bir lastik kombinasyonuyla gelen test aracımız, özellikle miladını dolduran arkaların ve tamamen kapatılabilen VSA’nın (ESP’nin Honda’cası) etkisiyle yanlamaya aşırı hevesliydi. Arkadaki hareketlenme, tutan zeminde kopmadan ziyade kademeli bir gelme biçiminde vuku buluyor. Biraz tecrübe ve gaz pedalıyla arkanın salınımına hükmedebiliyor ve eğlenebiliyosunuz. Ancak, gene lastiklerin kondisyonu sebebiyle, parlak zeminde otomobil yoldan çıkmaya fazlasıyla meyil etti.

Sürüş keyfi

Civic’le oynamak her ne kadar mümkünse de, torsiyon sebebiyle limit ötesi davranışlar çok sofistike değil. Arabanın gerginliği ve maçoluğu; burnunun keskinliğiyle ve direksiyonun itaatkarlığıyla birleşince, O’nu daha çok bir çizgi makinesine çeviriyor. Elektrikli direksiyon his konusunda şasinin samimiyetini tutturamıyor ama, bugüne kadar karşılaştığımız bu tür sistemler arasında en tutarlı davranışı sergiliyor. Tutuş eşiğinde muadillerinde olduğu gibi bir anda hafiflemiyor ve ağırlığını korumayı başarıyor. Ön takımın net tepkileri sayesinde, otomobili santimetrelerle apeksten geçirebiliyorsunuz. Şayet bu otomobil düz vites olsaydı, hiçbir pist gününü kaçırmak istemezdiniz.

Fren

Dört farklı ve mütevazı lastikle bu otomobilin duruş gücü ve dengesi, çok etkileyici. Başta yumuşak gelen fren pedalı, şehiriçinde spor otomobilden ziyade kadınlara uygun bir miniğin tepkilerini veriyor. Haraket mesafesi oldukça uzun ve kullanıcı dostu. Lakin performanslı sürüş esnasında çok daha inatçı bir karaktere bürünüyor ve bastıkça duruyor; sanki dibinde daha evvel fark etmediğinz ek bir çalışma aralığı ortaya çıkıyor. Otomobil panik frenlerde hiç istifini bozmuyor.

Yazı: And Mehmet ÇETİN

  • Motor: 1799 cc, 4 silindirli benzinli
  • Güç: 140 hp @ 6300 d/d
  • Tork: 174 Nm @ 4300 d/d
  • Şanzıman: 6-ileri, otomatikleştirilmiş manuel
  • 0-100 km/s: 10,9 sn
  • Son hız: 205 km/s
  • Test tüketimi: Ortalama 8 litre/100 km
  • Ağırlık: 1196 kg
  • Bagaj hacmi: 415 litre

Özgün ve ergonomik iç mekan
Rahat ve spor koltuklar
+ Arka diz mesafesi
Düz yükleme zemini
+ Geniş ve kullanışlı bagaj
İzolasyon
Heyecan dolu motor
Makul tüketim
Etkili frenler
Keskin yol tutuş

– Sert süspansiyonlar
– Yavaş ve sakar şanzıman
– Malzeme kalitesi ve işçilik
– Zayıf görüş açıları

Foto galeri için tıklayın!

137 YORUMLAR

  1. vayy geçenlerde sormuşsun 1.8 typer hakkında görüşleriniz nelerdir diye and görüp cvp yazmamıştın bundan dolayıymış videoda geldimi süper olacak almayı düşündüğüm bir arabaydı bide 🙂

  2. Ağzınıza sağlık, çok güzel yazı olmuş. İzmire gelirseniz daha önce takipçi testini paylayiştığım 2008 model civic sedan’ımı (manuel) test için seve seve veririm.

  3. Milletimiz okumaya ne kadar uzak 🙂 video video diyenler keşke ilk cümleyi okusaydı 🙂
    Test için teşekkürler 🙂 Honda hep merak ettiklerim markalardan biri

  4. Hocam güzel test tebrikler. Ufak bi hatırlatma sadece types fn1 olarak geçiyor. Fn2 olan typer. Bir de hızlanmaya 10.9 demissiniz. Güncellemeyle beraber vites değişim hızı 1.75sn den 0.75sn ye düştü buna bağlı olarakda hızlanma yanlış hatirlamiyorsam 9.3e düştü. Ayrıca iyiki varsınız. Sayeniz de yeniden test videoları izlemeye başladık 🙂

      • Hocam güncelleme çıkalı 1,5 sene olmuştur. Buradaki tek sıkıntı siz gidip yeni güncellemeyi yükletmek istiyorum demezseniz hiçbir servis güncelleme yapmaz. Sebebi araç sahiplerinin güncellemeye ücret ödemek istememesi servisinde para alamayacağı işlem için uğraşmak istememesi. Eğer kullandığınız araç hafif sert kullanımda dahi yığılma yapıyorsa yazılım eskidir, yapmıyorsa yenidir. Ayrıca aynı dönem üretime başlanan sedan civic’i korumak için sadece bu kasanın baz modeli tr’ye giriş yapmıştır. Avrupa versiyonlarında daha yumuşak süspansiyonu , çift sunrooflu tavanı , asker saati yerine dahili navigasyonu hatta sorularınıza sesli yanıt verip sizi araç hakkında bilgilendiren yol bilgisayarını dahi görebilirsiniz 🙂

        • aracın güncellemesi 14 ekim 2014 honda ciftkurtlarda 300 kusur tl karşılığında güncelleme yapıldı (amaç yığılmayı ve vites geçisini bi nepze rahatlatmak sonuç ta yarı otomatik ne yaparsan yap i sift yığılma yapar )

          • maalesef abi bende buyuk umutlarla yaptırmıştım hatta 4 saat extra serviste bekledim kalibrasyon yapıldı sonuç eskisinden biraz daga iyi gibigibi oldu 😀

  5. Robotizelerin olmazsa olmazı 3.vitese kadar vites geçişlerinde sarsıntı,darbe varmı buna değinilmemiş ?

  6. Şimdi abi bu arabanın manuel olduğunu farz edelim, senin eski c4 ünle karşılaştırabilir misin? niliyorum o daha güçlü bir araç ama yinede karşılaştırılabileceğini düşünüyorum.

  7. Harika bir yazı olmuş. Çoğu dergide böyle akıcı bir anlatım bulamıyorum. Puanlamayı bölümlere ayırmanız akıllıca bir adım. Teşekkürler.

  8. Şansımanı benim için özetleyen en iyi cümle: “Ancak bu vites kutusunu bu arabaya koyarken mühendislerin tek düşündükleri, birayla rakıyı neden karıştırdıkları olmalı.” 🙂

  9. Honda hayranları höykürebilir ama japon otomobilleri bu atmosferik motorlarla artık rekabet edemiyor. evet yüksek devir çevirebilir ama Avrupalı rakiplerine kıyasla 1.8 motor bir araç için 140 hp güce 174 nm. çok düşük değerler artık. araç 1200 kg ağırlığına rağmen hantal tabi bunda şanzımanın da etkisi büyük. test aracı eski bir model olsa da güncel civic hb’de de durum çok parlak değil.

    • bu düz vites olsa sinan abinin yaptığı vites alış varya
      haaaııığğğğğnnn pbbuunnnhnnnnn pppbuuunnnnn 😀 böyle olur bu video 😀
      ama değer beklicem ben 😀

  10. Testi gördüm anında tv sesini kıstırdım o anda sigaramı aldım yaktım heycandan ne yapacağımı şaşırdım ama video yokmuş,bu nasıl bir ters köşedir,insan insana bunu yapar mı vicdanlara sesleniyorum ! 🙂

  11. Yazı çok güzel elinize sağlık… Bu testte katılmadığım bir iki nokta var; birincisi, bel destek ayarı yok ama gerek de yok gibi bir ifade vardı. Bence bu çok göreceli bir yaklaşım olmuş kesinlikle bel desteği gerekiyor. Bir diğeri ise abi hiç mi kaliteli plastik yok bu arabada? 🙂 Hatırladığım kadarıyla kapı üstleri hafif yumuşaktı. Son olarak civic fb7 eco testi planlarınızda var mı? Teşekkür ederim…

    • Benim belim hafif çukurdur ondan her arabada bel desteğini sonuna kadar öne çıkartırım, bel desteği yoksa da genelde bi süre sonra belim ağrımaya başlar. Bunda saatlerce trafikte kaldım hiçbi yerim ağrımadı. Kapı üstleri taş gibi, yumuşak bir plastik bulamadım. Honda araba verirse test ederiz tabii

  12. o kadar uzun yazı ki sayfanın aşağısına giderken tekerlik çevirmeye üşenen ben yazının tamamını okudum 😀

  13. yaklaşık 3 ay manuel bulmak için deli gibi aradığım araç fakat bulamadığım için hep aklımın bir köşesinde durur bir araca bakmaya gittiğimde ufak bir tur atmıştım nekadar sert olabilirki diye düşünürken aracı kullandığımda neredeyse tahamül edilemiyecek kadar sertti .. Keyifle okudum And teşekkürler

  14. Test yazısı görünce şaşırdım, duygulandım, sevindim. Binbir duygu yaşadım özlemişim test yazılarını. Bana kalırsa her arabaya olmasa bile arada test yazısı yazın. Okuma arzusuyla bekleyen bir kitle mevcut bence. Elinize sağlık 🙂

  15. Okurken sanki testi izliyormuşum gibi hissettim.

    Ayrıca şu testlerin altındaki açıklamalara bayılıyorum “Bas gitarıyla solo atmaya bayılıyor ama her seferinde annesi gelip fişini çekiyor”

  16. vallahi özlemişim şu test yazılarını, hoş bir değişiklik olmuş. Videoda duyup geçtiğimiz detaylar, okuduğumuzda daha kalıcı ve etkileyici olabiliyor. Elinize sağlık… E yine de video isteriz tabii 🙂

  17. test çok güzel olmus.puanların ayrı ayrı verilmesi de süper olmus.ülkemizde civic sedanlar yaygın olarak satılıyor. üye arkadaşlar da civic sedanı olanlar varsa And beye teslim etsinler 🙂 sedanın testini ve güncel kasasını merak ediyoruz.izolasyona iyi demeleri beni şaşırttı. japon araçları bolca yol, motor, rüzgar sesi aldıkları ile bilinirler.

  18. Takipçilerinizin bence en az yarısı araçlar hakkında bilgi almaktan çok siz test ettiğiniz için videoları izliyor. Böyle güzel bi araca video çekmemenize gerçekten anlam veremedim.

  19. Test videosu için sabırsızlanıyorum gerçekten.type s merak ettiğim araçlardan biriydi .nasıl birşey olduğunu öğrenmiş olduk…

  20. İnanılmaz detaylı ve açıklayıcı bir yazı olmuş, videoyu izlemesem bile olur dicektim nerdeyse :)) Eline sağlık And Mehmet ÇETİN

  21. Yazıyı okuduğumda bendeki düz vites olanı verememiş olmama çok üzüldüm. Test için araç aradığınız haberini test yazısından sonra gördüm. Çok güzel bir çalışma olmuş hepinize teşekkürler. Her satırında ‘Evet.Aynen.’ demekten yoruldum 🙂

  22. Videodan önce yazı fikrini beğendim.Umarım bu devam eder.Yanlız And abi sanki biraz lükse kaçan detaylardan kırıyor gibi.Mesela bu yazıdan aklımda kalan radyo ekranı.Bence görevini yerine getiren yeterli bir ekran gibi duruyor.Neden bu arabanın o ekranının iyi bir ekran olması beklensin ki?

  23. And vaktini alıyordur belki ama test yazısı yazmaktan hiç vazgeçme abi. Panpalardan sonra Honda’ya karşı hep bi soğuk olduğunuz izlenimi kalmış bende nedense ama bu testte öyle olmadığını gördüm. Eski Honda kullanıcısıyım, şuan Yeti kullanıyorum ve neden bilmiyorum Honda, sahibinde bir fanatiklik yaratıyor. Çok farklı araç deneyimlerim olmadı ancak Honda dışında böyle fanatiklik oluşturan bir marka bilmiyorum.

  24. 2008 1.8 HB sahibi olarak her dediğinize evet aynen böyle böyle dedim mükemmel bir yazı olmuş ellerinize sağlık videoyu da bekliyoruz 🙂
    Yanlız tek bir eksik olarak şunu söyleyeyim keşke arka koltukların ters katlandığını gösteren bir fotoğraf da atsaymışsınız en güzel özelliklerinden biri bence 🙂
    Tekrar ellerinize sağlık 🙂

  25. evet derken and kaç yıldız artardı tahminin konfor değil tabii ki performanslı kullanım açısından bahsediyorum .

  26. And bey bu aracın malzeme kalitesi ve işçiliğini beğenmemişse fd6 ve özellkle fb7’yi düşünemiyorum bile, full rock solid surface 😀

  27. Olumsuz birçok noktayı ne kadar da yumuşatmaya çalışmışsınız , Açık açık motorun hantallığını sadece şanzımanın üstüne atıp geriye çekilmişsiniz.. Sert süspansiyon yapma adına ortaya sadece bir el arabası çıktığını, herkesin algısındaki ‘o güçlü honda’ nın nasıl böyle 85 yılından kalma şanzımanla yürüdüğünü açık açık söyleyememişsiniz . Israrla da belirtip ‘çok ama çok sakin kullanımda 6 L’ tüketim verisi vermek de çok ilginç. Her neyse

    Kutsallarınıza laf etmeyelim.. Durun çarpılırız , günaha gireriz;

    ”Honda 1’dir , civic onun kulu ve elçisidir.”

    • Yorumlarınız oldukça subjektif, en basidinden el arabası tanımını günümüz teknolojisi ile üretilen hiçbir araba haketmiyor. Aracı kullandınız mı bilmiyorum ama i-shift’e rağmen motorun hızlanması 3000 devir üstünde gayet tatminkar. Süspansiyonun sertliği size yol tutuş olarak cidden geri dönüş sağlıyor, özellikle düşük yanaklı lastiklerle de yüksek hızlarda güven hissiyatı azalmıyor. Yakıt tüketimi de arkadaşımın şu anda dizel megane ile 8 lt lerde gezdiği şehiriçinde 7.5lerde geziyordu 1.8 i-shift ile. Son olarak bu aletler makine ve Kutsallık bir durum yok. “civic onun kulu ve elçisidir” ifadeside çok yanlış bir kullanım!!!

  28. Test yazıları bencede hep olmalı.Okurken kafamızda o an yazan kişi hangı duygularla yazmış onu anlıyoruz.Kotu noktalar yumusatılmaya calısılmıs demısler ama bence o biraz tutku yada ozlem dıye tanımlanabilir @And’ın uzun zaman aralıklarıyla boyle japon ve atmosferık kullanmasından oluyor.MX5 testinde ben bunu hissetmiştim:)Bence bu motor vtec ruhunuda yansıtan bir motor değil: zaten mekanik vtecler gibi olmadığınıda söylemiş testte(performans gunumuz 1.6 dizelleri seviyesinde belki bir tık yukarıda diyebiliriz son hız olarak.Manuel olsaydı çok daha keyifli olcağı muhakkak aracın..Kısacası test yazıları HEP OLMALI..Teşekkürler:)

    • Arabanın düzünde 0-100 8.9 sn, sıkıntı yalnızca vites değişimlerinde. Yoksa vites içi performansının dizellerle bir alakası yok

      • Yani ama vites degisimlerinde kaybettigimiz vakitlerde yanimizdaki arac manuel olsa mesela daha guzel guc ustunde yurumeyecek midir?Yeni nesil 1.6dci 130hp veya cdti 136 hp lik motorlardan canliysa vites ici hizlanmalari harika demekki

  29. bence de test yazıları olmalı, ancak hem test yazısı hem de video iş yükünü nasıl etkiler ne kadar fayda getirir..fayda – zaman açısından nasıl bir tablo çizer bilemem..ben de arabanın 5 katagoride puanlanmış olmasını ve test yazısını begendim…

  30. Yatmadan önce son bir kez daha bakıyım dedim video gelmiş mi diye. Işlendigini gördüm biraz erotik olucak ama yatagin icinde elimde telefon videoyu bekliyorum 🙂

  31. ulan 35 dakikalık video izliyorum nasıl bitti anladım 5 dklık video izler gibi oldum çok acayip bir büyünüz var helal olsun

  32. Araç kulakçıklara alındığında kesiciye girmiyor mu? Çünkü bizim 2011 accord kulakçıkda sinan abi nin hafif slowmotionu gibi olsada kesiciye giriyo öylede devam edebiliyo 😀

  33. videodan da anlaşıldığı üzere şahsi görüşüm eğer manuel vites olsaydı 4 yıldızı rahat alırmış 🙂

  34. Harika video olmuş, gazlama görüntüleriyle birlikte joker oldum valla. Birde VTEC konusuna değinmişsiniz. Değişken subap zamanlamaları diye açılan makalede yaptığım ekleme gibi detayına kadar girip videoylada desteklemişsiniz. Tebrikler ! 😉 (bu arada 30 dakika üzeri testleri özlemişiz 😉 )

  35. Keyifle izledim cok guzel bir video olmus arabanin heryeri detayli ve tarafsiz bir bicimde incelenmis, en begendigim kisim sinan abinin hatatat ladigi kisimlar oldu 😀

  36. Bence bu test en iyi testlerden birisi oldu. Özellikle test yazısı cidden çok iyi. Araba tam benim düşündüğüm gibi çıktı. Keşke bu araba sadece manuel olarak gelseymiş ülkeye. İç ve dış tasarımı bu derece “değişik” olan bir arabadan beklenilmeyecek bir kullanışlılık+ ve şanzıman- Olsun Honda hayat onda 😀

  37. çok iyi test elinize sağlık. özellikle and’ın sağından verilen kamera açısı çok başarılı olmuş, hem yolu hem araç iiçni gösteren açıda uzun süreli gazlama izlettirilmesi çok keyifliydi teşekkürler

  38. Sinan Koç ve And Mehmet Çetin size bu videodan dolayı teşekkür ediyorum. O kadar umutla bekledim ve bunu yazdığım yorumlarda da belirttim. Sonuç, beklediğime değdi.. Ben açıkçası yazıyı okuyunca zaten bu kadar detaylı yazıdan anlamış buluyordum kendimi ama bir şeyi unutmuşum o Honda’nın gaza bastığınızdaki hissiyatı.. Benim düşündüğüm bu aracı benim gözümde farklı tutan yanı buydu. Videoyu neredeyse gözümü kırpmadan izlemeye çalıştım :))
    Çok güzel ve eğlenceli bir şekilde aracı test ettiniz tebrik ederim..

    Başarınızın devamını dilerim
    Gelecek video ve yazılarınızı merakla bekliyorum. 🙂

  39. Elinize sağlık, test güzel eğlenceli geçmiş, teşekkürler. Sohbet bölümüne girince, konu yada konulara cevap yazamıyorum, buradan bilgilendirirseniz, yönlendirirseniz sevinirim.!

  40. Benim çok hoşuma gitti bu videonun montajı. Konuyla ilgili bölümleri aralara koymanız çok güzel ve profesyonelce olmuş. Yapanın emeğine sağlık…

  41. Test güzel olmuş ağzınıza sağlık. 2 dip not eklemek isterim müsadenizle. 1.si arka koltuklar yukari dogruda kalkıyor olmalı, güzel bir özellik. 2.si i-shift gömmüşsunuz eyvallah. Ben üzerine toprak atmak yerine biraz toprak alayım 🙂 i-shift benim bildiğim sürüş alışkanlıklarını kaydeden tek şanzıman. Yani siz performans kullaniyorsaniz otomatikte örneğin 4000devirden önce üst vitese geçmez yok sakin kullanıyorsanız yakıt tasarrufu icin 2500de üst devire geçer.eğlenceli bir video olmuş. Tekrar teşekkürler

  42. görmek istediğimiz kareler bunlar :).. emeği geçenlere teşekkürler video keyifli olmuş,
    And&Sinan ikilisi tuttu artık, yıldız olayının da 5 ayrı klasmanda verilmesi tartışmalar olmaması adına daha iyi

  43. Emeğinize sağlık çok güzel olmuş, keşke cıvıc sedanın testide olsa hb le sedan biraz farklı özelliklerde, sedan cıvıc görüşlerinizide çok merek ediyorum..

  44. Testi yapan genç arkadaşlarım; Alcantra kumaş değil Alcantara kumaş olacak doğrusu.Bilgi mesajıdır yanlış anlaşılmasın.

  45. Fiyat performans olarak sizce alınabilir mi? Arabanın top speed’i burdaki mi yoksa fabrika değerlerini mi girdiniz?

  46. 2011’de benm kuzenin kuzeni almış (manuel vites) memlekete gelmiş bi baktık anam nası bi araba bu böyle ağzımızın suyu aktı, ver la dedik bi tur atak, neyse dayıoğlu geçti direksiyona ben yanda çıktık yola 3bin devir olmadan vites değiştiriyor (dayıoğlunda astra cdti var o zaman) araba bi dakkada 110-120 anca yaptı 🙂 getirdik elemana dedik bu araba nası 1.8motor yaw gitmiyor, la dedi siz sürmesini bilememişsiniz, kendi geçti direksiyona 1.2.3.vites devir sonda araba 150-160ı gördü tmm dedik biz sürmesini bilememişiz 🙂 bi-iki hafta sonra sırf arabayla gezmek için elamanın yanına gittik h.sonu iki gün arabayı devir manyaa yaptık 🙂 sonra duyduk ki araba 40küsür bin km’de yağsızlıktan motor yemiş üstelik servis bakımlıyken, hondayı mahkemeye verdim fln filan diyordu ama sonuç ne oldu hiç haberim olmadı.

  47. Tebrikler, anlamlı, yararlı bir test daha, emeğinize sağlık 🙂 Eksilerini kabul etmekle birlikte ben bunları anlamlı buluyorum, sonuçta Type S ; performans açısından aşırı beklentisi olmayan, uygun fiyatlı, az yakan Honda arayıcıları için sunulmuş. Süspansiyonları ve şanzımanı da mükemmel olsa Type R ın pek anlamı kalmazdı bence, ticari kazanç diyelim 🙂 🙂 🙂

  48. öncelikle 3 yıl 2006 model 1.8 i-vtec sport manuel kullanmış biri olarak araç karakteristik bir araç olup satmama rağmen hala kendisini özletiyor, koltuklar akıllı koltuk sistemi olarak geçmekte olup 4 kapılı modellerde hem öne hemde geriye doğru katlanarak muhteşem bir kullanım alanı sağlıyor, ayırıca çoğu kimsenin bilmediği bir sey ön koltukların altında neden boşluk olmadığının sebebi torsiyon, katlanır koltuk sistemi ve geniş bagaj hacminden dolayı aracın yakıt deposuöndeki 2 koltuğun altındadır 🙂 bilginize…

  49. 6 ileri manuel vites harikadır, hala özlemekteyim kendisini..sormak istediklerinizi seve seve cevaplarım saygılarımla.

  50. anahtarsız çalıştırma sistemi aslında motorsikletlerdeki gibi yapılmış.Motorda da kontağı açıp düğmeye basıp çalıştırıyosunuz.Honda motorsiklet üreticiside olduğu için öyle bir gönderme yapmış olabilir.

  51. 1.4 TDCi Fiestam var 2010 en fullu .. sizce onu satıp bu araçtan almalımyım ? Bekarım ve arkaya yıllardır çok nadir 3. kişi oturmuştur .

  52. Öncelikle bu videoyu hazırladığınız için çok teşekkürler. Hiç izlemediysem 10 defa izledim ve civic almaya karar verdim. Geçen hafta 2008 model 1.8 sport 75.000 km de bir civic satın aldım. şu anda çok memnunum daha önce hep manuel vites kullanmış birisi olarak i-shift benim beklentilerimi karşılıyor. Süspansiyonları dediğiniz gibi sert ama yol tutuşu da harika benim için önemli olan yol tutuşu. Yalnız bir konuda siz gibi tecrübeli arkadaşların yardımına ihtiyacım var. Aracın ön tekerlekleri yeni starmaxx marka fakat arka lastikler 2010 model pirelli p7. Arka lastikleri değiştirmeyi düşünüyorum. Sizce ne marka ve model almalıyım?

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın!
İsminizi giriniz