Gayet güzel bir liste yapmış. Kapı kolu konusunda sürtünmeyi arttırıyor ancak yine de haklı.
Stuck on screens - benim de nefret ettiğim ama ısrarla bir çok üreticinin tercih ettiği bir tasarım.Gayet güzel bir liste yapmış. Kapı kolu konusunda sürtünmeyi arttırıyor ancak yine de haklı.
60'lı, 70'li, 80'li yılları yaşayamadım. O yıllarda çekilen filmlere bakıyorum; trafikte görünen araçların her biri birbirinden farklı bir ruh taşıyor. Bu bahsetmiş olduğum ruhu izlerken hissedebiliyorum. Günümüze bakıyorum, günümüzde çekilmiş olan filmlerde ki trafiği izliyorum; hemen hemen çoğu araba birbirinin aynısı niteliğinde, fiyatları her ne kadar farklı olsa bile birbirlerinin benzerleri gibi hissettiriyorlar.Haklılık payı olsa da bu tip videolarda aklıma gelen şey sanki eski arabalar çok iyiydi de yeni arabaları eleştiriyorsunuz oluyor.
60'lı, 70'li, 80'li yılları yaşayamadım. O yıllarda çekilen filmlere bakıyorum; trafikte görünen araçların her biri birbirinden farklı bir ruh taşıyor. Bu bahsetmiş olduğum ruhu izlerken hissedebiliyorum. Günümüze bakıyorum, günümüzde çekilmiş olan filmlerde ki trafiği izliyorum; hemen hemen çoğu araba birbirinin aynısı niteliğinde, fiyatları her ne kadar farklı olsa bile birbirlerinin benzerleri gibi hissettiriyorlar.
Bir kere bu gözlem bence yanıltıcı. Film dediğin şey zaten karşısındakine bir mesaj verme amaçlıdır, ki birey de bu mesajı peşinen alır zaten. Mesela aşağıdaki videoda yer yer otomobiller var, ben ruh falan alamıyorum. Sonuçta Ford T'den beri otomobil dediğimiz şey seri üretim tekniklerinin bir sonucudur. "Nostalji ile gerçek deneyimi birbirinden ayırmak gerekli öncelikle". Bundan 50 yıl sonra da günümüzdeki araçlara karşı aynı şeyleri hissedeceğimize eminim.
Geçmişte yapılan zamanının iyi araçlarına bakıp, günümüz araçlarının verimliliklerini, performanslarını, geldikleri güvenlik seviyelerini görmezden gelmek bana çok dürüst bir hismiş gibi gelmiyor açıkcası. Bir de zamanın ruhu diye bir olgu var, onu gözden kaçırmamak lazım.
Not: İstanbul'un içine etmişiz.
Ford (4 ayrı araba), Volvo, Kia ve BMW başta olmak üzere birçok araba girdi aileye, hepsinin direksiyonu deri olmasına rağmen hiçbiri yıpranmadı. Arabada kaliteli olmazsa olmaz yegane parça direksiyon bence, çünkü en çok ona dokunuyoruz, onu hissediyoruz.- Deri direksiyon furyasi.. Arkadas soyuluyor. Cok cabuk yipraniyor ve degisimi de ciddi maliyetli. Dayanikli, dokunma hissi guzel bir plastikten uretmek zor olmasa gerek. Ama deri deyince millete kaliteli geliyor.
Yer kaplamaması açısından mantıklı ama manüel vites değişimlerinde kulakçıklar bazı durumlarda işlevsiz kalabiliyor.3- Otomatik vites için kullanılan kollar. Çevirmeli-joy stick veya klasik hiç fark etmek hepsi orada gereksiz yer kaplıyor. Mercedes lerdeki gibi direksiyonun arkasına koymak en temizi.
Ford (4 ayrı araba), Volvo, Kia ve BMW başta olmak üzere birçok araba girdi aileye, hepsinin direksiyonu deri olmasına rağmen hiçbiri yıpranmadı. Arabada kaliteli olmazsa olmaz yegane parça direksiyon bence, çünkü en çok ona dokunuyoruz, onu hissediyoruz.
Yıpranma, soyulma, ne bileyim yüzük çizmesi gibi durumlarda direksiyonu toptan değişmek yerine düzgün bir döşeme ustasında tekrar deri kaplatmak çok daha ucuza mâl olur hocam. Kaliteli işçilik yapan yerler 300-400 liraya hakiki deri kullanarak hallediyorlar. Orijinalinden daha iyi olan direksiyonlara bile denk geldim
Yer kaplamaması açısından mantıklı ama manüel vites değişimlerinde kulakçıklar bazı durumlarda işlevsiz kalabiliyor.
Ben de yillardir deri direksiyon kullaniyorum ama dayanikli hissettirmedikleri cok belli. El terinden, parmakta ki aksesuardan, uzun tirnaktan, yazin direkt gelen gunesten, oto yikamacilarda kullanilan vasat temizlik urunlerinden her turlu cok etkileniyorlar. Konsollarin uzerinde kullanilan yumusak plastikler bu hususlarda cok daha saglam mesela. Bunlara benzer malzemeler riski cok daha azaltir direksiyonda kullanildigi takdirde. Acikasi direksiyonda deri kullaniminin ne dokunma hissiyatina ne islevsellige pek bir katkisi olmadigini dusunuyorum. Sirf derinin kaliteli oldugunun zannedilmesinden dolayi goz boyama amacli koyuluyor cogu modele hocam. Zaten hemen hemen alayi sunni deri.Ford (4 ayrı araba), Volvo, Kia ve BMW başta olmak üzere birçok araba girdi aileye, hepsinin direksiyonu deri olmasına rağmen hiçbiri yıpranmadı. Arabada kaliteli olmazsa olmaz yegane parça direksiyon bence, çünkü en çok ona dokunuyoruz, onu hissediyoruz.
Yıpranma, soyulma, ne bileyim yüzük çizmesi gibi durumlarda direksiyonu toptan değişmek yerine düzgün bir döşeme ustasında tekrar deri kaplatmak çok daha ucuza mâl olur hocam. Kaliteli işçilik yapan yerler 300-400 liraya hakiki deri kullanarak hallediyorlar. Orijinalinden daha iyi olan direksiyonlara bile denk geldim
80lerde yaşadım, 90larda araç sürmeye kullanmaya başladım, eski araçları özellikle Avrupa üreticileri özelinden, halen çok beğeniyorum.60'lı, 70'li, 80'li yılları yaşayamadım. O yıllarda çekilen filmlere bakıyorum; trafikte görünen araçların her biri birbirinden farklı bir ruh taşıyor. Bu bahsetmiş olduğum ruhu izlerken hissedebiliyorum. Günümüze bakıyorum, günümüzde çekilmiş olan filmlerde ki trafiği izliyorum; hemen hemen çoğu araba birbirinin aynısı niteliğinde, fiyatları her ne kadar farklı olsa bile birbirlerinin benzerleri gibi hissettiriyorlar.
- Araclarin dis mekaninda kullanilan cizilmeye musait dayaniksiz malzemeleri sevmiyorum. Ozellikle b ve c sutunlarinda kullanilan piano black tarzi parlak siyah nikelajlar
- Sirf donanim listesinde ' var ' desinler diye koyulan, islevsellikten uzak ozellikler. Misal sadece dirsek ucuna destek olan on kol dayamalar.
- Yuksek ebatli, ince yanakli lastikler. Maliyetten kacip kotu amortisor kullaniyorlar yanak da ince olunca konfor yerlerde. On duzen cabuk yipraniyor, sacma sapan ebatlarla da az bulunan lastiklerden dolayi lastik maliyeti yukseliyor.
- Deri direksiyon furyasi.. Arkadas soyuluyor. Cok cabuk yipraniyor ve degisimi de ciddi maliyetli. Dayanikli, dokunma hissi guzel bir plastikten uretmek zor olmasa gerek. Ama deri deyince millete kaliteli geliyor.
- Yine musterinin gozunu oyuncakla boyayip alt yapisal ozelliklerden kisilmasi. Esp guvenlik unsuru olarak cikti ama artik oyle bir degisim gecirdi ki mekanigin yaptigini bu sisteme yaptirmaya calisiyorlar.
- Ekranlarin inatla dokunmatik kontrol edilmesinde israr edilmesi. Dokunmatik kontrol ' tablet ' denen kotu konumlandirmalara sebep oluyor. Ekranlarin bir kontrol dugmesi vasitasiyla dokunmatik olmadan kullanilmasi daha iyi.
- Ic mekanda ferahlik ve hacim elde edecekler diye arka koltuklarin minderlerinin yuksek, sirtliklarinin ise daha dik ayarlanmasi. Maalesef konforun on planda tutuldugu cogu D segment arabada bile artik boyle bir uretim yapiyorlar. Insanin arkada yolculuk edesi gelmiyor.
- Kullanim amaci gozetilmeksizin hemen her markanin her modeline cift kavrama sanziman koymaya calismasi.