FeaturedHaberler

Aile yüzü tasarım stratejisi mantıklı mı?

Birçok otomobil üreticisi kendisini aile yüzü tasarım stratejisini kullanmak zorunda hissediyor. Aile yüzü tasarım stratejisi ile tasarlanan otomobiller matruşka bebekleri otomobilleri olarak adlandırılıyor. Bir eğilim gibi görünüyor ancak bu ‘aile yüzü stratejisi’ çok mu ileri gitti? Sektördeki bazı kilit insanların görüşleri sayesinde bu soruyu hep beraber cevaplamaya çalışacağız.

Tasarım stratejisi neden önemli?

Benzer segmentteki otomobillerin genel marka kimliğini karıştırmamaları önemlidir. Ayrıca bir arabanın rozetlerine bakmaksızın çok özel bir marka olmasını sağlayan şey genel marka kimliklerinin ta kendisidir. Bu da modern otomotiv endüstrisinin çok çarpıcı bir yönüdür. Gün geçtikçe piyasada bulunan markaların çeşitliliği artıyor. Hem de bu markaların etkileşimde bulunduğu müşteri kitlesinin sınıflara ayrılması, kendileri ve müşterileri arasında daha duygusal bir bağ oluşmasını sağlıyor. Bu yüzden aile yüzü tasarım stratejisi otomotiv sektöründe çok önemli bir yer kaplıyor.

Otomotiv sektöründeki önemli tasarımcı transferleri

Çinli otomobil üreticileri geçtiğimiz günlerde sağlam bir marka kimliğinin önemini kavramaya başladılar. Örneğin Chery;  Sergio Loureiro, Hakan Saraçoğlu ve James Hope’u bünyesine aldı. Loureiro; BMW, PSA, General Motors ve Mercedes-Benz’de çalıştı. Saraçoğlu; Porsche 918 Spyder, Boxster ve Cayman gibi projelerde çalıştı. Hope, bir zamanlar Ford’da baş tasarımcıydı ve şu an beşinci nesil Mustang’in babası sayılıyor.

Koreli otomobil üreticileri de Çinliler ile aynı yolda. Bazıları etkileyici öz geçmişleriyle başarılı tasarımcıları seçerek benzer bir yol izledi. Kia, 2006 yılında tüm zamanların en başarılı tasarımcılarından birisi olan Peter Schreyer’i seçerek piyasada sansasyonel bir adım attı. Schreyer, Londra Kraliyet Sanat Yüksek Okulu’ndan onur doktorasını kazanmış üç tasarımcıdan biridir. Diğer ikisi ise Sergio Pininfarina ve Giorgetto Giugiaro’dur.

Peter Schreyer

Schreyer, aile yüzü tasarım stratejisi hakkında şunları söylüyor: “ Eğer aile yüzü tasarım stratejisi bu kadar kolay olsaydı, herkes bunu yapabilirdi. Bu bir strateji meselesidir. Ben bunu her zaman tasarımcılarımıza ifade ediyorum. Ancak diğer markaların çalışmalarına, özellikle rakip olarak yorum yapmak istemem. Ancak evet, tüm arabaların aynı görünmesi tehlikelidir. Her zaman bir kişilik sahibi araba aramaktayız. Yeni Stinger, herhangi bir Kia modeli gibi kolayca tanınabilir olacak. Bir Kia Rio’yu diğer modellerimizden de tanıyabilirsiniz. Her neyse, bir seçim yapmak zorundaydım ve aile yüzü tasarım stratejisini seçtim.”

Schreyer Kia için neler yapıyor?

Schreyer, şirketinin otomobillerini marka kimliklerinden ödün vermeden yaratmayı başarmış bir tasarımcı. Schreyer şöyle devam ediyor: “Gündemde bulundurduğum tek şey buydu. Yüz ifadesi bir markanın imzasıdır ve Kia için bu yola başvurdum. Bunun için Kaplan Burnu yüzünü tasarladım. Şimdi ise yeni yüzün varyasyonları üzerinde çalışıyorum; daha ince, daha kalın veya daha geniş… Ancak marka yüzü, tanınabilir bir marka kimliğine duyulan ihtiyaçla dengelenir. Hala mirasımızı geliştiriyoruz. Genç bir şirketiz. Sadece on yıldır bir tasarım mirası geliştiriyoruz.”

Luiz Alberto Veiga, 2005 yılından itibaren Schreyer ile birlikte çalışıyordu. Kia, Alman tasarımcıyı Volkswagen grubundan aldı. Her ikisi de Berlin’deki Volkswagen Tasarım Merkezi Potsdam’da çalıştı. 2016 yılının sonunda, Veiga, Volkswagen’in Güney Amerika için Paket ve Tasarım direktörü olarak emekliye ayrıldı.

Luiz Alberto Veiga

Ona göre, başarılı bir tasarım stratejisi tasarım ekibinin çizim yeteneklerinden ziyade organizasyon şemasına daha fazla bağımlıdır.

Veiga şöyle söylüyor: “Çok zor bir iş. Tüm arabaların aynı görünme riski vardır ve bu tasarımcılar için bir sınırlamadır. İyi sonuçlar elde etmek, baş tasarımcının şirket hiyerarşisinde çok iyi konumlandırılmış olmasıyla doğrudan ilgilidir. İdeal olarak, baş tasarımcı başmühendisin üstünde olmalı, doğrudan başkana rapor vermelidir. Örneğin Schreyer, Kia’daki başkanla aynı seviyededir. Ve başkan bile Schreyer’in kararlarını sorgulayamaz.” Bunun dışında bir yapıya sahip şirketler, siparişleri takip etmek ve orijinal projeler oluşturmak yerine söyledikleri gibi yapmak zorunda olan tasarım ekiplerine sahip oldukları için bu tip firmalarda işler her zaman daha karmaşık hale gelme eğilimindedir.

Mercedes-Benz’in yeniden doğuşu

Volkswagen’in 2016 yılında en çok satan otomobil üreticisi olduğunu ve Mercedes-Benz’in premium markalar arasında lider olduğunu düşünürsek aile yüzü stratejisini eleştirmek mantıklı gibi görünmüyor. Mercedes-Benz 60’lı yılların sonlarında S-Serisi ve E-Serisi ile ayakta kalan bir şirketti. Bu açıkça sürdürülemezdi. Böylece sportif araçlar, SUV’ler yaptılar. Daimler, markayı tazelemek için gerçekten iyi bir iş çıkardı. Mercedes-Benz, sedanları etrafındaki çekirdek tasarımını korudu, ve diğer araçlarıyla da bu çekirdek tasarımı genişletti.

Kesinlikle, aile yüzü stratejisinde yeni segmentlere doğru genişleme, tasarım stratejisinin çok ötesinde başarının anahtarı olabilir.

Yazının hazırlanmasında motor1.com editörlerinden Gustavo Henrique Ruffo‘nun röportajından faydalanılmıştır.

Etiketler

Mert CEYLAN

İstanbul Teknik Üniversitesi Gemi ve Deniz Teknolojisi Mühendisliği okuyorum. 1995 yılında İstanbul/Bakırköy'de dünyaya geldim. Küçüklüğümden başlayan otomobil sevdam artarak devam ediyor. Koyu bir Mercedes-Benz E55 AMG hayranıyım.

İlgili Makaleler

7 Yorum

  1. Güzel bir yazı olmuş. Emeğinize sağlık. Tamamen tartışmaya açık bir konu. Bence hiç mantıklı değil. Audi(VW), BMW Mercedes tüm arabaları birbirine benziyor malesef, olacaksa bir kapı kolu aynı olsun bence. Lexus’a bakın her modelin kendine özgü bir dış tasarımı ve muazzam iç mekanları vardır. Çünkü hiçbir arabası diğerine benzemez, IS, GS, LS, RX, NX hepsinin kendine özgü tasarımı ve muazzam iç mekanları vardır

    1. Motor1’deki yazıyı okumadığınız çok açık. Ayrıca tek benzer yanı şu ki zaten yapabilecek bir şey de yok buna karşı; tasarımcıların röportajda verdiği cevaplar. Sırf aynı konu başlığı diye kendisi yazmadı diye bir ithamda bulunamazsınız.

      1. Gayet kopyala yapıştır yapmışlar. Arada birkaç cümleyi değiştirmekle olmaz bu iş. Burada alt sınır yazıyı kopyala yapıştır yaptıktan sonra kaynak vermek olurdu ki; editör bununda altına inmeyi başarıp çocukça birkaç cümleyi değiştirmiş. Bunu okuldaki 60 yaşındaki proflar bile yemiyor artık.

        1. Serhat bey kopyala yapıştır yapmışlar. Bu hani yıllar önce şarkıcının çıkardığı bir şarkıyı günümüzde başka bir şarkıcının alıpta sözlerini değiştirip şarkıyı aynı isimle piyasaya çıkarmasına benziyor. Buna da gayet iyi kopyala yapıştır deniyor

  2. Beni Mercedes’ten soğutan bir strateji olduğuna göre bence mantıksız. Eskiden C class dediğinizde ayrı, E class dediğimizde ayrı otomobiller oluşurdu insanların kafasında. Ama şimdi dedikleri gibi ‘matruşka’ bebek tarzında ya da benim deyimimle ‘dalton kardeşler’ gibi birbirinin boy boy kardeşleri gibi durmaları çok kötü. Hangi markada olursa olsun sevmediğim bir akım bir an önce bitirilmesi gereken bir akım. İnsanların kişilikleri ve yüzleri nasıl birbirinden farklıysa, otomobillerde de bu şekilde olmalı.

  3. Açıkçası bu büyük üreticilerin yollarına devam edebilmeleri için tek şans gibi. Her segment için komple ayrı iç ve dış tasarım bu dönemde göze alabilecekleri bir maliyet değil. Ancak bunun optimum tutulması şart. Yazıda geçtiği gibi iş Matruşka olayına dönerse tat vermeyecektir. Önemli bir konu daha var! Büyük üreticiler tasarımda standardın dışında pek çıkmazlar. Çünkü konu ortaya çıkan tasarımın tüm dünya genelindeki müşterilerce kabul edilebilir olmasıdır. Yani PSA group (Citroen+Peugeot+DS) araçları için uç tasarımlar deneyip gönül rahatlığıyla seri üretime geçerken Mercedes-Benz için aynı şeyi düşünemezsiniz. Mercedes-Benz, Citroen’in Cactus modeli için aldığı riski almaz! Tüm sınıflarda benzer tasarım konusunda, özellikle iç tasarım olarak büyük markalar arasında bence BMW dorukta. 1 serisiyle 7 serisi arasında iç tasarım konusunda çok büyük benzerlikler var, kişisel olarak hoşlanmıyorum diyebilirim. Şimdi Mercedes-Benz de aynı yola giriyor. Yeni A serisinin 2018 spyshotlarından gördüğüm kadarıyla S class ile başlayan devasa ekran alt segmentlere kadar nüfus edecek. Bu Maserati için bile böyle. Ghibli ile Quattroporte, önden bakıldığında pek çoklarının kolayca ayıramayacağı kadar benzer tasarlandı. Tasarım anlayışının bu şekilde devam etmesi halinde (ki devam edecektir) araçlar arasındaki farkı dingil açıklığı, çok ileri teknoloji donanımlar (E serisindeki araç dışından manevra/park gibi) ve trim kalitesi oluşturacak. İnşallah kimse aşırıya kaçmaz 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı