Sondan başlayayım, öncelikle kırık camlar teorisi ile ne dediğimi anlatamamışım galiba. Almanya’da 1000 km boyunca araç sürdüm, ne bir kere ters bir hareket yaptım, ne bana birisi ters bir hareket yaptı ve sonucunda bir kere bile sinirlerim gerilmedi. Trafik olması gerektiği gibi ilerliyor oralarda. Trafik kurallarına ay ceza yiyeceğim korkusuyla değil de sistem buna uymama müsade ettiği, uygun olduğu için uydum. Bir gidip oranın trafiğinde vakit geçirmeni ve düşüncemin ne olduğunu anlamanı isterdim. Anasını satayım, çevre yolunda 125 km/s ile ilerlerken andavalın teki 65 km/s ile önüme atlıyor burda sayısız kere, orda bir kere bile olmadı ve ben adamlarda niye hız sınırsız otoban olduğunu anlamış oldum ve bizde neden olmadığını. Ben bu ülke daha iyi bir yere gelsin diye kendimi yırtacak değilim açıkçası. Geçmişinden beri saçma sapan çevre politikalarına sahip bir ülke için kendimi hırpalamam, bunun adı herhangi bir düşünceye sahip olmamaksa peki dediğin gibi olsun

Temel eğitim seviyemiz çok düşük, hem beni ne kadar tanıyorsun da çevre bilincim hakkında ne bilgiye sahipsin

Şu anda da yazılım ya da egzoz modifikasyonu yapmamam çevre bilincim ile ilgili değil, sanayi ortamıyla uğraşmayı sevmediğimden, açık açık söyleyeyim. Ülkede zilyon tane problem var, bu konuştuğumuz en basiti demek konusu hakkındaki fikrimin sonuna kadar arkasındayım. Böyle hayali konuşmayı sevmem. Gerçek ne olacaksa öyle davranmayı severim. Ülkenin gerçeklerinin farkındayım. Aramızdan varsa tastaslı bir arkadaş, atsın adımını, sonuna kadar arkasındayım çevre politikalarında. Ama bizim gibi 3. Dünya ülkelerinde forum sohbetinden ileri gitmez böyle konular, sen hala hayal dünyasında yaşayıp işte ortama göre bukalemun oluyosun diyebilirsin benim hakkımda.
Tane tane yazayım da anlaşılmayan bir kısım kalmasın (malum ülkede temel eğitim seviyesi düşük);
-Almanya'yı bilmiyorum ama bildiğim yerde de öyle işliyor trafik. Çünkü Kapıkule'den çıkınca trafikteki bencil, vurdumduymaz insanları da geride bırakıyoruz (TR'de öyle olanlar da değişiyor, gurbetçilerin bir kısmı da değişiyor. TR'de de düzgün olan gurbetçileri ve vatandaşlarımızı tenzih ederim).
-Forumda yazdıklarınız kadar tanıyorum. Dışarıda görüşmüyorsa, herkes birbirini o kadar tanıyor. Gerek bu konuda gerek geçmiş konulardaki yazılarınız otomobil-çevre ilişkisinde umursamaz olduğunuzu gösteriyor. Ek olarak bu konudaki mesajlarınız ortada. Bunlara istinaden yorum yaptım, gerçek hayatla burada farklı profil çiziyorsanız bilemem.
-Ülkede çok sorun olduğunun farkındayım. Ekonomik sorunlar siyasi sorunların, siyasi sorunlar hukuksal sorunların, hukuksal sorunlar toplumsal sorunların, toplumsal sorunlar çevresel sorunların konuşulmasına engel değil. "Benim için siyasi ve ekonomik sorunlar varken diğerleri önemsizdir" diyenlere bir şey dediğimiz de yok demeye haddimizde yok, ama her konuyu konuşmak isteyene karışmak da onun haddine değil. Biri gelip sataşır gibi mesajlar yazarsa işin rengi değişiyor, bir konu ilgilendirmiyorsa bir kişiyi susar. Bu kadar basit. Benim için her sorun önemli, hepsiyle özel olarak ilgilenilmesi ve çözülmesi gerekiyor.
-Beni yapmakla suçladığınız şeyi siz yapıyorsunuz. Hayatımın her anında realist olan biriyim, yapım bu zaten. Neye dayanarak bunu söyleyebiliyorsunuz? Buradaki 1-2 mesaja dayanarak mı? Kaldı ki ben hayâl olan bir şey yazmadım. Çevreyle ilgili yazdığım şeyler gayet makul (yere çöp atma, cam-pil gibi atıkları gerekli yerlere at, kullandığın araçların orijinal hâlini bozup insanlara ve çevreye zarar verme gibi çocukların bile öğrenip, kısa sürede benimseyip bir daha yapmayacağı şeyler), bireysel olarak gerçekleştirilmesi hiç zor olmayan, hayâl olmayan şeyler. Demek ki bunlar bile size göre hayâl yada benim yazdıklarımdan bihabersiniz muhaliflik olsun diye yazıyorsunuz.
-Hakaret vari bir şey yazmamıştım, yazdıklarınızın gittiği yer budur demiştim. Ancak güzel tanım bulmuşsunuz. Almanya'da kuzu olup burada arabadan çöp atan, yaya geçidinde insanların üstüne araba süren bukalemunlar birey olarak kafa yapısını düzeltmedikçe, onlar gibileri Türkiye'de de oldukça devlet eliyle bir şey yapılmadıkça bu işler bu ülkede düzelmez farkındayım. Çünkü insanlarda kişisel bilinç yok, devlet kural koysun, o kuralı zorla uygulatsın, bunu istiyorlar. Kendileri beceremiyorlar.
-Eğitimli insanı bilinçlendirmek daha kolaydır, bu konularda ülkenin eğitimli kesiminde olan kişilerinin bu kadar umursamaz, vurdumduymaz olması üzücü.
Yeri geldi diye konuştuk. Kendimizi bu kadar önemsemeyelim, hiçbirimiz bu kadar önemli değiliz. Karşılıklı konuşma ortamı oluşmasa neden adınızı anayım (hoş burada da anmadım, yeri geldi alıntı yapıp yorum yaptım, forumun olayı bu zaten)? O minvalde şeyler yazılmasa neden düşünceniz buna gider diyeyim? Bu konuda başka bir diyeceğim yoktur. Forum ortamında ikili tartışmalara girmek gibi bir niyetim de yok, sataşma olmadığı takdirde tabii ki.
Haydi iyi günler.