İsveç-Japon Kırması: Volvo S/V 40 Mk.1

bt

Takipçi
Destekçi
Beta Programı
Katılım
8 Eyl 2016
Mesajlar
13,893
Beğeni puanı
42,189
Puanları
6,820
Konum
Kocaeli
Marka
Opel
Şimdi arabanın çıkardığı masraflara gelirsek;
-2013'de arabanın ilk masrafı, tedbir amaçlı, triger seti oldu. Bunun fiyat bilgisini hatırlamıyorum maalesef. Ama şu an parçalar 600-700 falan. İşçilikle düz 1000 olsun.
- 2014'de, özellikle rölantide motor sapıtmaya başlamıştı, hararet sensörü uçmuş. Onu değiştirdik. Şu an orjinalinin fiyatı 365 TL.
-Kesinlikle başka birisine motor falan temizletmeyin. 2015 yılında arabayı yıkayan yıkamacı motoru yıkamış, bundan kısa süre sonra MAF sensörü bozuldu. O zaman 900 küsür TL idi orjinali. Motor yıkanmasaydı büyük ihtimalle hiç bozulmayacaktı...
Bunlar ilk 3 sene içerisindeki masraflarıydı. 3. seneden sonra arabanın yeri sağlamlaşınca, düzenli şekilde kayıt tutmaya başladım.

2016
2016'da, volvo özel servisinde genel bir bakıma girdi araç ve PCV (karter havalandırma) kutusunun değişmesi tavsiye edildi, iyi dedik. O zamanlar hala volvonun acemisiyiz tabii. Parça fiyatı 170 TL idi. Bir sürü ufak tefek şeyle beraber toplam 250 lira işçilik almışlardı.
Yine 2016'da, motor yağ soğutucusunun hortumunda bir yırtık oluştu. Şansımıza, tam evin önünde park ederken patladı. 350 tl + çekici masrafı çıktı. Patlayan hortum arabanın orjinal hortumuydu.
Yine aynı sene, alt radyatör hortumunun hava alma yerinden su sızmaya başladı. Ciddi bir problem değildi ama dank etti, arabanın fabrikadan gelen hortumları teker teker gitmeye başlamıştı. Bunun üzerine bütün soğutma sistemini orjinal parçalarla yenilemeye başladım. Orjinal olmasına ekstra önem verdim ve çoğunu da yetkili servisten aldım. Şu an sadece üst radyatör hortumu kaldı, onun fiyatı absürt derecede pahalı olduğu için (en son 600 tl idi) erteleyip duruyorum:confused:.
1-Antifriz ruleti oynayanlar %90 kaybediyor
2-Orjinal volvo hortumları bayağı kaliteli. Arabadan söktüğüm bütün hortumların üstünde 2000 yılı damgası vardı. Söküldükleri zaman araba 270-280 bin km ve 15-16 sene yapmıştı. Çoğu da gayet sağlam duruyordu açıkçası.

Arabanın açtığı en büyük masraf işte bu hortumlar oldu. Eğer yan sanayi tercih etseydim, aşağıdaki fiyatın yarısından azına bütün işi bitirebilirdim, ama bu riske değer mi, bence değmez. Hatta şu an iyi ki orjinal almışım diyorum. Bugünkü kurla almak istesem en az 2x olurdu bu fiyatlar. Ki ömürlerinin en az 14-15 sene olduğunu biliyoruz, fiyata oranlarsak uygun denebilir bence. Artık bu araba bu hortumlarla ölür herhalde :),
Yağ soğutucu gidiş/geliş - 350 TL
Kalorifer gidiş/geliş - 280 TL
Radyatör alt hortumu - 280 TL
Genleşme tankı hortumu - 210 TL
Genleşme tankı - 150 TL (bu orjinal değil malesef, magneti marelli marka)
Genleşme tankı kapağı - 42 TL (Febi marka, orjinaliyle bire bir aynı)
Termostat - 32 TL (Bu orjinal değil, Vernet Calorstat marka. Piyasadaki en iyilerinden birisi)(Bu arada araçtan çıkan termostat da fabrikanın taktığı idi:))
Castrol Radicool SF Kırmızı Renkli - litresi 30-40 tl falan. 4 litre aldıydım.
Ekli dosyayı görüntüle 22024
Ekli dosyayı görüntüle 22025
Ekli dosyayı görüntüle 22026


Bunların hepsini kendim değiştirdim(yaklaşık 1-2 senelik bir süreç içinde). Bu sayede işçilikten bayağı bir tasarruf etmiş oldum(volvo ustaları işçilik konusunda acımasızdırhatatat).

2017
2017'nin ilk masrafı alt takım oldu. 273 bin km'de sağ ön salıncağı hem gıcırtı yaptığı hem de rotilinde boşluk oluştuğu için; sol ön rot başını da yine aynı sebepten değiştirdik. Marka olarak TRW kullanıldı ve işçilik dahil 450 TL tuttu. Sökülmüşken aks ve direksiyon körükleri de değişsin dedik, 200 tl tuttu parçalar.
Ayrıca, geçtiğimiz aya kadar, arabanın tek alt takım masrafı bu olmuştu.

Şimdi zurnanın zırt dediği yere geldik. 2016'da PCV kutusu değişmişti ya. Megerse o ustalar yan sanayi parça kullanmışlar. Bu parça 273 bin km'de çatladı ve vakum kaçağı yapmaya başladı. Olur dedik kul yapısı sonuçta. Orjinal PCV kutusunu bizzat kendim alıp ustaya götürdüm, değiştirdiler.
Aradan 2 ay geçti geçmedi ıslık sesi gelmeye başladı motordan. Tekrar götürdüm, incelediler ve PCV'nin kartere açılan kısmı tıkanmış, sesi oradan yapıyor dediler. (Be adam, daha 2 ay önce kendin değiştirdin, bi zahmet kontrol edeydin!). Neyse, yapın bari dedim. PCV tekrar söküldü, karter de açıldı ve kartere açılan bütün delikler temizlendi, geri toplandı. Karter söküldüğü için yağ değişimi de yapıldı; karterin içindeki contalarla(bu motorlarda karter, yağlama sisteminin aktif bir parçasıdır) beraber toplam 675 TL (yağ-filtre-işçilik dahil) tuttu.

Bunun üzerinden yaklaşık 1 ay geçti ve tekrar vakum kaçağı başladı motorda (belirtisi özellikle rölantide aşırı dengesizlik, fakir karışım hatası ve biraz tekleme). Bu sefer kendim inceledim ve ne göreyim. PCV kutusunu emme manifolduna bağlayan hortumdan bulamamışlar (veya benim araçtan çıkanı kaybettiler, veya ömrü dolmuştu-bilemiyorum) ve bildiğimiz su hortumunu büküp takmışlar. Bu hortum U şeklinde. Doğal olarak hortum bu açıya dayanamayıp ortadan yırtılmış.
Bunun üzerine ustaya tekrar gidip bunu değiştirin dedim. Aradık ama o hortumdan hiç bir yerde bulamadık dedi. Çıkmacılara bile sormuşlar(!). Sen böyle bin biz bulunca haber vericez dediler. Eyvallah deyip doğru yetkili servise. O bulamadık dedikleri hortumu Volvo damgalı olarak 120 TL'ye aldım. Ha, üstünden kaç sene geçti hala haber gelmedi 😄😄.
Ekli dosyayı görüntüle 22022
Aldım ama tekrar ustalara gitmeye hiç niyetim yoktu. Gözümü karartıp, ilk defa bu kadar kompleks bir mekanik tamir işine girdim. Bütün pazar günümü aldı.
Bu hortum çok uyuz bir yerde. Dışarıdan görebiliyorsunuz ama erişemiyorsunuz. Emme manifoldunu tamamen sökmek gerekiyor. Onun için de enjektörler, boğaz kelebeği vs. vs. bir sürü ıvır zıvırı sökmek gerekiyor.
Ekli dosyayı görüntüle 22023
Ekli dosyayı görüntüle 22027

Port enjeksiyonlu benzinli aracın 275 bin km'deki emme sübapları. Tertemiz😋.
Bu olaydan sonra sanayiye elimden geldiği kadar az gideceğim dedim. Ve çok şükür o günden beri de arıza/tamir amaçlı gitmedim.

Yine aynı sene, bujileri artık değiştireyim dedim ve orjinal buji alıp taktım. O zamanki fiyatı 120 TL idi.

Bir başka süre gelen problem, arabanın uzun yola çıkınca bir süre sonra gaz yememeye başlamasıydı. durup biraz bekleyince düzeliyordu. Acaba nedir nedir derken bir gün çat diye kapının önünde çalışmaz oldu araba. Hızlı bir inceleme sonrası benzin pompasının bozulduğunu anladım. Walbro marka pompayı 220 TL'ye aldım ve kendim değiştirdim. Bunda çok büyük bir tasarrufum oldu (çekici+işçilik). Araçtan çıkan pompa bir hayli eskiydi- büyük ihtimalle fabrikasyon pompa.
Ekli dosyayı görüntüle 22028



2018
Bu sene yaptıklarımdan ilki tamamen keyfi olarak bobinleri ve buji kablolarını değiştirmek oldu. Bobinleri delphi tercih ettim, fiyatı 163x2= 325 TL.
Buji kabloları bu araçlarda ömürlüktür. Nitekim benim araçtaki de 280 bin km'de olmasına rağmen gerçekten tertemiz duruyordu. Orjinal kabloları 180 TL'ye aldım.





Gel gelelim, geçen sene değiştirdiğim benzin pompası tam 1 sene sonra tekrar aynı şeyi yapmaya başladı. Üstelik kaliteli ABD malı diye almıştım. Maalesef garanti süresi 1 seneymiş, bir kaç gün ile kaçırdım. Şansıma internette 160 tl'ye orjinal bosch bulmuştum, onu alıp taktım. Gayet güzel çalışıyor.

2018 bayağı sakin geçti, sadece aralık ayına doğru, 295 küsür bin km'de arıza lambam yandı: oksijen sensörü. Zaten son bir senedir bujilerde fazladan bir kararma fark etmiştim. Sebebi arıza lambasıyla belli oldu, zengin karışım. Araçtan söktüğüm sensör fabrikada takılan parçaydı. Üreticisi NGK(NTK). Aynısını parçacıdan 390 TL'ye aldım. 22 numara açık ağız anahtar ile değiştirmem 15-20 dk falan sürdü.
Ekli dosyayı görüntüle 22029
Ekli dosyayı görüntüle 22030



Son olarak, 2 ay önce arka viraj demir lastiklerini ve Z rotlarını değiştirdim. Aslında biraz keyfi sayılabilir, çünkü belirgin bir problem yoktu, ama viraj dönerken yol kusurlarından geçtikçe arkanın biraz sekip geri oturduğunu hissediyordum. Kontrol edildiğinde pek bir boşlukları yoktu ama nihayetinde, problemi düzeltti.
Z rotları Lemförder marka aldım, tanesi 70 TL .x2 Viraj demir lastiklerini de orjinal istedim ama bulamadım, mecburen ETS marka aldım, iki tanesi 44 TL.
Ekli dosyayı görüntüle 22031


2019
Ve son bir aydır, sağ ön amortisör takozumdan çukurlarda lokurtu sesi gelmeye başladı. Zaten ön düzenin kaster açılarını bozmaya başladığından şüpheleniyordum(rot ayarlarında çıkmıştı). Onları da yine Lemförder aldım, tanesi 180 TL. El atmışken Z rotlar da değişsin diyorum, TRW marka olarak tanesini 80 TL'ye aldım. Bunlar hala takılmadı, masamın dibinde duruyorlar:), onlar için mecbur sanayiye gideceğim 2 senenin ardından.
E o kadar uğraşmışken amortisörleri de değiştireyim diyorum(çok büyük ihtimalle hala orjinal amortisörler var). Aracın sürüş karakterini biraz iyileştirmek adına Bilstein B4 takmayı düşünüyorum. Onların fiyatı da biraz tuzlu, o yüzden ön takım işini kıştan sonrasına erteledim.
Bir de son zamanlarda sol arkadan kasislerde bir gıcırtı gelmeye başladı ama, şimdilik çok rahatsız etmiyor. Detaylı incelenmesi lazım.


Bu mesajda bahsettiklerim arıza statüsüne girenlerdi. Bunların dışında bir sürü yağ/filtre/fren değişimleri ve bir hayli keyfi harcama da var. Zaman buldukça onlar hakkında da bir şeyler paylaşırım.

Özetlersek, 6(seneye 7) senedir öyle çok ciddi, uğraştıran bir sorun çıkarmadı bu araba. Bir ara hesap yapmıştım ama tam rakamı hatırlamıyorum şimdi, işçilikler vs. dahil 6 senede 6-6.5 bin tl gibi bir maliyet çıkıyor ortaya. Kaba hesapla senede 1000 TL yapar. Bence gayet makul bir değer eski Avrupai bir araç için.
Açıkçası bu tablo volvoya olan çekincemi yenmemi sağladı benim. Bu süreçte şunu çok net anladım, arızayla araba değil kullanıcı ilgileniyor. Her şey aracın nasıl binildiği/nasıl bakıldığında bitiyor.
Elinize sağlık. Bu forum dahil her yerde söylemeye çalıştığım şeyi tam olarak detaylıca anlatmışsınız. Evet, eski arabalar çok daha kaliteli ve keyiflidir, ama Volvo bile olsa parçaların ekonomik ömürleri vardır ve bir süre sonra bu masrafları Mercedes'e de Volvo'ya da, hatta Toyota'ya bile kaçınılmaz olarak yapmak zorundayız. Sizin gibi arabadaki pek çok sorunu DIY halledemeyecek olanlar için kesinlikle eski araba öneremiyorum. Bunları anlatsam bile çoğu kişi işin zorluğunu algılayamıyor.
Bu titizlikle daha uzun yıllar bu arabaya binmeye devam edersiniz. Güle güle kullanmaya devam.. :)
 

nacker

Elit Apaçi
Katılım
12 Ocak 2019
Mesajlar
298
Beğeni puanı
492
Puanları
945
Konum
İstanbul
Konuyu yavaş yavaş günlük kıvamına getireceğim artık. Arabaya yapılanları, bakımları, ekstraları vs.. Bazı şeyleri de kendim yaptığımdan ufak bir rehber kıvamında olacak.

Aracın ön amortisör takozları ufaktan ses yapmaya başlamıştı, onu değiştirmek için kule sökülecek, sökülmüşken amortisörlere de el atalım dedim-ki ben hiç değiştirmedim, tahminimce en az 10-12 senesi var. Hatta fabrikanın taktığı bile olabilir-. Biraz tuzlu olacaktı ama ne zamandır aklımda olan bilstein amortisörleri almaya karar verdim.
Bilstein bu araçlar için sadece B4 serisini üretiyor, pist odaklı B6, B8 gibi serileri yok. B4 ise orijinal muadili olarak geçiyor, yani öyle çok büyük bir ekstrası yok ama bilstein'in standart ürünleri de karakter olarak orijinal amortisörlerden daha sert oluyor. Ve kalitesi daha yüksek tabii.
Fiyatlardan bahsedecek olursam; bilstein amortisörlerin tanesini 700 tl'den aldım. İkisi 1400 yapıyor ki bayağı fazla aslında, ama alabileceğim en ucuz "kaliteli" amortisörler monreo idi ve onların ikisi 930 tl yapıyordu, yani esasında çok da ciddi bir fark yok.
Aslında bir diğer seçenek de coilover tarafına gitmekti, ama o zaman araba günlük kullanım için eziyetli bir hale dönüşüyor. Bozuk yollarda sürekli rahatsız edecek. Bir de zaten alçak araba her tarafa sürtüp duruyor. Coil olunca daha da kötü olacak, hiç yük yükleyemeyeceğim. Bu yüzden 2. bir araba olmadığı sürece coil düşünmüyorum.

Arkalara ise daha dokunmadım ama onların da tanesi 450 falan.

Takozlarda lemförder tercih ettim, ikisi 350 küsür idi. Takozlarla beraber takoz rulmanlarının da değişmesi gerekiyor, onları yan sanayi fiyatına orjinal volvo olarak bulmuştum, ikisi 250 tl. Bu fiyatlar 3-5 ay önceki fiyatlar, parçaları yavaş yavaş toplamaya başlamıştım. Güncel fiyatlar için üzerlerine enflasyon farkını(!) ekleyebilirsiniz:p
Bu arada çektiğim bir sürü fotoğraf vardı ama hepsini kaybettim maalesef, o yüzden temsili fotolar yüklüyorum.
Adsız.png

25CDc2.jpg
30616825.jpg


Bu kadar şeyi değiştirmişken, iyi durmalarına rağmen Z rotları da değiştirmemek olmazdı, onlarda da TRW marka tercih ettim, ikisi 160 tl.
9137412112434.jpg

Süspansiyonlar sökülünce gördük ki takozlar 2004 üretimi orjinal, yani büyük ihtimalle 2005-2006 gibi değişmiş. Rulman ise bayağı şaşırttı. Volvo yazılı 2000 üretimi, yani fabrikanın taktığı parça. Neredeyse 20 sene dayanmış olması mucize gibi bir şey(orjinale üretim yapan marka SKF bu arada)

Şimdi gelelim en kritik yere. Nispeten sert amortisörlerle beraber aracın yürüyen ayarlarını da spor süspansiyona göre ayarlamak istiyordum. Çoğu araçta ön tarafta toe dışında başka bir ayar yapmak mümkün değil fakat bu araç zamanında 3 farklı süspansiyon ayarıyla üretilmiş ve aradaki farkı, farklı parçalarla değil de amortisör ile takozun birbirine monte edildiği açının değişmesiyle sağlamışlar. Yani amortisörün kendisi ve üst takozun birbiriyle yaptığı açıyla oynayarak ön kamberi değiştirebiliyorsunuz.
Bu bilgi sadece yetkili servisin kılavuzunda yazıyor, bizim ustaların da bildiğini sanmıyorum.
Ekran Alıntısı.PNG

Benim aracı geri toplarken de buna uygun şekilde ayarladık. Bu sayede ön kamberler -0.07'den -0.33'e çıkmış oluyor. Takozun açısını daha fazla arttırarak daha çok kamber elde edilebilir mi, denemek lazım aslındahatatat.


Şimdi araçtaki değişimlere gelirsem, öncelikle araçtan çıkan eski monroe'ların neredeyse bitik durumda olduğunu belirteyim. O yüzden çok bariz hissedilen bir değişim oldu. Bu farklılıkta(özellikle direksiyon tepkisinde) kamber açısının artmasının da büyük etkisi var mutlaka.
Direksiyon eskisine kıyasla daha net tepkiler veriyor, yüksek hızlarda stabilite hissedilir biçimde arttı. Ön tarafın tutuş limitinin ince tabanlı lastiğe rağmen bayağı yükseldiğini söyleyebilirim. Son 25 gündür bayağı denedim, en çok fark eden kısım ise viraj içerisine direksiyon ilk kırıldığında verdiği his oldu. Resmen ben buraya yapışır bırakmam diyor araç.

Hatta öyle ki ilk deneme sürüşlerimde biraz korkuttu beni çünkü arka taraf bir hayli zayıf kaldı(bu arada araçta kule gergisi olduğunu da belirteyim, bunun da etkisi büyüktür. onun için ayrı bir post yazacağım). Uygun direksiyon ve gaz hareketiyle çok kolay geliyor arkası. Bilmeyen için ürkütücü olabilir ama alıştıktan sonra neredeyse her viraja yan yan girebiliyorum:p(tabii bu denemeler trafiğin son derece sakin olduğu yollarda yapılmıştır).
Bu yüzden arka amortisörlere de el atmam gerek bir an önce. Onlar da büyük ihtimalle önlerle yaşıt, yani bitik denebilir.

Süspansiyonun limitleri arttıkça lastiklerin yetersizliği de belli oluyor tabii. Aşırı zorlamalarda lastiklerin yanak kalınlıkları hissettiriyor kendini. Önümüzdeki yaza tabanı daha geniş-yanakları daha ince lastiklere geçeceğim.
Konfora olan etkisi de bence dert edilecek kadar değil. Stok amortisörle arasında öyle pat küt yapacak bir sertlik farkı yok. Hatta bana sorarsanız orjinalinden daha tok bir sertlik sunuyor, bu da hoşuma gitti açıkçası.
 
Son düzenleme:

nacker

Elit Apaçi
Katılım
12 Ocak 2019
Mesajlar
298
Beğeni puanı
492
Puanları
945
Konum
İstanbul
Atmosferik S40'ta ön oksijen sensörü nasıl değiştirilir?

Oksijen sensörü arızası ilk başlarda fuel trim arızası verdirir, bu esnada sensörün bozuk olduğundan ECU'nun haberi yoktur. İlerleyen süreçte sensör tamamen cortlar ve ECU'nun aklı başına gelir ve sensör hatası verir. Benim araçta yaklaşık 6 ay sürdü bu durum. Sürekli yakıt karışımı hatası görmekten artık enjektörlerden şüphelenmeye başlamıştım ki, nihayetinde 2018'in sonunda sensör arızası verdi de rahatladım(evet ufak bir yılbaşı hediyesi olduhatatat.

(Bu arada turbolu s40'larda bu çok daha basit. Sensöre kaputun altından ulaşılabiliyor, soketi de ön camın hemen alt kısmında oluyor.)

Öncelikle arabayı kaldırmaya gerek yok. 22 numara açık ağız anahtar ile arabanın altına giriyor ve sensörü bulup söküyorsunuz. 1-2 gün öncesinden başlayarak sensörün yuvasına arada bir pas sökücü sıkmanız söküm işlemi çok kolaylaştıracaktır. Ayrıca sökmeden hemen önce motoru çalıştırıp 15-20 saniye egzozun biraz ısınmasını beklerseniz daha rahat sökülür. Daha fazla beklemeyin bu sefer egzoza dokunamazsınız.
IMG_20181201_110316.jpg

IMG_20181201_110225.jpg


Sensörün soketine ulaşmak için yolcu tarafındaki halı kaplı olan orta tünel panelini söküyorsunuz. Sağ üstte bir tane vidası var. Vidayı söktükten sonra yine aynı bölgeden tutup kendinize doğru çekin, arkada 1 tane klipsi var. Aynı esnada arabanın burnuna doğru da çektirin.
Fotoda kırmızı ile işaretlenen soket ön sensörün soketi. Bunu söküp, tekrar arabanın altına geçin ve sensörü olduğu gibi tutup çekin :p .
Yeni sensörü egzoza takın, anahtar ile sıkın. Çok abartmanıza gerek yok etrafındaki metal conta egzoza temas ettikten sonra, şöyle bir sıkılamak ve üstüne çeyrek tur daha çevirmek yeterli. Zaten kaçırıp kaçırmadığı kolayca anlaşılıyor, acayip ses yapar.
IMG_20181201_111109.jpg


Şimdi sensörün kablosunu içeri yollayacağız. Bu kısım biraz uğraştırabilir çünkü tabanda yalıtım süngeri ve halı var. Doğru yöne doğru ittirmeniz gerek ki kablonun ucu halının altına girmesin.
Ardından arabanın içine geçip elinizi beyaz ile işaretlediğim bölgeye sokun ve kablonun ucunu bulup, çekip soketine geri bağlayın. Son olarak tekrar arabanın altına geçin ve tabandaki boşluğu kapatan kauçuk tapayı güzelce yerine yerleştirin. Sensör kablosunun egzoza temas etmediğinden emin olun.
IMG_20181201_111323.jpg


Kullandığım sensör NTK, 390 tl. Araçtan çıkanın üzerinde volvo ve ntk yazıyordu, çok büyük ihtimalle fabrikada takılan.
Edit: Bu arada işçilikten en az 100-150 tl kârdayız :). "Özel" servisler büyük ihtimalle o civarda bir şey isterler.
 
Son düzenleme:

nacker

Elit Apaçi
Katılım
12 Ocak 2019
Mesajlar
298
Beğeni puanı
492
Puanları
945
Konum
İstanbul
Arşivi karıştırırken 2 sene önce yaptığım bir kompresyon ölçümünün fotolarını buldum. Geçtiğimiz hafta da bujileri incelerken yapmıştım bir test. İlk fotoda araç 288 bin km'de, ikincisi 317 bin. Bütün silindirlerin aynı değerde olduğunu belirteyim. Buradan neyi anlıyoruz, düzgün bakıldığı sürece 300 bin km korkulacak bir rakam değilmiş:)

sil-1.jpg

20200216_160113.jpg
 
Son düzenleme:

nacker

Elit Apaçi
Katılım
12 Ocak 2019
Mesajlar
298
Beğeni puanı
492
Puanları
945
Konum
İstanbul
Bakım zamanımız geldi. Biraz fotoğraf çekeyim rehber niteliğinde olsun dedim. Araçta iş yaparken fotoğraf vs. almak gerçekten çok uğraştırıcıymış. Bu işi youtube'da profesyonel olarak yapanlara saygım sonsuz..
İlk olarak bu işlemin 1993-2016 arası bütün volvo motorlarında aynı olduğunu belirtmek isterim.

Öncelikle aracı biraz yükseltmek gerekiyor. Daha önce eğimli yerlerde falan da denedim ama mümkün değil, araba yere çok yakın. Krikoyu tahta takozumuzla beraber traversin orta kısmına yerleştirip bir kaç cm yükseltiyoruz aracı. Daha sonra yere uygun bir şey serip (gazete, poşet vs.) yağı içine boşaltacağımız şeyi koyuyoruz. Ben hep aynı emektar leğeni kullanırım. Araçta 5.4 litre yağ olduğundan daha ufak bir kap işimi görmüyor maalesef. Ama daha az yağ alan araçlarda 5 litrelik pet şişeler kesilip kullanılabilir, çok daha pratik olur.



Tapa karterin arka tarafında ve 17mm anahtar ile açılıyor. Ben lokma anahtar kullanmayı tercih ediyorum, açık ağız anahtarlarda hep bir sıyırma riski oluyor. Tapayı anahtar ile gevşetip el ile çeviriyoruz, son dişe geldiğinde leğeni uygun pozisyona alıp tapayı yan tarafa doğru hızlıca çekin. Yoksa eliniz yağa bulanır.



Yağ akarken, kaputu açıp yağ çubuğunu biraz yukarı çekiyoruz. Yukarıdan hava girdiği için çok daha hızlı boşalıyor bu sayede. Ben 10-15 dk kadar bekliyorum mümkün olduğu kadar akması için. Daha sonra tapayı yerine idareten takıp filtreye geçiyoruz.


Filtre için universal kayış tarzı ürünler var ama ben zamanında araca özel metal tas almıştım. En sağlıklı yöntem de bu sonuçta plastik bir malzemeyle uğraşıyoruz. Dediğim gibi bu tas 1993-2016 arası bütün volvo whiteblock motorlarında aynıdır. Bunu zamanında 17 tl'ye almıştım, şimdilerde 45-50 tl'ye bulunabiliyor.



Filtre tasını söktüğümüzde filtre ya tasın içerisinde ya da kartere takılı şekilde çıkacaktır. Tasın ve filtrenin içi yağ dolu o yüzden leğeni uygun yere getirin. Tasın içindeki eski yağı döküp, etrafındaki yuvarlak contayı küçük bir tornavida yardımıyla çıkarıp, yeni filtrenin yanında geleni takıyoruz. Bu contanın takıldığı yer çok önemli, yanlış yere takmak yağ kaçaklarına sebebiyet verebilir.
Bu aşamada filtre yuvasına bakıp yabancı bir madde veya pislik var mı kontrol etmek iyi olur.




fullsize_8474.jpg



Daha sonra yeni filtreyi tasın içine koyup, içindeki yuvaya oturana kadar sıkıca bastırıyoruz. Lok diye bir ses gelince yerine oturmuş demektir.
Şimdi filtrenin içini yağ ile dolduracağız. Filtre kuru haliyle 0.4 litre yağ alıyor. Ama tamamen doldurursanız geri manevra yapması ve yerine oturtması zor olabilir. O yüzden taşmayacak kadar doldurmak yeterli. Daha sonra parmağımıza biraz yağ alıp taktığımız yeni contayı güzelce yağlıyoruz ve yerine el yordamıyla monte ediyoruz. Ardından anahtar ile sakin sakin sıkmaya başlıyoruz. Filtrenin sıkma torku 25 NM. Aslında tork anahtarım var ama yapa yapa insan hakikaten alışıyor. Döndüğü kadar çevirip, tasın en üstteki flanş kısmı kartere temas edince üstüne şöyle bir sıkılamak yeterli.



Yeni pulu tapaya geçirip, yerine takıyoruz. Bunun torku da 35 nm. Yine aynı şekilde, döndüğü kadar çevirip ardından sıkılamak ve bir tık çevirmek yeterli.
Bunu da hallettikten sonra balata spreyi ve bir bez ile alt tarafı tertemiz yapıyoruz. Ben balata spreyi almayı unuttum, evde saf alkol vardı onunla temizledim. Bundan sonra da balata spreyine para vermem, IPA çok daha güzel temizliyor.

Alt tarafta işimiz bittiğine göre en korktuğum kısım olan yağ koymaya gelebiliriz. Çünkü hiç bir zaman dolum ağzını tam tutturamam, her taraf yağ olur:D. Şansıma bu sefer çok az döktüm etrafa.


Yeni yağı koyduktan sonra eğilip her tarafı kontrol ediyoruz, kaçak olmadığına emin olduktan sonra marşa basıp motor ısınana kadar sürekli aracın altını kontrol ediyoruz. Motor çalıştıktan sonra bir kaçak olacaksa filtre tarafından olacaktır.


Araçtan çıkan yağları yeni yağın bidonuna koyarım her zaman. Hem büyük kolaylık oluyor hem de aracın ne kadar yağ eksilttiğini görebiliyorum. Bu bakım ilginç bir şekilde çok az eksiltti(VVT selenoidindeki ufak bir yağ kaçağını tamir etmiştim büyük ihtimalle onunla alakalı.) Normalde 0.7-0.8 litre falan eksilirdi. Bu bakımda 0.4 litre eksiltmiş. 318 bin km'deki bir araç için mükemmel bence.

Son olarak, eski yağı kesinlikle bir yere dökmeyin. Ben hala biriktiriyorum ama bildiğim kadarıyla benzinlikler ve sanayideki bazı yerler atık yağı alıyor. Gidip oralara verin.
 
Son düzenleme:

Alper45

Profesör
Beta Programı
Katılım
8 Eyl 2016
Mesajlar
707
Beğeni puanı
861
Puanları
1,770
Yağı huniyle koyma şansınız yok sanırım?
 
  • Beğeni
Tepkiler: bt

nacker

Elit Apaçi
Katılım
12 Ocak 2019
Mesajlar
298
Beğeni puanı
492
Puanları
945
Konum
İstanbul
Bu arada bu motorlarda ufak bir kronik sorun ve çok ucuz çözümünden bahsedeceğim. Üst kapaktaki VVT solenoidinin ek yerinden yağ kaçırması. Bu kaçağı bir kaç sene önce fark etmiştim ben, motorun üst kısmındaki ufak girintileri hep yağ dolduruyordu. Son zamanlarda damlatma sıklığı iyice artmış, motorun üstünden taşıp yere dökülmeye başlamıştı. Aklıma solenoidi değiştirmek geldi ama sırf yağ damlattığı için tertemiz parçayı atıp bin liralık olmak hiç mantıklı değildi açıkçası.

Onun yerine söküp içini açtım, universal oring setlerinden alıp uygun ölçülerde bir oringi takıp geri topladım, en fazla 30-40 dk. sürmüştür. Yağ kaçağı tamamen kesildi.
Yalnız bu parçayı sökmeden önce kapak ile arasındaki contadan kesinlikle almanız gerek. Söktüğünüz zaman eski conta %99 ihtimalle gevrediği için çat diye kırılacaktır. Contayı bulmak çok kolay, volvo'nun bütün vvt kullanan motorlarında aynı conta var, kodu 30731212. Orijinali şu an 68 tl ama victor reinz gibi markalardan yarı fiyatına bulmak da mümkün.


(Siyah plastik korumaların T30 torx vidası var.)
Solenoid kapağa 4 tane 8 mm vida ile bağlı, bir de soketi var. Onları söktükten sonra hemen elinize geliyor. Yalnız temiz bir bezi hazırda tutun, etrafa hep yağ saçılacak.
Solenoidin iki yarısını bir arada tutan vida ise 10 mm. Onu söküp iki ucundan tutup çekince ayrılıyor.
Hem kapaktaki hem de solenoiddeki kanalların içinde olması muhtemel kurumları da temizleyin mutlaka.
(fotoların bazıları temsili bazıları kendi çekimim)







Sıkma işlemi X şeklinde(teker bijonu mantığı) ve torku da yanlış hatırlamıyorsam 17 nm idi. Yani elle döndürüp, durduğu yerde hafifçe sıkılamak yetiyor. Sanki hiç sıkılmamış gibi hissettirecek ama biraz fazla çevirdiğinizde kolayca diş atabilir. çünkü hem alüminyum hem de ufacık bir vida.
 

nacker

Elit Apaçi
Katılım
12 Ocak 2019
Mesajlar
298
Beğeni puanı
492
Puanları
945
Konum
İstanbul
Eski yazlık lastikleri atıp uzun süredir merak ettiğim nokian wetproof'lara geçmiştim geçen ay. Onlar hakkında ufak bir bilgilendirme yapayım.
Öncelikle ölçüler 195/60/15. Etiket değerlerinde yakıt C, ıslakta A, gürültü de 68 db. Eski greenways'lere kıyasla tutuşu ve sessizliği çok iyi. Kışlıklar wr d4, onlar kışlık olmasına rağmen bana son derece sessiz gelmişti lassa'dan sonra, wetproof daha da iyi. Aracın yalıtımı da nispeten iyi olunca, kaba asfaltta dahi neredeyse hiç rahatsız etmiyor artık.
Tutuş olarak da gayet beğendim, bir de tabanı bir tık büyüttüğüm için stabilitesi de arttı aracın. Çok sağanak yağmurda deneyemedim ama vereceği performansı tartışmaya bile gerek yok bence, adı üstünde wetproof sonuçta.
Konforu da güzel, zaten nokian'lar yumuşak olur genelde.
Tek çekincem yazın kavurucu sıcağında hamurun fazla yumuşayıp hasar görmesi. Malum, daha çok orta avrupa düşünülerek üretilmiş bir lastik gibi. Önümüzdeki aylarda onu da göreceğiz.
 
  • Beğeni
Tepkiler: bt
Üst