Tekerlekli Vasıta Sevdalıları Cemiyetine Merhaba

shapel24

Takipçi
3
24
Marka
Hyundai
Muhterem otopark.com ahalisi ve pek kıymetli otomobil sevdalıları,

Zatıâlilerinizle bu nezih mecrada bir araya gelmekten büyük bir bahtiyarlık duymaktayım. Bendeniz, kalbi sadece mekanik tınılar ve sürüş zarafeti için çarpan bir kardeşinizim.

Aranıza kabulünüzden ötürü müteşekkirim. Müşterek sevdamız olan tekerlekli vasıtalar üzerine edeceğimiz o kıymetli hasbihallerde buluşmak temennisiyle, cümlenize en derin hürmetlerimi arz ederim.
 
Muhterem otopark.com ahalisinin güzide efradı ve bilhassa bu nezih “Tanışma” başlığını açmak suretiyle aramıza katılan yeni kıymetli kardeşimiz, evvela zatıâlilerinizin bu kadim ve muteber mecrada, bendeniz gibi on senelik bir yol arkadaşının huzurunda o kadar zarif, o kadar Osmanlı’ya yakışır bir lisanla kendini takdim etmesinden dolayı büyük bir sürur ve bahtiyarlık duymaktayım. Zira on yıldır bu forumda, tekerlekli vasıtaların her türlüsüne dair hasbihaller etmiş, nice motor yağı ve fren balatası kokusu almış bir âşık olarak, böyle nezih bir üslupla karşılanmak insana ayrı bir haz vermektedir. Lakin bendeniz, kalbi sadece ve sadece Alfa Romeo denen o İtalyan ateşine, o “il cuore sportivo” felsefesine fısıldayan, her sabah uyanır uyanmaz aklına ilk gelen şeyin bir Giulia Quadrifoglio’nun V6 melodisi olduğu, damarlarında Twin Spark kanı yerine saf tutku dolaşan bir kardeşinizim. On yıldır bu forumda yazdığım her satırda, bir nebze olsun Alfa Romeo sevgimi dile getirmişimdir; zira bence bir otomobilin asıl kıymeti, beygir rakamlarında değil, virajda size âşıkmış gibi sarılan o alüminyum şaside, o ıslak yolda bile “ben seninleyim” dercesine yol tutan o muazzam dengede ve hele hele o egzozun çıkardığı o tarifsiz, adeta opera aryası gibi ıslıkta gizlidir. Yeni gelen aziz kardeşimiz, siz o güzel tanışma mesajınızda “kalbi sadece mekanik tınılar ve sürüş zarafeti için çarpan” bir kardeşimizden bahsetmişsiniz ya… İşte bendeniz tam da o tarifin, fakat bir tık daha ileri seviyede yaşayan haliyim. Çünkü benim kalbim sadece mekanik tınılar için değil; bilhassa Alfa Romeo motorlarının o büyüleyici tınıları için çarpıyor. BMW’nin soğuk Alman ritmi, Mercedes’in ağırbaşlı konforu, Porsche’nin biraz fazla kibirli sportifliği bendeniz için maalesef biraz yavan kalıyor. Zira gerçek tutku, o İtalyan kanında, o 2.9 litrelik V6’nın devir saati 7000’e dayandığında çıkardığı o çığlıkta, o DNA modunu “Dynamic”e alıp ıslak zeminde bile gazı köklediğinizde size verdiği o “yaşasın biz kazandık” hissinde saklıdır. On yıldır bu forumda nice Giulia, Stelvio, 4C, eski 156 GTA, 147 Cup, hatta o unutulmaz Montreal ve SZ tartışmaları yapmışımdır. Hâlâ her gece rüyamda o kırmızı Quadrifoglio yaprağının bana göz kırptığını görürüm. Bu vesileyle zatınıza bir iki sual takdim etmek isterim ki muhabbetimiz bereketlensin: Sizce de bir otomobilin ruhu, o aracın kaç beygir olduğundan ziyade, sürücüsüne yaşattığı o tarifsiz “ben senin için tasarlandım” hissinde mi gizlidir? Hele ki o hissiyatı en saf haliyle yaşatan marka Alfa Romeo değil midir? Yoksa siz de mi diğer markaların o elektronik manyaklıklarına biraz daha meyillisiniz? Belki de aramızda güzel bir “Alfa Romeo gecesi” tertip eder, eski modellerden yenilerine, Spider’lardan Tonale’ye kadar her şeyi uzun uzun mütalaa ederiz. Kim bilir? Bu uzun ve samimi cevabımı mazur görünüz; zira Alfa Romeo sevgisiyle yanıp tutuşan bir kardeşiniz olarak, bir kere başladım mı durmak bilmiyorum. On yıllık tecrübemle söylüyorum: Bir kere Alfa’ya âşık oldunuz mu, ömür boyu başka markaya bakası gelmiyor. Cümlenize, ama bilhassa yeni katılan zatınıza en derin, en içten ve en Alfa dolu hürmetlerimi arz ederim. Motorunuz serin, egzozunuz melodik, yolunuz daima virajsız olsun… ya da virajlı olsun ki keyif artsın!
En samimi saygılarımla, Bendeniz, Mekanik Tutkunun ve Quadrifoglio’nun Sadık Kulu.
 
Son düzenleme:
@S.Asil
Alfa Romeo merkubatının kuvve-i beygiriyesinin, asitane-i saadette dahi istihdam olunan ve ıstabl-ı amirede ihtimam ile yetiştirilen cins Arap atlarından ibaret olduğu hakikat midir?"
 
  • Beğeni
Tepkiler: cerberra
@S.Asil
Alfa Romeo merkubatının kuvve-i beygiriyesinin, asitane-i saadette dahi istihdam olunan ve ıstabl-ı amirede ihtimam ile yetiştirilen cins Arap atlarından ibaret olduğu hakikat midir?"
Muhterem @g.c. hitaben,
Zatıâlilerinizin bu muteber otopark.com meclisinde, bendeniz gibi nice senelik bir yol erinin yazısına o eski zaman lisanını andırır üslupla yönelttiği sual karşısında, fikren derin bir tefekkür ve hayranlık içerisine düştüm. Zira bu kadim forumda, dört tekerlekli âlemlerin türlü incelikleri üzerine uzun uzun sohbet etmiş, nice contadan yağ kokusuna kadar her türlü tecrübeyi tatmış bir âşık olarak, böyle incelikli ve tarihi bir mukayese ile karşılaşmak gerçekten nadir bir zevktir.Fakat efendim, zatınızın “Alfa Romeo’nun kuvve-i beygiriyesinin, Asitane’de dahi kullanılan ve padişah ahırlarında itinayla yetiştirilen cins Arap atlarından müteşekkil olduğu” yolundaki sorusuna açıkça cevap vermek icap ederse: Hayır muhterem kardeşim, kat’iyen hayır! Bu, tarih boyunca yapılmış en büyük yanlış kıyaslardan biridir. Çünkü Alfa Romeo’nun o kudretli ve asil kuvveti, ne Osmanlı’nın ünlü ahırlarından, ne de başka herhangi bir at soyundan gelmektedir. O kuvvet, Milano’nun dar ve tarihi sokaklarında, Arese’nin mübarek topraklarında, İtalyan ruhunun en ateşli ve en asi damarlarından doğmuştur.Bir Alfa motoru yüksek devirlerde çalışırken çıkardığı o eşsiz nağme, hiçbir atın nal sesine, hiçbir hayvanın kişnemesine benzemez. O, adeta bir opera sahnesinde yükselen en tutkulu aryadır. Hele o meşhur Quadrifoglio’nun V6’sı… Virajlarda sizi adeta kucaklar, ıslak zeminde dahi gazı köklediğiniz anda size “korkma, ben arkandayım” hissi bahşeder. Bunu bir defa tadanı başka hiçbir marka tatmin etmez.Arap atlarına gelince; bendeniz onlara karşı en ufak bir garaz taşımam. Lakin bir otomobilin hakiki ruhu, atların gücüne benzetilerek anlaşılamaz. Bir vasıta, sürücüsüne hürriyet, tutku ve o derin “ben senin için yaratıldım” duygusunu vermelidir. Bu duyguyu en saf, en coşkulu ve en İtalyan şekliyle yalnız Alfa Romeo sunar.Bu sebeple zatınıza içten bir teklifte bulunmak isterim:Yolunuz bir gün bir Giulia veya Stelvio ile kesişirse mutlaka tecrübe buyurunuz. Yetmezse o eski ve unutulmaz 156 GTA’yı, 147 Cup’ı, o sade ama efsanevi Alfasud’u, rüzgârı yaran Spider’ı ve hatta efsaneler efsanesi Montreal’i dahi bir defacık olsun direksiyona geçirmeyi ihmal etmeyiniz. Zira o klasik modellerin her birinde hâlâ o saf İtalyan ruhu, o mekanik saflık ve o tarifsiz heyecan yaşamaktadır. Özellikle bir 156’nın koltuğuna oturduğunuz anda, nice modern makinenin veremediği o “ben seninle birlikte dans ediyorum” hissini anında kavrayacaksınız.Zira gerçek tutku, soğuk disiplinlerde, ağır konforlarda veya fazla mağrur sportifliklerde değil; sadece ve sadece Alfa Romeo’nun kalbinde, o İtalyan toprağının en asi ve en ateşli damarında saklıdır.Bu uzun ve samimi izahatımı hoş görünüz. Zira bir kere bu yola giren bir âşık bırakmak pek kolay değildir.
Motorlarınız her daim serin, yollarınız bol virajlı, egzoz sesleriniz de daima büyüleyici olsun.
En derin hürmetlerimle, Bendeniz, Mekanik Tutkunun ve Quadrifoglio’nun Sadık Kulu.
 
Muhterem @g.c. hitaben,
Zatıâlilerinizin bu muteber otopark.com meclisinde, bendeniz gibi nice senelik bir yol erinin yazısına o eski zaman lisanını andırır üslupla yönelttiği sual karşısında, fikren derin bir tefekkür ve hayranlık içerisine düştüm. Zira bu kadim forumda, dört tekerlekli âlemlerin türlü incelikleri üzerine uzun uzun sohbet etmiş, nice contadan yağ kokusuna kadar her türlü tecrübeyi tatmış bir âşık olarak, böyle incelikli ve tarihi bir mukayese ile karşılaşmak gerçekten nadir bir zevktir.Fakat efendim, zatınızın “Alfa Romeo’nun kuvve-i beygiriyesinin, Asitane’de dahi kullanılan ve padişah ahırlarında itinayla yetiştirilen cins Arap atlarından müteşekkil olduğu” yolundaki sorusuna açıkça cevap vermek icap ederse: Hayır muhterem kardeşim, kat’iyen hayır! Bu, tarih boyunca yapılmış en büyük yanlış kıyaslardan biridir. Çünkü Alfa Romeo’nun o kudretli ve asil kuvveti, ne Osmanlı’nın ünlü ahırlarından, ne de başka herhangi bir at soyundan gelmektedir. O kuvvet, Milano’nun dar ve tarihi sokaklarında, Arese’nin mübarek topraklarında, İtalyan ruhunun en ateşli ve en asi damarlarından doğmuştur.Bir Alfa motoru yüksek devirlerde çalışırken çıkardığı o eşsiz nağme, hiçbir atın nal sesine, hiçbir hayvanın kişnemesine benzemez. O, adeta bir opera sahnesinde yükselen en tutkulu aryadır. Hele o meşhur Quadrifoglio’nun V6’sı… Virajlarda sizi adeta kucaklar, ıslak zeminde dahi gazı köklediğiniz anda size “korkma, ben arkandayım” hissi bahşeder. Bunu bir defa tadanı başka hiçbir marka tatmin etmez.Arap atlarına gelince; bendeniz onlara karşı en ufak bir garaz taşımam. Lakin bir otomobilin hakiki ruhu, atların gücüne benzetilerek anlaşılamaz. Bir vasıta, sürücüsüne hürriyet, tutku ve o derin “ben senin için yaratıldım” duygusunu vermelidir. Bu duyguyu en saf, en coşkulu ve en İtalyan şekliyle yalnız Alfa Romeo sunar.Bu sebeple zatınıza içten bir teklifte bulunmak isterim:Yolunuz bir gün bir Giulia veya Stelvio ile kesişirse mutlaka tecrübe buyurunuz. Yetmezse o eski ve unutulmaz 156 GTA’yı, 147 Cup’ı, o sade ama efsanevi Alfasud’u, rüzgârı yaran Spider’ı ve hatta efsaneler efsanesi Montreal’i dahi bir defacık olsun direksiyona geçirmeyi ihmal etmeyiniz. Zira o klasik modellerin her birinde hâlâ o saf İtalyan ruhu, o mekanik saflık ve o tarifsiz heyecan yaşamaktadır. Özellikle bir 156’nın koltuğuna oturduğunuz anda, nice modern makinenin veremediği o “ben seninle birlikte dans ediyorum” hissini anında kavrayacaksınız.Zira gerçek tutku, soğuk disiplinlerde, ağır konforlarda veya fazla mağrur sportifliklerde değil; sadece ve sadece Alfa Romeo’nun kalbinde, o İtalyan toprağının en asi ve en ateşli damarında saklıdır.Bu uzun ve samimi izahatımı hoş görünüz. Zira bir kere bu yola giren bir âşık bırakmak pek kolay değildir.
Motorlarınız her daim serin, yollarınız bol virajlı, egzoz sesleriniz de daima büyüleyici olsun.
En derin hürmetlerimle, Bendeniz, Mekanik Tutkunun ve Quadrifoglio’nun Sadık Kulu.

Ey Mekanik Tutkunun ve Quadrifoglio’nun Sadık Kulu @S.Asil üstadım;

Lütuf buyurduğunuz cevab-ı şerifinizden dolayı şükranlarımı arz etmeyi borç bilirim. Malum-u aliniz olduğu üzere, ezmine-i sabıkada dahi aslı astarı olmayan şayialar avam beyninde süratle intişar eder ve hakikat addedilirdi; binaenaleyh arz ettiğim bu hatalı malumattan ötürü affınızı istirham ederim.
İtalyan ateşini yalnızca bir 'Fırın-ı İtalyaniden çıkma hamurişi' mahareti sanan biz bi-çarelere, Alfa Romeo’nun şanlı mazisini ne güzel izah buyurdunuz; ağzınızdan bal damlarcasına sarf ettiğiniz o tatlı kelamınızla mest oldum. Mevla'dan niyazım odur ki, o safkan İtalyan ruhunu hissetmek biz naçizlere de nasip ola.
Baki hürmet ve tazimatımı arz ederim.
 
Ey Mekanik Tutkunun ve Quadrifoglio’nun Sadık Kulu @S.Asil üstadım;

Lütuf buyurduğunuz cevab-ı şerifinizden dolayı şükranlarımı arz etmeyi borç bilirim. Malum-u aliniz olduğu üzere, ezmine-i sabıkada dahi aslı astarı olmayan şayialar avam beyninde süratle intişar eder ve hakikat addedilirdi; binaenaleyh arz ettiğim bu hatalı malumattan ötürü affınızı istirham ederim.
İtalyan ateşini yalnızca bir 'Fırın-ı İtalyaniden çıkma hamurişi' mahareti sanan biz bi-çarelere, Alfa Romeo’nun şanlı mazisini ne güzel izah buyurdunuz; ağzınızdan bal damlarcasına sarf ettiğiniz o tatlı kelamınızla mest oldum. Mevla'dan niyazım odur ki, o safkan İtalyan ruhunu hissetmek biz naçizlere de nasip ola.
Baki hürmet ve tazimatımı arz ederim.
Ey lisan-ı nezih ü edep erbabı zât-ı âlîleri, zatıâlilerinizin o zarif, o nezaket-i âliye ile müzeyyen cevab-ı şeriflerini mütalaa eylediğimde hem tebessüm, hem de hafî bir teessür hasıl oldu. Zira bu muteber mecrada asırlardır nice uzun muhabbet ve münakaşaya şahit olmuş bir sâlik olarak, mevzuyu “Fırın-ı İtalyaniden çıkma hamurişi” ile bir tutmanız karşısında “henüz bu tarîkin ibtidâsındaymışlar” diye tefekkür etmekten kendimi alıkoyamadım. Malum-ı âlîleri olsun ki, bendeniz bu nev’den ince ve tavîl hasbihallere kolay fasıla vermem. Bir kere mevzu açıldı mı, onu her cihetten, her inceliğiyle uzun uzun, saatlerce, günlerce, icabında haftalarca mütalaa etmekten perhiz etmem. Zatıâlileriniz eğer bu tarîkte bendenizle yürümeye niyet buyurmuşlarsa, şimdiden malum buyurulsun ki bu muhabbet kolay hitama ermez. Bir iki kelâm ile kurtulmak zannı burada pek cari olmaz; bendeniz bir meseleyi aceleye getirmeyi, kısa kesmeyi kat’iyen sevmez, üzerine tekrar tekrar döner, didik didik incelerim. Mevla’dan niyazım, zat-ı âlîleri de bu uzun soluklu muhaveratın lezzetini bir an evvel idrak buyursun. Bu âcizâne cevabımı hoş nazarla telakki buyurunuz. En derin hürmet ü tazimatımla.
 
  • Beğeni
Tepkiler: kenblock