Hyundai Accent Admire 1.3 Otomatik

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan TheDavsanci
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Featured

TheDavsanci

Furkan T.oğlu
Profesör
191
29
Marka
Hyundai
Merhaba, sayın Otopark üyeleri. Yakın zamanda bir konu açıp 350 bin lira civarında otomatik araç tavsiyesi istemiştim. Üzerine bir 100 bin daha ayarlafım hasbelkader ve 430 bin liraya İzmir Gaziemir'deki Renault Yetkili Servisi'nde çalışan bir abimizin oğlunun kullandığı 130 bin kilometredeki 2004 model değişensiz boyasız ancak bir miktar kozmetik bakım isteyen Otomatik Accent Admire 1.3'ü satın aldım. Alırım bir hayırlı olsun.
Önce diğer aracım Elantra'dan ve işlerin buraya evrilme sürecinden bahsedeyim. Uzunca bir yazı olacak, okuyanları sıkıp baymam umarım. Eylül'ün ikinci haftası yaptığım düğün sürecinde benim Elantra, bizim hanımı kıskandığından olacak ki, garip garip hareketler yapmaya başladı. Alt devirlerde hem benzinde hem LPG'de silkelemeler, LPG'de biraz sıkıştırınca patlamalar, bozulan kadranlar, yukarı aşağı ayarı çalışmayan elektrikli aynalar, sağdan soldan gelen gıcırtılar, geçmeyen vitesler, yağ yakan motorlar, çalışmayan klimalar vesaire derken yine beni kara kara düşündürmeye başladı. Eşim de tanıştığımız günden bu yana para yiyen bu arkadaştan sıkıldı ve "Sat şunu"lar başladı. Koydum ilana, epey de ucuza koydum, bir askeri personel müşteri oldu. Dedi bunun lpgde patlama var. Yine bir düşüneyim deyince arkadaşı otobüse bindirip gittim sanayiye. Kırıkkale'de işinin ehli bir LPG ustamız var, baktı bilgisayara bağladı ateşlemede sıkıntı olduğunu, sorunun muhtemelen bujide veya buji kablosunda olduğunu ve bir motor ustasına gitmemi söyledi. Gittim. Buji kabloları söküldü değiştirildi, değişen bir şey yok. Bujiler değişti, hâlâ aynı. Bobini farklı bobin denediler sorun aynı. Bunda sıkıntı yok gazcıya geri git ayar yaptır dedi benim usta. Gittim gazcı ayar yaptı yaptı çözemedi. Araçla bir tur atınca sıkıntı benzinde dedi. Aracı ben götürürken sorunu fark ettim. Arabam artık 3 bin deviri geçmiyordu ve basınca benzinde de patlama yapıyordu. Benim motor ustam da bu iş karışık bi ara arabanı getir hem yağ yakmasına hem de buna bakalım deyince kapıdan 50 60 bin lira baktı gözümün içine. Zaten eşim de otomatik araç arıyordu, dedim bunu bir ara yaptırırız şimdilik gidip iyi temiz acemi dostu bir otomatik alalım. Bugüne kadar geldik :) Artık bir miktar para elime geçince Elantra toplamaya devam edeceğiz nasipse :)
Bu uzun girizgahın ardından eldeki meseleye gelelim, Accent Admire'yi nasıl bulduğuma ve başıma gelenlere. Sorunsuz, ucuz ve otomatik bir araç ararken burada da bir arkadaşın verdiği tavsiye de aklıma yatınca, daha önce 1.6'sını kullanıp hayran kalınca Accent Admire bakmaya başladım babamla. İzmir'den de bir tane 1.3 otomatik bulduk. Aracın sahibi mühendis bir kardeşimizdi babası da Gaziemir'de Renault yetkili servis personeliydi. İlk sahibi İstanbul'da bir öğretmenmiş, 104 binde satın almışlar ve 130 bine kadar kullanmışlar. Araçta ufak tefek kozmetik hatalar olsa da içi tertemizdi alt takımı da sapasağlamdı, maşallah diyelim. Baktık denedik anlaştık. İzmir'in içinde biraz turladık notere giderken ve herhangi bir sıkıntı yoktu. Aracı aldıktan sonra saat 12 gibi yola koyulduk hemen Kırıkkale'ye düşelim dedik.
Olaylar burada gelişti işte. Otobanda 120 130 giderken bir baktım ki araç hararet yapıyor! Çektim sağa dörtlüleri yaktım kaputu açtım ve aracın su kaynattığını gördüm. Muhtemelen çeşme suyu kullandıkları içindir, antifriz koyarım düzelir diye düşünürken otoyol jandarması sağ olsun geldi biraz su ekledik devam ettik yola. Saruhan'a dönüp oto sanayiye uğradığımda herhangi bir sıkıntı olmadığını söylediler, para da almayıp gönderdiler. Tabi ki yine çeşme suyu koydular arabaya. Koyulduk yola tekrardan. Ara yollardan Kula'ya doğru başladık ilerlemeye. Düz yollarda hafif dalgalanmalar dışında bir sıkıntı yok, biraz Kula'ya yaklaşınca rampalar başladı ve hararet yine zirveye yaklaştı. Sağa çektik, biraz bekledik. Radyatörün hortumları kemik gibiydi artık. Bir risk aldım radyatör kapağını az bir şey gevşettim içindeki musluk suyunu basınçla tahliye etti. Bagajdaki su ve 2 şişe 1 litrelik antifrizi doldurdum araca. Kula'ya kadar dura dura ilerledik. Kula'da küçük sanayi sitesinin girişinde yaşlı bir usta termostatın iç kapağını değiştirdi, biraz yağ ekledi, suyu tamamladı ve tekrardan yola koyulduk. Yemek molasına girince de uykusuzluktan bayılmak üzere olduğumdan babama bıraktım direksiyonu. Kırıkkale'ye kadar çok hararet yükselmeden devam ettik ve günü bitirdik bol şükürler eşliğinde :) Saat 12.00'da başlayan yolculuğumuz ertesi gün sabah 02.40'ta son buldu.
Sabah uyanıp endişeli bir şekilde, bu da mı gol değil bee, eşliğinde sanayiye çıktım ve kendi ustama gittim. Durumu anlattım. Radyatörü söktü, radyatörcüye gittik. Ustamız radyatörü açtı ve manzara şu; sadece 11 tane kanal açık, diğerleri ağzına kadar pasla dolu. Adamlar araca çeşme suyuyla binmiş. Antifriz hak getire. Sağ olsunlar temiz kullanmışlar iyi bakmışlar ama bu hararet ve su konusunu çok sallamamışlar belli ki.
20251001_132301.jpg

Radyatörün içini çekemedim ama kapağın durumu buydu. Radyatörü tertemiz ettik, suyunu antfrizini koyduk, yağını değiştirdik, bujilerini değiştirdik ve Yozgat'a doğru çıktım yola. Aracın sesi soluğu gidişi tamamen değişti. Hararet yapmadı ve 110 120 rahatlıkla getirdi beni. 1.3 G4EA Alpha motor, saf benzinli olmasının da etkisiyle gayet güzel getirdi beni. Bu işin bir de sabahı var tabi ki 😀
Sabah soğuk havada aracı çalıştırdım ilk sürprizini yaptı araba, arka rezistans çalışmıyor. Az ilerledik, arkadaş bu sefer de motor ısınmıyor, 30 kilometre yol yaptık hala soğuk üflüyor, hararet çeyreğin altında. Havalandırma yüz ve ayaklarda yüze üflemiyor ne kadar açarsam açayım. Sadece yüz ve sadece ayakta sıkıntı yok ama. Diğer modlar da sağlam. Dersi bitirip tekrar yola çıkınca hararet 5 dakikada olması gereken yere geldi. Sıcağı açınca fırın gibi de üfledi ama yüz ayak bozuk yine 😀
Velhasıl-ı kelam, benim fikrimce Accent'lerin zirvesi Accent Admire. 4 teker bağımsız süspansiyon olsun, W124 misali yaylanması olsun sessiz sakin oluşu olsun çok tatlı bir araç. Birer maşallahınızı alırım. Artık uğraşacak 2 aracım var, dualarınızı da alırım :)
IMG-20250924-WA0006.jpg
IMG-20250924-WA0007.jpg
IMG-20250924-WA0002.jpg
IMG-20250924-WA0003.jpg
IMG-20250924-WA0014.jpg
IMG-20250924-WA0011.jpg
 

Ekli dosyalar

  • IMG-20250924-WA0004.jpg
    IMG-20250924-WA0004.jpg
    287.1 KB · Görüntüleme: 0
Son düzenleme:
Öncelikle hayırlı olsun.


Hararet ve ısınmama sıkıntınızın bence termostattan dolayı oladuğunu belirtmek isterim. Her ne kadar sistem temizlenince total akış artığındam gararet düşse de soğukken ısınmamask ve ısınınca soğumaması bence yeterli bir belirti.
 
hayırlı olsun, kazasız belasız kullanmanız dileğiyle.

bundan 3 sene önce biz de 130k kmde içi tertemiz; dışı, alt takımı, motoru 300k kmde gibi duran bir clio 2 almıştık. Full + full bakımını yaptıktan sonra araba mükemmel hâle gelmişti lakin bazi bilinç dışı kullanımdan dolayı conta yakıp hararet yapma durumu olmuştu.

sizin sorununuz ise yukarıda denildiği gibi termostattan kaynaklı bir probleme benziyor. Benzinli motorlar soğuk havada 5dk içinde mutlaka ısınıyor zaten, uzun süre çalıştığı vakit ısınmıyorsa termostat kontrolü şart. Contada sıkıntı yoksa genel olarak soğutma tertibatının hortumlarını değiştirip radyatör temizliği vs. yaptırırdım. Sadece su konulduysa bugüne kadar illaki bir yerlerden patlayacaktır hortum.

Tekrardan hayırlısı olsun.
 
  • Beğeni
Tepkiler: abidinkofficial
Öncelikle hayırlı olsun.


Hararet ve ısınmama sıkıntınızın bence termostattan dolayı oladuğunu belirtmek isterim. Her ne kadar sistem temizlenince total akış artığındam gararet düşse de soğukken ısınmamask ve ısınınca soğumaması bence yeterli bir belirti.

hayırlı olsun, kazasız belasız kullanmanız dileğiyle.

bundan 3 sene önce biz de 130k kmde içi tertemiz; dışı, alt takımı, motoru 300k kmde gibi duran bir clio 2 almıştık. Full + full bakımını yaptıktan sonra araba mükemmel hâle gelmişti lakin bazi bilinç dışı kullanımdan dolayı conta yakıp hararet yapma durumu olmuştu.

sizin sorununuz ise yukarıda denildiği gibi termostattan kaynaklı bir probleme benziyor. Benzinli motorlar soğuk havada 5dk içinde mutlaka ısınıyor zaten, uzun süre çalıştığı vakit ısınmıyorsa termostat kontrolü şart. Contada sıkıntı yoksa genel olarak soğutma tertibatının hortumlarını değiştirip radyatör temizliği vs. yaptırırdım. Sadece su konulduysa bugüne kadar illaki bir yerlerden patlayacaktır hortum.

Tekrardan hayırlısı olsun.


Teşekkür ediyorum tavsiyeleriniz için. Radyatör temizlendi. Termostat ve hortum bakımı yaptırayım o zaman.
 
  • Beğeni
Tepkiler: Onatygt
Hayırlı olsun. Antifrizsiz binilmiş arabanın direkt temel masrafı soğutma sisteminin komple yenilenmesidir.
Radyatör tamam olmuş. Sırada hortumlar, termostat ve devirdaim pompası var. İçerileri muhtemelen kireç ve pastan yıkılıyordur, o yüzden bunları da mutlaka değiştşirin. Hatta kaloriferin radyatörünü bile değiştirmenizi öneririm. Antifriz gördükten bir süre sonra o da salacaktır kendini. Önde bakımını yaptırdığınız radyatörün aynısının küçüğü... İlla ki sıkıntılıdır. Erkenden değiştirin ki ilerde canınızı sıkmasın.
 
Hayırlı olsun, sağlıkla ve keyifle kullanılmasını dilerim.
Çok teşekkür ediyorum :)
Hayırlı olsun. Antifrizsiz binilmiş arabanın direkt temel masrafı soğutma sisteminin komple yenilenmesidir.
Radyatör tamam olmuş. Sırada hortumlar, termostat ve devirdaim pompası var. İçerileri muhtemelen kireç ve pastan yıkılıyordur, o yüzden bunları da mutlaka değiştşirin. Hatta kaloriferin radyatörünü bile değiştirmenizi öneririm. Antifriz gördükten bir süre sonra o da salacaktır kendini. Önde bakımını yaptırdığınız radyatörün aynısının küçüğü... İlla ki sıkıntılıdır. Erkenden değiştirin ki ilerde canınızı sıkmasın.
Ben de aynı fikirdeyim. Bakalım en kısa sürede götüreyim Kırıkkale'ye. Sağ olun.
 
Hayırlı olsun. Antifrizsiz binilmiş arabanın direkt temel masrafı soğutma sisteminin komple yenilenmesidir.
Radyatör tamam olmuş. Sırada hortumlar, termostat ve devirdaim pompası var. İçerileri muhtemelen kireç ve pastan yıkılıyordur, o yüzden bunları da mutlaka değiştşirin. Hatta kaloriferin radyatörünü bile değiştirmenizi öneririm. Antifriz gördükten bir süre sonra o da salacaktır kendini. Önde bakımını yaptırdığınız radyatörün aynısının küçüğü... İlla ki sıkıntılıdır. Erkenden değiştirin ki ilerde canınızı sıkmasın.
Ek olarak motor su tapaları değişsin diyorum bende , çünkü çürüme yaptıysa antifriz delecektir ve bu hortumlardaki kaçaklar gibi olmaz maalesef :)
 
Termostatı sökmüşler usta 😂 Termostatı açtık içi boştu. Kula'daki ustamız termostatı atmış içini boş bırakmış. Torretto'nun soda kapağı etkisi işte 😀 Termostat olayını da çözdük artık motor normal bir şekilde ısınıyor ve soğuyor. Ama sürekli bir antifriz kokusu var araçta. Az daha araca alışayım iyice detaylarını yazayım, araç güzel maşallah.
 
Termostatı sökmüşler usta 😂 Termostatı açtık içi boştu. Kula'daki ustamız termostatı atmış içini boş bırakmış. Torretto'nun soda kapağı etkisi işte 😀 Termostat olayını da çözdük artık motor normal bir şekilde ısınıyor ve soğuyor. Ama sürekli bir antifriz kokusu var araçta. Az daha araca alışayım iyice detaylarını yazayım, araç güzel maşallah.
Kalorifer sistemi kaçırıyorsa aracın içine antifriz kokusu yayılır aman dikkat zehirli maddeler içeriyor sağlık için
 
Kalorifer sistemi kaçırıyorsa aracın içine antifriz kokusu yayılır aman dikkat zehirli maddeler içeriyor sağlık için
İçine vermiyor hocam kokuyu. Yol yaptıktan sonra araçtan inince kaput tarafından geliyor koku. Bakalım biraz kullanayım eksiltme vesaire varsa bakıp yaptıracağım.
 
Hayrılı uğurlu olsun güle güle kullanın, bu fiyatlara iyi bir tercih. Benim ERA yaklaşık 1 sene önce 400'e gitti, Binmek için gönül rahatlığıyla kendisini size önerebilirdim :) Sıcak bölgelerde bu musluk suyuyla araç kullanma alışkanlığı beni hep tedirgin ediyor. Yaşlı arabada zaten soğutma sistemi sık kontrol edilmesi gereken bir kısım ama antifrizsiz binmek nedir ya. Ha bizim memleketimizde araçlar da ucuz değil ki umursanmasın, kaç yaşında araç alıyoruz bir ton para, masrafları ayrı dert. Antrifrizin kaçı kaç kuruş da kaçınıyorlar hiç anlamıyorum. En son birinde patlıyor, bu hikayede yanan siz olmuşsunuz. Sorun çözülmüştür umarım. Zamanla kalorifer peteklerinde de sorun çıkabilir ona da dikkat etmek lazım.
 
  • Beğeni
Tepkiler: TheDavsanci
Hayrılı uğurlu olsun güle güle kullanın, bu fiyatlara iyi bir tercih. Benim ERA yaklaşık 1 sene önce 400'e gitti, Binmek için gönül rahatlığıyla kendisini size önerebilirdim :) Sıcak bölgelerde bu musluk suyuyla araç kullanma alışkanlığı beni hep tedirgin ediyor. Yaşlı arabada zaten soğutma sistemi sık kontrol edilmesi gereken bir kısım ama antifrizsiz binmek nedir ya. Ha bizim memleketimizde araçlar da ucuz değil ki umursanmasın, kaç yaşında araç alıyoruz bir ton para, masrafları ayrı dert. Antrifrizin kaçı kaç kuruş da kaçınıyorlar hiç anlamıyorum. En son birinde patlıyor, bu hikayede yanan siz olmuşsunuz. Sorun çözülmüştür umarım. Zamanla kalorifer peteklerinde de sorun çıkabilir ona da dikkat etmek lazım.
Allah'tan çok patlamadı, nispeten ucuza kapattık. Ben mesela Elantra'daki antifrizle karışık suyu döküp tek antifrize çevirmiştim. Kalorifer petekleri de tıkalıymış zaten 😀 Haftasonu petek temizliği yapılacak detaylıca. Bir de bu paralar aslında Admire'nin paraları değil. Bizimki kilometre düşük, değişen boya yok, lpg takılmamış diye risk alıp az fazla verdim 😀
 
  • Beğeni
Tepkiler: cerberra
Merhaba, sayın forum üyeleri; abilerim, ablalarım, kardeşlerim. Bu Pazar gününde yapacak hiçbir işim olmadığı için şöyle güzel bir Admire incelemesi yazayım dedim dilim döndüğünce. Bu aracı alacak arkadaşlar illa ki internete "Hyundai Accent Admire alınırmı" yazacaklar ve belki bir ihtimal bu konuya yolları düşecek. Ben de malum neredeyse 10 ayı devirdim bu arkadaşla. Her geçen gün biraz daha tanıdım ve bir şeyler karalayacak seviyeye geldim. Haliyle bu insanlara bir faydamız dokunsun, alacak almayacak fikir sahibi olsun dedim. Çok fazla fotoğraf çekmediğim için ne yazık ki bu yazıma görsel ekleyemeyeceğim ama aklıma geldikçe, elimden geldiğince detaylı anlatmaya çalışacağım bu aracı. Yazacaklarımın içinde bilimsel gerçekler de olacak elbet, ancak bol bol şahsi fikrimi anlatacağım. Aracı farklı başlıklar altında anlatmaya çalışacağım. Otomobil gazeteciliğim vesairem yok, öyle sıradan bir öğretmenim. Bu sebeple öyle profesyonel bir şey beklemeyin lütfen. Uzun uzun yazacağım, sürçülisan eylersek affoluna :)

Aracı Alma Hikayem

2025'in Eylül ayında, o dönem 2 yıllık aracım olan 1996 Elantra 1.8'imin gaz yememe ve patlama sorunları baş göstermeye başlamıştı. Çalıştığım okul, evim ve eşimin çalıştığı kurum üçgeninin her kenarı en az 35 kilometre olunca bana bir araba şart oldu. Eşimin de istemesi üzerine otomatik ve ucuz (400~ tl) bir araç arayışına girdim. O dönemde, İzmir Gaziemir'de bir abimizin oğlunun öğretmen bir hanımefendiden alıp bir süre kullandığı bu aracı buldum, araç 135 bin kilometre civarındaydı, sadece arka iki çamurlukta boya vardı, ufak tefek güneş yanıkları ve tamponlarda ezikler göçükler çizikler vardı. Gittim, baktım, beğendim ve 435 bin lira karşılığında satın aldım. Arabadan biraz bahsedeyim, ardından yaşadıklarım, kronikleri, deneyimlerim gibi konulardan bahsedeceğim.

Hyundai Accent Admire 1.3 Otomatik

Araç, Hyundai Accent'in ikinci neslinin 2003'te makyajlanan ve ülkemizde Admire adı ile satılan versiyonu. Bendeki 2004 model. Bu araçlar ülkemizde 3 ayrı motor ile satıldı; 1.3 MPI (G4EA), 1.6 DOHC (G4ED CVVT olmayan model), 1.5 CRDI (D3EA 3 silindirli turbo dizel). Bendeki araç, G4EA MPI 1.3 litre olan modeli. Mevzu bahis motor 86 beygir güç üretiyor, torku da 118 Nm olması lazım. Üzerinde, o yıllarda ülkemizde satılan tüm modellerde kullanılan 4 ileri tork konvertörlü tam otomatik bir şanzıman var. Benim aracımda standart donanıma ek olarak deri kumaş koltuklar ve klima var, onun dışında baz donanım. Genel olarak hem ucuz olsun, hem konforu iş görsün, hem arızasız olsun hem de olduğu kadar güvenli olsun diye üretilmiş bir model Accent Admire.

Maceralı Alış Sürecim Ve Yaşadıklarım

Bu kısım çok çok uzun olacak. Hepsini okumayabilirsiniz, sonraki başlığa geçebilirsiniz, okursanız da Allah razı olsun. Aracı alış ve eve getiriş sürecim epey maceralıydı, yukarıda da biraz anlatmıştım :) Aracı almak için gece geç vakit babamla otobüse bindik, Kırıkkale'den İzmir'e çıktık yola. Otobüs güzel ve rahattı (Yeni kasa MAN Lion's Coach, çok güzeldi) da yeni araç alacağım ya, uyku tutar mı hiç 😅 İzmir'e sabah erken saatte indik ve otogarın içerisindeki duraktan Gaziemir dolmuşuna bindik. Yaklaşık 45 dakikalık yoldan sonra Gaziemir Renault Yetkili Servisi'nin ilerisinde benzinlik varmış orada indik. Oradaki simitçiden aldığımız simit çayla kahvaltıyı da yaptık. Neden bunları anlatıyorum, ileride yaşayacağım duyguları daha iyi anlatayım diye. Araç yakınlardaydı, gittik, gördük aracı. Önce biraz turladım etrafını, işte klasik şasesine, bagajına, motoruna, kapısına, bakılacak her yerine baktım. Araç sahibinin babası olan abimiz karşıladı bizi, aracı da biraz ara sokaklarda kullandım, ses var mı, tekleme, aksama bir şey var mı, vites geçişleri nasıl baktım, sıkıntı yok. Pazarlığımızı yaptık, notere gittik, giderken abimiz kullandı aracı. Yolda da dikkat ediyorum hararet var mı, kötü bir ses koku var mı diye. Olumsuz bir şey dikkatimi çekmedi. Gittik, satışı aldık, hayırlı olsunlarımızı ilettik ve yola düştük. Plan; ben uykum gelene kadar kullanacağım, sonra direksiyonu babama bırakıp uyuyacağım, yaklaşık 8 9 saatte Kırıkkale'ye düşeceğiz. Babamla çocukluğumdan beri böyle yolculuklar yaptığımız için planlarımız rutinlerimiz bellidir, Ferdi Baba açılır, sohbetler muhabbetler, yemekler çaylar çorbalar eşliğinde yolculuk edilir, eğlencelidir yani. Açtık Ferdi'mizi, düştük yola. Ben de hem arabayı deneyeyim hem de erkenden Kırıkkale'ye varalım diye 130 - 140 bantlarında ilerliyorum. İşte işlerin sarpa sardığı yere geldik 😅. Tam İzmir'den çıktık, otobandayken babam dedi ki oğlum araba hararet yapıyor, dur. Baktım, evet hararet yapıyor, hararet tavanda. Şimdi Admire'nin bir kroniği vardır, daha önce kullanıp araştırdığım için iyi bilirim, bunların göstergeleri sıkıntılıdır, bazen hararet olmasa da harareti tavana dayar bu araçlar. Öyledir inşallah diyerek indim kaputu kaldırdım ama ondan değilmiş. Su kaynatıyor araç :) Benim o an yaşadığım hayal kırıklığı anlatılamaz, evet büyük bir şey değil ama işte insanın morali çok bozuluyor. Diğer araç da yağ yakıyor zaten, arabalardan şansım gülmüyor, bu da iyice düşürdü beni. Babamın da moral alt üst olmuş, adamın tüm hevesi kaçmış, karışık meseleler işte 😅. Aracı aldığımız abimizi aradık ve dedi ki arabayı çok mu sıkıştırdınız, sıkıştırınca hararet yapmıştır. Şimdi şöyle bir durum var, soğutma sistemi sağlam bir Asya arabası hararet yapmaz. Arada harici sebepler olursa hararet yapıyor bunlar. 96 Elantra ile radyatör kapağını gevşek unutup 500 kilometre yol yaptım, benzinlikte araba kaputtan duman atınca fark ettim suyu bitirdiğini. Tabi o zaman bu aklıma gelmedi ve dedim ki evet arabayı sıkıştırdım biraz 🤣. Abimiz birkaç kere yol boyunca aradı bizi, ne yaptınız bir sıkıntı var mı diye, sağ olsun. Ben yolun kenarında dörtlüler yanık kaput açık kafa bozuk beklerken babam da etrafı dolaştı ama ne bir bidon ne de su bulabildik. Ben tabi aracı sağa çekince acemilik edip havasını almadan radyatörün kapağını açınca araba içinde kalan suyu da fışkırtıp attığı için su arıyoruz. O sırada otoban polisi gördü durumumu, araçlarındaki bir bidon suyu verdiler sağ olsunlar. Onu ekleyip devam ettik. Turgutlu'da sanayiye girdik, durumu anlattık. Baktılar ve bir şey göremediler, su (çeşme suyu) eklediler gönderdiler. Bu şekilde devam ederken yine hararet tavana dayandı. Bir de otobandan çıktığımız için köy yollarından devam ediyorduk. Yolda bir benzinlikte durunca iki şişe motora antifriz aldım. 15 dakika yarım saat yol yapıyoruz, hararet tavan yapıyor, sağa çekiyorum ve bilerek radyatör kapağını açıp içerideki çeşme suyunu attırıyorum ve antifriz ekliyorum. Bu şekilde Kula'ya kadar devam ettik. Kula'da yaşlı bir usta açtı motoru, termostatı iptal etti, biraz yağ biraz daha çeşme suyu ekledi ve yolladı beni. Hem akşama yaklaştığımız için havaların soğuması hem de termostatın iptal edilmesi bizi randımana oturttu ve daha rahat yol yapmaya başladık. Aracı sıkıştırmadan yormadan ama en güzeli de durmadan ilerlemeye başladık. Böyle olunca benim öfkem azaldı, yüzüm gülmeye başladı, lan güzel arabaymış demeye başladım. Bu noktada bilincim yerine geldi. Düşündüm bir araba neden hararet yapar bu kadar, ya fan sıkıntılı ya devirdaim sistemi. Motorun attığı suyu düşündüm, araba hep çamur atıyor. Bir de arabanın kaporta durumunu düşündüm, muhtemelen bu araç acemilik atma aracı olmuş, arkadaş acemilik atmış haliyle ne yapacağını bilmemiş. Dedim bunlar muhtemelen antifriz değil normal su koymuş arabaya, bu da bir şeyleri bozmuş hararet yaptırmış. Biraz ferahlayınca uykumun geldiğini fark ettim, bir yemek molası, direksiyonu babama bırakıp Ferdi Baba'yı açtık ve ben gözlerimi kapadım. Yol boyu bir iki ufak tefek sefer dışında hiç hararet sorunu yaşamadık. Babam, Allah nazarlardan saklasın, benden iyi şoför, hararet yapsa da idare eder. Gözümü açtığımda Polatlı'daydık. Polatlı'nın ana yolunun kenarında, Polatlı'dan çıkış yönünde, büyük bir çorbacı var, yolu düşene tavsiye ederim adamlar mükemmel kelle paça yapıyor, bunu da sıkıştırayım kenara :) Çorbadan sonra bir daha kapadım gözlerimi ve Kırıkkale'de bizim evin önünde uyandım. Normalde bu yolun en fazla 10 saat sürmesi gerekirdi, biz İzmir'den 9 buçuk gibi çıktık, Kırıkkale'de saat gece 2'ye yaklaşıyordu. Ertesi sabah hemen koşa koşa sanayiye gittim, hayırlı olsunlar alındı, olay anlattım. Benim usta önce arabaya olan hayranlığını arabayı görür görmez "Ha şöyle hoca, şimdi güzel araba almışın" diyerek dile getirdi, rahmetli :) Sonra da radyatörü söktük, radyatörcüye gittim, yukarılarda fotoğrafı var, 11 kanal açık kalanı komple tıkalı radyatörün. Önceki kardeşimiz arabaya koymuş çeşme suyunu, tıkamış her şeyi. Kalorifer klima bile tam üflemiyordu, o derece tıkamış arabayı. Radyatörü temizledik topladık, su + antifriz koyduk ve hararet defteri Allah'ın izniyle tamamen kapanmış oldu. İlk alım bakımında ustam bujileri kontrol ederken bujilerin yağlı olması üzerine, bu araba bir miktar yağ yakıyor olabilir dedi. "Bir miktar 😄"... Geri düştüm Yozgat yoluna, sıkıntı yok. Gazı kökledim, 140, 150, sıkıntı yok, çok şükür. Yozgat'ta iken bir sabah iş yolunda arabanın harareti bu sefer yarıya yaklaşamıyor bile. Az ısınsa içeriyi ısıtacağım ama yok, motor ısınmıyor. Hem okulumda hem evimin önünde yaptığım düzenli kontrollerde bir şey fark ettim; araç ciddi yağ eksiltiyordu ve bir miktar da su eksiltiyordu. Ayrıca radyatör hortumları taş gibiydi ve kalorifer ısıtmıyordu. Yine bir Kırıkkale ziyaretimde bunları dile getirdim. Yağ yakma meselesi için motorun açılması gerektiği, su eksiltme ve radyatör hortumu meselesinde de radyatörün durumunun zaten kötü olduğu, değişimin bunları kesebileceği ama çok da acil olmadığını söyledi ustam. Isınmama meselesi de termostattan dedi. Aracın termostatının olmadığını öğrendim. Kula'da iptal edilmişti, hatırladım. Termostat değişti, radyatör değişti ve neredeyse tüm sorunlar çözüldü o dakikadan sonra. Aracın tadı gelmeye başladı. Önce Yozgat'ta petek temizliği ve çürümüş birkaç hortumun değişimi yapıldı. Ardından su eksiltmeler ve radyatör hortumu sertliği için orijinal 0.9 bar radyatör kapağı aldım. Aracın üzerindeki kapağı rezalet durumdaydı, içindeki keçeler hep çürümüştü. Önce bir yedek parçacıdan yan sanayi aldım. 1.1 bar idi ve işime yaramadı. Başka bir yedek parçacıdan "Hyundai Genuine Parts" damgalı, 0.9 bar radyatör kapağı aldım, taktım ve su eksiltme bitti. Daha öncesinde de bambaşka iki tane arızası vardı arabanın. Arıza 1; sonradan takılan uzaktan kumanda sürekli kendi kendine kapı kilitlerini açmaya çalışıyordu. Açıksa eğer kilit, kilidi açma tuşuna basmış gibi trafikte araba kafasına göre dörtlü flaşör yakıp duruyordu. Arabayı kapının önünde gece kilitli bırakıyordum, sabaha kilidi açılmış buluyordum. Artık evin önünde kolpadan kapıyı kilitlemiş gibi yapıp eve geçiyordum 🤣. Arıza 2 ise; havalandırma açıkken kontağı kapatınca (farlar kapalı olsa bile) araba gösterge ışıkları ve arka ışıkları yakıyor ve far açık uyarısı veriyordu. Havalandırmayı kapatsam bile bunlar açık kalıyordu, kapanması için kontağı açmam gerekiyordu. Bu arızadan asla haberi olmayan acemi şoför eşim arabayla ilk defa kendi başına işe gidebilmiş olmasının tadını bile çıkaramadı çünkü araba durduğu yerde akü bitirmiş bu sebeple :) Bu arızaların tespiti ve çözümü ise basitti. Sorgun'da bir elektrik ustasına gittim, adam aradı aradı bulamadı hiçbir şey. Başka bir elektrikçi çağırdı, o da bir şey bulamadı. En son aracın kablolarını karıştırırken açık uçlu bir kablo buldu, körledi, sorun çözüldü. Sebebi şuymuş; araca uzaktan kumanda monte edenler bu kabloyu kesmiş, sonra önemsememiş, bu kablo da havalandırma açıkken gösterge aydınlatmayla arka lambaları yakıyormuş. Bu körlemeden sonra o sorun tamamen çözüldü. Araba kendini açmaya devam etti, hatta Yozgat'ın merkezindeki saat kulesi civarlarında çıldırıyordu araba, kendi kendine dörtlü yakıp duruyordu. Onu da Yerköy'de ustam bedavaya çözdü; kumanda beynini sıfırladı :) Gelelim yağ yakma olayına. İlk başta şunu belirtmek isterim ki Hyundai'nin neredeyse bütün benzinli motorlarında yağ yakma vardır. Admire'deki benzinliler ise yağı içer. Hem üst kapaktaki kaçaklar hem de hassas olan segmanları sebebiyle bu araçlar yağ yakar. 1.6'lar çok, 1.3'ler daha az yakar ama yakar işte. Benimki 1.3'lere göre bile çok yakıyordu. Mart veya Nisan gibi elime geçen toplu bir miktar para ile aracın motorunu yaptırmaya karar verdim. Ustam motoru rektifiye etti, segmanlar değişti, üst kapak revize edildi, 66 bin lira masraf yapıldı ve yağ yakma sorunu da tamamen çözülmüş oldu. Geçtiğimiz aylarda da şöyle bir sorun çıktı; araçtan sinek vızırtısı gibi bir ses geliyor, Broadway gibi çalışıyor araba. Bunu normal bir şey zannediyordum ta ki bir battı çıktıda motorcu bir kardeşim benim arabaya ben uzaklaşana kadar bakıncaya dek 😂. Katalizörü yarmışız, ortadan ikiye ayrılmış, değiştirdim. Dün de araç marşı geç aldı ve ufak çaplı bir panik yaşadık. Krank mili konum sensörü ve buji kabloları değişti. Yine yaparsa yakıt pompası ve şamandıra değişecekmiş, yapmaz inşallah. Şu anda ise aracın ufak tefek birkaç sorunu olsa da kendileri gayet iyi durumdalar, alırım bir maşallah :) Aracın arka amortisörleri yükteyken gacır gucur bir ses yapıyor, iki tane ağır metal parça birbirine sürtüyormuş gibi bir ses geliyor. Havalandırma yönlendirmeyi yüz ve ayaklara çevirince yüze neredeyse hiç üflemiyor, sadece yüze veya sadece ayağa yönlendirince sıkıntı yok ama ikisi olunca zayıf üfürüyor yüze. Bazen antifriz kokusu geliyor ama antifriz eksiltmeyi bıraktı, eksiltmiyor. Bir de araç ortalama 7 buçuk litre (4 buçuk lira) benzin yakıyor. Araçta lpg yok. Bunun sebebini de çözemedim. Şanzıman yağı hiç değişmemiş, buna da bir el atmam gerekiyor ama değişince vuruntu yapmaya falan başlamasından korkuyorum. Kararsızım, araç 150 bine dayandı. Bir de egzoz arka susturucu sallayınca içinden tıkır tıkır ses geliyor, o da değişecek sanırım. Başka da bir sıkıntımız yok çok şükür :) Velhasıl 2004 model otomatik bir arabaya biniyoruz, masraf olacak değil mi, en temiz en sorunsuz araba bile yapacak bunu. Bir buçuk saattir yazıyorum bu kısmı, yoruldum 😂.

Benim Gözümden Accent Admire

Şimdi de aracın benim gözümden gayet amatörce bir incelemesini yazacağım, inşallah karakter sınırı vesaire yoktur 😅. Bu kısma şöyle başlamak istiyorum, Hyundai Accent Admire bence Accent'in zirve noktasıdır. Oturaklı, yayvan ve basık duruşu, 1.6 olanındaki o 105 beygirlik DOHC G4ED motorunun ivmelenmede burnunu havaya kaldırması, direksiyondan kaputu görmek ve tam bağımsız arka süspansiyonlar... Güzel araba be 😀. Bağımsız süspansiyon konusunda 2010 öncesi tüm Hyundai'ların bu şekilde olması da ayrı bir takdir edilesi durum. Bu aracın öne çıkan özellikleri; yol tutuşu, konforu ve sorunsuzluğu. Evet içeriye çok ses alıyor, evet uzun yolda koltuklar sırtınızı ve kalçanızı ağrıtıyor ama araç rahat bir araç, yormuyor ve sarsmıyor. Otomatiği ise tamamen arızasızlık ve konfor üzerine programlanmış. Atiklik beklemeyin, 4 ileri zaten. Yakıt tasarrufunu hele unutun. Vites oranları uzun ve motor çok zayıf. 1.3'ü ağır kalıyor. Sollamaya çıkarken gazı köklemeniz gerekiyor. Şanzıman biraz kafası karışık bir şanzıman. Bazen vitesi düşürmekte geç kalırken bazen erkence düşürüyor. Gazı kökleyince yürüyor tabi. Benim hızım 110 - 140 olmuştur her arabada. Bu da o beklentimi karşılıyor. He oralara çıkana kadar bekletiyor epeyce. Bol bol selektör yediriyor, hele ivmesi kesilirse canlanması uzun sürüyor. Gidiyor mu gidiyor ama. Kullanışlı da bir araba kendileri. İç trimler sert plastik ama öyle sesi gürültüsü yok. Kol dayama olmadığı için sizin yaptırmanız gerekiyor. Kapı gözleri ve torpidosu iş görür genişlikte. Gövdede iki tane, ön kapılarda birer tane, arka için de el freninin arkasında bir tane bardaklığı var. 1.3'lerde arka iç aydınlatma, yol bilgisayarı ve elektrikli ayna hiç yok. Güvenlik paketlerde çift airbag ve ABS geliyor bir de opsiyon varsa klima ile deri kumaş koltuklar geliyor, başka yok :) Görüş açısı ve direksiyonu çok hoş hissettiriyor ama. Kara düzen hidrolik direksiyon olduğu için kontrolü kolay. Oturunca gayet sade, kullanışlı, geceleri gözü yormayan bir gösterge, şoförün görebileceği uzunca kaputu, görüş açısı yetersiz küçük aynaları, A sütunu ve yetersiz aynası sebebiyle ufak tefek kör noktaları olan ama şık ve güven veren bir hisse kapılıyorsunuz. Direksiyonu tam tadında, ne Era'lar gibi yumuşacık ne de sert. Tam tadında. Her Asya arabasında olan detaylar ve sorunlar bunda da var tabi ki, bagaj kolu, depo kapağı falan işte. Arabanın tavan yüksekliği gayet güzel, ben 1.94'üm ve 110 kiloyum, rahatça sığıyorum. Dik bile otursam kafam tavana değmiyor. Arkamda oturana hayatı zehir de edebiliyorum, güzel yani. Bu arabanın arkası çok dar ve bagajı küçük, bunu da belirteyim. 1.3 araba, klima açınca ölüyor resmen. Bu sebeple de arka camların Admire'de standart elektrikli olması güzel bir şey. İşte böyle dümdüz araba, görev adamı işte 😀. Ama şunu net olarak söyleyeyim; kesinlikle en konforlu Accent bu. Yumurta Kasa'nın içi daracık, Era da çok küçük ve basık hissettiriyor, ha keza Blue de. Hepsini denedim. En ferahı en oturaklısı en iyi yol tutanı bu Millenium/Admire'ler.

Kronikleri

Geldik en son kısma; kroniklere. Bu araç öyle çok kronikli bir araç değil, yağ yakma kroniği dışında büyük bir kroniği yok bile. İlk başta 1.5 CRDI'lerden hızlıca bahsedeyim. Bunlar 3 silindirli turbo dizel araçlar. Yeni 3 silindirler bile daha tam oturmamış ustaları yaygınlaşmamışken ilk nesilleri kötülemek bence adil olmaz. Bu araçları genelde iş bilmez ustalarda heder ettikleri için düzen tutmaz bu 3 silindirler. Gerçek usta eli görenler kesinlikle arızasız, acayip ekonomik ve atik motorlardır. Sadece sarsıntılı çalışırlar. Usta sıkıntılı, bakımı eksikse gözden yaş akıtır ama. Gelelim 1.6'lara; bunlar DOHC motorlardır, üst devirlerde uçak gibidirler. En büyük belaları yağ yakmalarıdır. Başka büyük kronikleri yoktur. Ustası boldur, LPG ile uyumludur ama biraz nazlanır. 1.3 olanlar ise güncelde Elantra'nın ülkemizde kullanmayı çok sevdiği çok noktadan enjeksiyonlu MPI motorlardır. Bu motor kesinlikle kroniksiz, ölümsüz (uzun ömürlü yani), LPG ile tam uyumlu taş gibi motorlardır ama yağ yakarlar 🙃. Yağına suyuna bakın yarım marşla ülke turu yapın, sıkıntı yok. Gelelim bunların hepsinde olan kroniklere. Krank mili konum sensörü kroniktir. Marşı geç alıyorsa veya hiç almıyorsa bu değişir ve sorun çözülür. Dediğim gibi hepsi yağ yakar, Hem segmanlardan hem de üst kapaktan dolayı yakar. Bu araçların diğer bir meşhur kroniği hararettir. Musluk suyu ve pas belalısıdır bu arabanın. Hararet göstergesinin durması gereken yer iki tane küçük noktayla belirtilmiş, onun altındaysa yükselmiyorsa termostat; üzerine çıkıyorsa radyatör ve devirdaim sistemidir. Tüm bunlara rağmen tavan yapıyor ama kaputu açınca hararete dair hiçbir şey yoksa da gösterge kroniği de var ondandır. Bunu da göstergenin şasesini başka yerden çekerek çözüyorlar. İçerideki klima tuşu ve havalandırma düğmeleri kendilerini çabuk salıp kırılıyor veya bozuluyorlar o da kronik sayılabilir. Bir de petek değişimi yapılacaksa, ki hararete sebep olacak paslar ve tıkanıklıklar yapar bunu, komple göğüs sökülüyor bilginize. Göğüs sökülmüşke nortadaki saatin de lehimine el atın çünkü o da kronik. Çalışır, çalışmaz, kafasına göre takılır işte. Ekran sorunu ama, saat sağlam. Radyatör kapağı da kendini çabuk bırakır, su eksiltiyor hortum sertleşiyorsa kapağı değiştirin çözülür. Arkalar hep basıktır çünkü arka amortisörler kroniktir hemen çöker. Kimisi yükseltir, kimisi direkt orijinal amortisör değiştirir, çözülür.

Evet çook uzun bir yazı oldu, okuyanlara çok teşekkür ediyorum. Hakkınızı helal edin, zamanınızı çaldık :) Umarım birilerine bir faydam dokunur.